Ekim ayı geldiğinde pembe kurdeleler bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: Meme kanserinde farkındalık ve erken tanı hayat kurtarıyor.
Peki, günlük hayatımızda yaptığımız beslenme tercihleri meme sağlığımız açısından ne ifade ediyor?
Meme kanseri; genetik ve hormonal özelliklerin yanı sıra yaş, fiziksel aktivite, alkol tüketimi ve vücut ağırlığı gibi birçok faktörle ilişkilendiriliyor. Beslenme de bu yaşam tarzı faktörlerinin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Sağlıklı bir beslenme düzeninin temelinde ise aslında oldukça sade bir yaklaşım var:
Daha çeşitli, daha dengeli ve mümkün olduğunca doğal besinlerle beslenmek.
Sebze ve meyveler, tam tahıllar, kurubaklagiller, yağlı tohumlar ve kaliteli protein kaynakları günlük beslenmemizde düzenli olarak yer almalı. Farklı renklerde sebze ve meyveler tüketmek (gökkuşağı gibi) , soframızı vitamin, mineral ve lif açısından zenginleştirmenin en kolay yollarından biri.
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Meme kanserini önleyen tek bir “mucize besin” yok. Brokoli, nar, zerdeçal ya da herhangi başka bir besini tek başına tüketmenin hastalığı önlediğini söylemek bilimsel olarak doğru değil. Asıl önemli olan, uzun vadede sürdürülebilen sağlıklı beslenme alışkanlıkları oluşturmak.
Fazla vücut ağırlığının, özellikle menopoz sonrası dönemde meme kanseri riskiyle ilişkili olabildiği biliniyor. Bu nedenle dengeli beslenmenin yanında düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı vücut ağırlığının korunması da önem taşıyor.
Bir diğer önemli konu ise alkol tüketimi. Alkolün meme kanseri riskini artırabildiği bilindiğinden, tüketimin sınırlandırılması sağlıklı yaşam açısından önem taşıyor.
Ancak tüm bunların yanında en önemli mesajı unutmamak gerekiyor: Beslenme, erken tanının yerini tutmaz. Yaşa ve kişisel risk durumuna uygun sağlık kontrollerinin ve taramaların ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor.
Bu Pembe Ekim'de kendimize küçük bir söz verebiliriz. Tabağımıza daha fazla renk eklemek, hareket etmeye biraz daha fazla zaman ayırmak, sağlıklı alışkanlıklarımızı güçlendirmek ve kontrollerimizi ertelememek…
Çünkü bazen sağlığımız için attığımız en önemli adım, kendimizi daha fazla ertelememeye karar verdiğimiz andır.
Sağlık dolu bir hafta diliyorum.
Dyt. Melis Tüzün