Girişimciler için doğru zamanlama, doğru bilgi ve destek; çoğu zaman fikrin kendisi kadar hayati öneme sahiptir. Bilgi birikimi, hammaddeye erişim, ulaşım ve lojistik imkânları bir araya geldiğinde sağlıklı bir üretim ekosistemi oluşur. Ancak bu unsurlar tek başına yeterli değildir.
Devlet destekleri ve teşvik mekanizmaları olmadan girişimcinin üstlendiği risk büyür, yol uzar, hedef bulanıklaşır. Bu nedenle girişimciler yalnızca kendi sektörlerini değil, aynı zamanda devlet politikalarını ve ekonomik konjonktürü de yakından takip etmek zorundadır.
Bu çerçevede BEBKA nın duyurduğu "Yerel Kalkınma Hamlesi" dikkat çekici bir başlık olarak karşımıza çıkıyor. Haberi alır almaz, girişimci refleksiyle konunun peşine düştüm. En doğru bilgiyi, en net haliyle almak için BEBKA Bilecik Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Sayın Banuçiçek Özalp ile beraber bir araya geldik.
Görüşmemizde; Bilecik'te desteklenebilecek yatırım konuları, geçtiğimiz yılın başlıkları ve bu yıl eklenen yeni alanlar detaylı biçimde ele alındı. Bu kapsamlı bilgilendirme için kendisine ayrıca teşekkür etmek isterim. Önümüzdeki günlerde bu konuları dört ana başlık altında, haber olarak devam edeceğiz. Detaylara www. yarin11.com adresinden ulaşabilirsiniz.
KAYNAKLAR SONSUZ DEĞİL!
Yerel Kalkınma Hamlesi teşvik programı; Bilecik, Bursa, Eskişehir'i kapsayan, bölgesel bir bakış açısıyla hazırlanmış. Her il için dört başlık belirlenmiş olsa da, özellikle Bilecik açısından öne çıkan alanlar "Tarım ve Hayvancılık, Mermer, Seramik" sektörleri. (Konuların detayları haberimizde geçecek. )
Bu başlıkların ortak noktası ise ilimizin sahip olduğu hammadde kaynaklarına dayanması. Asıl mesele bu kaynakları olduğu gibi tüketmek değil; onları katma değeri yüksek ürünlere dönüştürmek. Bugün üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünlerin dahi değerlendirilmesi mümkünken, israf lüksümüz olmadığını bir kez daha hatırlatmak isterim.
Benim bu programda en çok önemsediğim nokta tam olarak burası: kaynakların doğru, bilinçli ve sürdürülebilir şekilde kullanılması. Çünkü ne toprağımız nede emeğimiz sonsuz!..
KUŞAKTAN KUŞAĞA,"GELECEK"
Köylerimizde tarım ve hayvancılık yalnızca geçim kaynağı değil; kuşaktan kuşağa aktarılan bir tecrübe zinciridir. Dededen toruna geçen bu birikim, bugün modern üretim anlayışıyla birleştiğinde çok daha güçlü bir yapıya dönüşebilir. Ancak üretici sadece sütünü satmakla yetinmek zorunda değil. Sütünü peynire, yoğurda dönüştürebiliyor, markalaşabiliyor, katma değer yaratabiliyor. Devletin sunduğu destekler de tam olarak bu dönüşümü teşvik etmeyi amaçlıyor.
Özetle; geçmişin tecrübesi ile bugünün imkânları biraraya geldiğinde, yerel kalkınma yalnızca bir hedef değil, ulaşılabilir bir gerçek haline geliyor. Yarınlar güzel olsun diye, gelecek toprakta güç dayanışmada...
Kıymet TUNCA / [email protected]