Lipödemde doğru tanı, bilimsel yaklaşım ve kişiye özel beslenmenin önemine gelin bir bakalım.

L I P O D E M D E D O G R U B I L G I V E B E S L E N M E N I N N E M I 20545

Geçtiğimiz cumartesi günü Eskişehir’de düzenlenen lipödem sempozyumuna konuşmacı olarak davet edilmek ve mesleki bilgi birikimimi katılımcılarla paylaşmak benim için oldukça kıymetli bir deneyimdi. Sağlık alanında farkındalık oluşturmayı, bilimsel bilgiyi yaygınlaştırmayı ve meslekler arası bilgi paylaşımını desteklemeyi amaçlayan bu tür organizasyonların önemli bir değer taşıdığına inanıyorum.

Lipödem, özellikle kadınlarda görülen; çoğunlukla bacaklarda, bazen de kollarda simetrik yağ dokusu artışıyla karakterize, ağrı, hassasiyet, ağırlık hissi ve kolay morarma gibi belirtilerle kendini gösterebilen kronik bir sağlık sorunudur. Ancak lipödemi yalnızca fiziksel görünüm üzerinden değerlendirmek, hastalığın kişilerin günlük yaşamı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini göz ardı etmek anlamına gelir.

Whatsapp Image 2026 10 14 At 15.56.54

Lipödem ile obezite aynı şey değildir.

Toplumda lipödemin yalnızca kilo fazlalığıyla ilişkili olduğu yönünde yanlış bir algı bulunabiliyor. Oysa lipödem, normal vücut ağırlığına sahip kişilerde de görülebilir. Kilo yönetimi ve lipödemin birlikte değerlendirilmesi gereken durumlar olsa da lipödemli bireylerin yaşadığı her sorunu yalnızca kilo üzerinden açıklamak doğru değildir. Bu nedenle tanı sürecinde kişinin öyküsü, belirtileri ve klinik değerlendirmesi bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Beslenme tedavinin önemli bir parçasıdır.

Lipödem yönetiminde beslenmenin amacı yalnızca tartıdaki rakamı değiştirmek değildir. Yeterli ve dengeli beslenmeyi desteklemek, eşlik eden sağlık sorunlarını yönetmek, uygun vücut ağırlığının korunmasına yardımcı olmak ve kişinin genel iyilik halini desteklemek temel hedefler arasındadır.

Akdeniz tipi beslenme yaklaşımında yer alan sebze ve meyveler, tam tahıllar, kurubaklagiller, zeytinyağı, kuruyemişler ve uygun miktarlarda balık gibi besinler, kişiye özel bir beslenme planının parçaları olabilir. Bununla birlikte, lipödemi tek başına ortadan kaldırdığı kanıtlanmış özel bir beslenme modeli bulunmamaktadır. Bu nedenle çok kısıtlayıcı diyetler veya herkese aynı şekilde uygulanan beslenme programları yerine, bilimsel kanıtlar doğrultusunda bireysel gereksinimlere uygun planlamalar tercih edilmelidir. Ancak eliminasyon diyetleri, ketojenik veya düşük karbonhidratlı Akdeniz tipi beslenme modelleri, lipödem yönetiminde bazı olumlu sonuçlarla ilişkilendirilebilse de bu yaklaşımların etkinliğini ve uzun dönem sonuçlarını ortaya koymak için daha fazla bilimsel kanıta ihtiyaç duyulmaktadır.

Lipödemin yönetimi multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Hekim değerlendirmesi, kişiye uygun hareket ve egzersiz programı, gerekli durumlarda kompresyon uygulamaları ve diyetisyen tarafından planlanan beslenme desteği bu sürecin farklı bileşenlerini oluşturabilir.

Whatsapp Image 2026 10 14 At 15.57.16 (1)

Farkındalık, doğru bilgiyle başlar.

Lipödem yaşayan bireylerin anlaşılmaya, doğru yönlendirilmeye ve bilimsel temelli sağlık hizmetlerine erişmeye ihtiyacı vardır. Bu süreçte yargılayıcı bir dil yerine destekleyici bir yaklaşım benimsemek, kişilerin hem fiziksel hem de psikolojik iyilik halini gözetmek büyük önem taşır.

Lipödem konusunda farkındalığın artmasına katkı sağlayan bilimsel toplantıların çoğalmasını diliyor; sağlığın, doğru bilginin ve disiplinler arası iş birliğinin merkezde olduğu çalışmaların önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Çünkü lipödemi anlamak, yalnızca bir hastalığı tanımak değil; bu durumla yaşayan bireylerin ihtiyaçlarını görmek ve yaşam kalitelerini desteklemek demektir.

Sağlıkla kalın.

Diyetisyen Melis Tüzün

Whatsapp Image 2026 10 14 At 15.57.51