TÜRK SİYASETİNİ VE SEÇMEN İRADESİNİ YOK SAYARAK OLUŞTURULAN MUTLAK BUTLAN KARARININ YOK HÜKMÜNDE (KEENLEMYEKÜN) OLDUĞUNA DAİR HUKUKİ VASIFLANDIRMA VE TÜRK DEMOKRASİSİNİN KURUCU VE TAŞIYICI GÜCÜ CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NİN YOL HARİTASI KONUSUNDA BİR DÜŞÜNCE
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi Başkanlığı, 20 sayfadan oluşan kararının 4. sayfasının konu bölümünde “DERNEK(GENEL KURUL KARARLARININ İPTALİ İSTEMLİ)” demekle, kararı Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’ndaki akitlere ilişkin düzenlemelere dayandırarak bir medeni hukuk, yani gerçek kişilerin birbirine karşı ve gerçek kişilerin tüzel kişilere karşı (şirket, vakıf, dernek), tüzel kişilerin de birbirlerine karşı olan edim ve karşı edimlerini ve akitlerin, yani sözleşmelerin (kira sözleşmesi, satım sözleşmesi, tek taraflı irade beyanı olan vasiyetname, borçlandırıcı kambiyo düzenlemeleri gibi) hukuki kavram ve müesseselerin üzerine ve bu kavram ve müesseselerin iptalini oluşturan hukuka aykırılık hallerinden seçim hukukuna yönelik sonuç oluşturmuş ve günlük tabirle Türk siyasi hayatını darmadağın etmiştir. Oysa 26.04.1961 tarihli 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun, zaman içinde pek çok değişiklik yapılan ve halihazırda yürürlükte bulunan Seçim Kanunu, halk iradesi ile oluşturulan mahalli idareler ve genel seçimler ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerini düzenleyen temel metindir. Yine 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu, siyasi partilerin işleyiş, denetim mercilerini, kapatılma esaslarını veya oluşum esaslarını hangi mercilerin denetleyeceğini açık açık düzenleme altına almıştır. 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun’un 16. maddesi il seçim kurulunun görevlerini, 15. maddesi ilçe seçim kurullarının görevlerini, 49. maddesi ise seçim propagandası serbestliği ve süresini, 63. maddesi seçim süresince yasak işlemleri, keza olayımızda asıl önemli olan konu 298 sayılı yasanın 108. maddesinden başlayan seçim işlemleri ile 110. maddesinde yer alan itiraz mercileri, itirazın şekli, itiraz üzerine verilecek kararlar, 7. kesim ise olağanüstü itiraz durumlarını düzenleme altına almış, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi Başkanlığı’nın seçimlerin mutlak butlan yoluyla yok hükmüne taşıdığı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Kurultayının iptal gerekçesi olan madde ise Seçim Kanunu’nun 152. maddesi olup, bu madde ise sadece ve sadece haksız oy teminine yönelik vaat, menfaat, sair kıymet teklifini bir yıl ile üç yıl arası şahsi sorumluluk sonucuna bağlamış, BİR BAŞKA DEYİŞ İLE ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 36. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NIN DAYANMIŞ OLDUĞU TÜRK MEDENİ KANUNU VE TÜRK BORÇLAR KANUNU’NDA YER ALAN SEÇİMLERDE HAKSIZ OY TEMİNİNİ SEÇİM İPTAL GEREKÇELERİNDE YER VERMEMİŞ, FAKAT SEÇİM SUÇLARINDA DÜZENLEME ALTINA ALMIŞTIR VE BURADAKİ SORUMLULUK DA ŞAHSİ SORUMLULUK OLARAK DÜZENLEMEYE BAĞLANMIŞTIR. YANİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 36. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NIN KARARI, KADASTRO MAHKEMESİNİN CEZA KANUNU UYGULAYARAK YARGILAMA YAPMASINDAN VE ŞAHSA KADASTRO MAHKEMESİ SIFATIYLA MMÜEBBET HAPİS CVEZASI VERMESİ İLE AYNI ANLAMI TAŞIR VEYA YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN ASKERİ MAHKEMELERİN BOŞANMA KARARI VERMESİYLE GÖREV YÖNÜNDEN EŞDEĞERDİR. SEÇİM KANUNU MUTLAK VE MÜNHASIR OLARAK GÖREV VE YETKİYİ:
a. Seçim sırasında ve seçim tutanağı oluşmadan önceki seçim işlemlerine ilişkin usule aykırı iş ve işleyişler yönünden sandık kurullarına,
b. Sandık kurullarının seçimlerin işleyişine yönelik yapılan itirazlara karşı vermiş olduğu kararlara karşı ilçe seçim kurullarına,
c. İlçe seçim kurullarının seçim sonuçlarına ve sandık kurulu kararlarına karşı il seçim kurullarına,
d. Nihayetinde il seçim kurulu kararlarına karşı Yüksek Seçim Kurulu’na itiraz ve şikayet hakkı vermiştir.
Seçim Kanunu’nun 131. maddesi ise “Yazılı şikayetlerin 112. maddedeki şartları ihtiva etmesi lazımdır” demekle, bu şikayetler üzerine Yüksek Seçim Kurulu’nca derhal ve kesin olarak karar verileceğini düzenleme altına almıştır. Şimdi yasal mevzuat ve durum bu iken, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Kurultayının iptali kararının Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu ile Dernekler kanunu çerçevesinde incelenip düzenleme altına alınması, Siyasi Partiler Kanunu’nu, Seçim Kanunu’nu, Anayasa’da yer alan seçimlere ve siyasi partilere yönelik düzenlemelerin açık ihlali olup, bu karar yok hükmündedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; 38. Kurultayın açılışı genel başkanın (her siyasi parti için geçerli) açılış konuşmasıyla başlar, sonrasında divan kurulunun oluşumuyla beraber genel başkan tüm yetkilerini divan kuruluna devretmiş olur, divan kurulu ise aday listelerini aldıktan sonra seçim iş ve işlemlerine yönelik olarak görev ve yetkisi sonlanır, seçim iş ve işlemlerine yönelik olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Kurultayını Çankaya İlçe Seçim Kurulu’nun görev, yetki ve sorumluluğunda ve denetiminde yapılmış olur. Burada kurultaydaki seçimi gerçekleştiren, sandıkları kuran, mühürlü oyları düzenleyen, oyların sayım döküm işlemini yapan Çankaya İlçe Seçim Kurulu olup, Çankaya İlçe Seçim Kurulu’nun yapmış olduğu işlemler ise Dernekler Kanunu’na hiçbir yönüyle bağlı değildir. Bu hali ile kararın giriş kısmı Cumhuriyet Halk Partisi’ni, yani bir siyasi partiyi hemşeri derneği sıfatına bağlamak olur ki, bu da siyasi parti kavramını ve seçim hukukunu inkardır. Tekrarla beraber; Çankaya İlçe Seçim Kurulu’nun seçim sonuçlarını ilanına yani bağlama tutanaklarına ilişkin itirazlar ise 2 gün içinde ilçe seçim kuruluna, il seçim kurulu kararından sonra ise 3 gün içinde Yüksek Seçim Kurulu’na kesin süre içinde yapılması gerekir.
Ben size bu konuyu yasal düzenlemelerdeki hukuki kavramdan öte bir durumla açıklayayım, konu çok daha netleşir: Cumhuriyet Halk Partisi’nin Bilecik Merkez Belediye Başkan Adayı olarak girmiş olduğum 2009 seçimlerinde seçmen sıfatına sahip olmayan polis okulu öğrencilerine yani seçmen kütüğünde yer almaması gereken unsurların Adalet ve Kalkınma Partisi’nin amblemine oy basarak ve işari oy kullanarak 111 oyla Bilecik Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarına yapılan itirazlar; sandık, ilçe ve il seçim kuruluyla Yüksek Seçim Kurulu’ndan reddedilmiştir. Yani burada Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliği’ne mutlak butlan davası ve Bilecik Belediye seçimlerinin iptali yönüyle bir dava açılmamıştır. Çünkü görev ve yetki sandık kurullarından başlayıp Yüksek Seçim Kurulu’nda nihayetlenmektedir. Bu kararla beraber artık seçimlerdeki usulsüzlük veya seçmen kütüklerinin denetlenmesi de kanuna aykırı bir biçimde asliye hukuk mahkemelerine bir görev devri oluşturmuştur, bu da yetki gaspıdır. Yani Anayasal bir kurum olan Yüksek Seçim Kurulu’nun görev ve yetkileri yok sayılmıştır. Hal bu kadar net ve açıktır.
Hele ihtiyati tedbir kararı gibi bir hukuki müessese siyasi partiler üzerinde uygulanamaz. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi Başkanlığı yeniden yargılama yapıp delil toplayan, delil tartışması yapan bir mahkeme değildir. İlk derece mahkemesi kararlarını istinaf denetimine şekli ve maddi anlamda tabi tutar. Keza davanın sonucuna yönelik ihtiyati tedbir kararı verilme yasağına da aykırı hareket edilmiştir. Örneğin bir tapu iptal ve tescil davasında davacının tapu iptal ve tescili talebini tedbiren kabul edip davalı adına kayıtlı olan tapuyu davacıya teslim etmek bir yargılama değildir, “defacto” bir olup bittidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki ihtiyati tedbir kurumu, siyasi partiler yönüyle 298 sayılı yasa ve tüm seçim mevzuatında da bulunmamaktadır. Keza ihtiyati tedbiri uygulayacak merci de Ankara Valiliği ve icra müdürlükleri olmadığı gibi, hele kolluk kuvvetleri hiç değildir. Kolluk güçlerinin UETS yani elektronik tebligat kurumuna karşın ve vekille temsil edilen iş ve işlemlerde Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca vekile tebliğ esas olmasına karşın, biber gazıyla Cumhuriyet Halk Partisi binasına girip kapıları yıkmak ve kapıları yıkarak tebligat yapmak, Tebligat Kanunu’na da aykırı bir durumdur. Konu; demokratik hukuk devleti temellerine aykırı bir oluşumun hukuka karşı hukuk yaratılarak uygulanmasıdır. Sonucu ise Türkiye’nin kendi mevzuatının ve hukuki güvenliğin sorgulanmasına dönüşmüştür. Hukuki tartışmayı elbette Yargıtay, elbette Anayasa Mahkemesi, elbette Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sırasıyla yapacaktır ama virajın siyasi sonuçları fevkalade önemli ve geleceğe ve bir sonraki seçimlerin akışını şekillendireceği kuşkusuzdur. Bu kararın Türk demokrasi hayatına derin etkileri üç gündür kendisini göstermiştir.
Türk demokrasisinin kurucu ve taşıyıcı kolonu Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm unsurlarıyla alacağı siyasi tavır mihenk taşıdır. Bu anlamda her türlü siyasi analizi detaylı yapmak Cumhuriyet Halk Partisi için hayati önemdedir. Örneğin tedbir kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanlık payesi ve yetkisini kullananlar, olası bir erken seçimde Yüksek Seçim Kurulu’na Milletvekili ve Cumhurbaşkanı adaylığı listelerini verdikleri anda, şimdiki tedbirle hak ve yetki kullanan merkez yönetiminin 38. Kurultay öncesi olağan görev süresinin sonlandığı ve dolayısıyla olağan görev süresi sonlanan, 38. Kurultaya partiyi götüren, şimdiki tedbir kararıyla yetki kullanan yönetimin özünde görev süresinin 4-5 Kasım 2023’te sonlandığı ve bu süreden sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayını yapmadığı gerekçesiyle vermiş olduğu gerek milletvekili listeleri gerekse Cumhurbaşkanlığı adayı listesi, görev süresi sonlandığı ve liste verme yetkisinin bulunmadığı yönüyle itiraza uğrar ve Yüksek Seçim Kurulu itirazı kabul ederse ne olacaktır, ana muhalefetin katılmadığı, oyun dışı bırakılmış bir seçimin sonucunu Türkiye nasıl kaldıracaktır?!
Hukuki kavram ve mevzuat bu iken ve ilgililer hakkında açılan ceza davası sonuçlanmamışken hukuk mahkemesince verilen karar, hukuk fakültelerinde ciddi tartışma konusu olmaya adaydır, eğer hukuk fakültesi dekanlara bu kararı okursa!
Cumhuriyet Halk Partisi’nin yol haritasına ilişkin düşünceler bir sonraki yazımızda yer alacaktır.
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu
Seçimlerin yapılması:
Madde 21 – Siyasi partilerin genel merkez, il ve ilçe organları seçimleri ile il kongresi ve büyük kongre delegelerinin seçimleri, yargı gözetimi altında gizli oy ve açık tasnif esasına göre aşağıdaki şekilde yapılır.
Seçim yapılacak büyük kongreyle il ve ilçe kongrelerinin toplantılarından en az onbeş gün önce, kongreye katılacak parti üyelerini belirleyen listeler, büyük kongreyle il kongreleri için Yüksek Seçim kurulunun önceden belirleyeceği seçim kurulu başkanına, ilçe kongreleri için o yer ilçe seçim kurulu başkanına ilçede birden fazla ilçe seçim kurulunun bulunması halinde birinci ilçe seçim kurulu başkanına iki nüsha olarak verilir. Ayrıca toplantının gündemi, yeri, günü, saati ile çoğunluk sağlanamadığı takdirde yapılacak ikinci toplantıya ilişkin hususlar da bildirilir.
Seçim kurulu başkanı, gerektiğinde ilgili kayıt ve belgeleri de getirtip incelemek suretiyle varsa noksanları tamamlattırdıktan sonra seçime katılacakları belirleyen liste ile yukarıdaki fıkrada belirtilen diğer hususları onaylar. Onaylanan liste ile toplantıya ilişkin diğer hususlar kongrenin toplantı tarihinden yedi gün önce siyasi partinin ilgili teşkilatının bulunduğu binada asılmak suretiyle ilan edilir. İlan süresi üç gündür. İlan süresi içinde, listeye yapılacak itirazlar hakim tarafından incelenir ve en geç iki gün içinde kesin olarak karara bağlanır. Bu suretle kesinleşen listeler ile toplantıya ilişkin diğer hususlar, hakim tarafından onaylanarak siyasi partinin ilgili teşkilatına gönderilir.
(Değişik: 28/3/1986 - 3270/7 md.) Kongrelerde yapılacak seçimler ilgili seçim kurulunun gözetimi ve denetiminde yapılır. Bu seçimlerin usul ve şekilleri ile seçimlerde kullanılacak oy pusulası ve listelerin tanzim tarzı siyasi partilerin tüzük ve kongre yönetmelikleri ile düzenlenir.
(Değişik: 28/3/1986 - 3270/7 md.) Seçim kurulu başkanı, bir başkan ile iki üyeden oluşan yeteri kadar seçim sandık kurulu oluşturur. Sandık kurulu başkanı ile bir üyesi memurlar, diğer üyesi de aday olmayan parti üyeleri arasından seçilir. Ayrıca her sandık için aynı şekilde üçer yedek üye de belirlenir. Seçim sandık kurulu başkanının yokluğunda, kurula memur üye başkanlık eder.
Seçim sandık kurulu, kanunun ve parti tüzüğünün öngördüğü esaslara göre seçimlerin yürütülmesi, yönetimi ve oyların tasnifi ile görevli olup, bu görevleri seçim ve tasnif işleri bitinceye kadar aralıksız olarak devam eder.
(Değişik: 31/10/1990 - 3673/1 md.) Listede adı yazılı bulunmayanlar oy kullanamazlar. Oylar, oy verenin nüfus hüviyet cüzdanı veya resimli üyelik kimlik kartı veya kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş resmi belge ile ispat edilmesinden ve listedeki isminin karşısındaki yerin imzalanmasından sonra kullanılır. Oylar, oy verme sırasında sandık kurulu başkanınca verilen, seçim kurulu başkanınca mühürlenmiş ve adayları gösterir listelerin tüzük ve kongre yönetmeliklerinde gösterilen usule uygun bir şekilde işleme tabi tutularak sandığa atılması suretiyle kullanılır. Oy kullanma ve oyların muteberlik şekil ve şartları siyasi partilerin tüzük ve kongre yönetmelikleri ile düzenlenir.
Seçim süresinin sonunda seçim sonuçları tutanakla tespit edilip, seçim sandık kurulu başkan ve üyeleri tarafından imzalanır. Tutanakların bir örneği seçim yerinde asılmak suretiyle ilan edilir. Kullanılan oylar ve diğer belgeler, tutanağın bir örneği ile birlikte üç ay süre ile saklanmak üzere seçim kurulu başkanlığına verilir. Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar hakim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.
Hakim, seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde bir aydan az ve iki aydan fazla bir süre içinde olmamak üzere seçimlerin yenileneceği tarihi tespit ederek ilgili siyasi partiye bildirir. Belirlenen günde yalnız seçim yapılır ve seçim işlemleri bu madde ile kanunun öngördüğü diğer hükümlere uygun olarak yürütülür.
İlçe seçim kurulu başkanı ve seçim sandık kurulu başkanı ile üyelerine, "Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun" da belirtilen esaslara göre Genel Bütçeden ücret ödenir.
Seçimler sırasında sandık kurulu başkan ve üyelerine karşı işlenen suçlar. Devlet memurlarına karşı işlenmiş gibi cezalandırılır.