" İlk günler çok zorlandım."

Bir diyetisyen olarak yeni çalışmaya başladığım kişilerden en sık duyduğum cümlelerden biri budur. Üstelik bu cümle çoğu zaman daha diyetin ilk günü, hatta bazen ilk öğünün ardından gelir. Peki gerçekten bu kadar kısa sürede vücut mu zorlanır, yoksa bizi zorlayan başka bir şey mi vardır?

Aslında çoğu zaman sorun açlık değildir. Sorun, zihnimizin "yasak" kelimesine verdiği tepkidir.

Melistuzun

Diyet denildiğinde birçok kişinin aklına ilk olarak vazgeçmesi gereken yiyecekler gelir. "Artık tatlı yiyemem.", "Ekmeği tamamen bırakmalıyım.", "Canım ne isterse unutmalıyım." , “son kez bunu da yemeliyim” gibi düşünceler daha yolun başında kişiyi psikolojik olarak yormaya başlar. Oysa henüz ortada gerçek bir yoksunluk yoktur. Zihin, gelecekte yaşayacağını düşündüğü kısıtlamalara bugünden tepki vermektedir.

Bu durum, beslenme sürecini olduğundan daha zor hissettirebilir. Çünkü yasaklanan besinler, çoğu zaman daha cazip hale gelir. Sürekli "Bunu yememeliyim." diye düşünmek, zihni tam da o besine odaklar. Sonuçta kişi kendini başarısız hisseder ve "Bu diyet işi bana göre değil." diyerek süreci bırakabilir.

Bir diğer önemli nokta ise "ya hep ya hiç" düşüncesidir. Pek çok kişi diyete mükemmel başlaması gerektiğine inanır. Bir gün planın dışına çıktığında ise tüm emeklerinin boşa gittiğini düşünerek tamamen vazgeçebilir. Oysa sağlıklı beslenme, kusursuz olmayı değil; sürdürülebilir olmayı hedefler.

Gerçek şu ki, sağlıklı beslenme sevdiğiniz yiyeceklerle vedalaşmak anlamına gelmez. Önemli olan porsiyon kontrolünü öğrenmek, denge kurabilmek ve besinleri "iyi" ya da "kötü" diye etiketlemek yerine onları doğru zamanda ve uygun miktarda tüketebilmektir.

Kilo verme yolculuğunda en büyük değişim çoğu zaman tabakta değil, düşünce biçiminde başlar. Beslenmeyi bir ceza olarak görmek yerine, bedeninize yaptığınız bir yatırım olarak değerlendirdiğinizde süreç hem daha keyifli hem de daha sürdürülebilir hale gelir.

Unutmayın, başarılı olan kişiler hiç zorlanmayanlar değildir. Başarılı olanlar, zorlandıkları günlerde bile kendilerine anlayış göstererek yollarına devam edebilenlerdir. Çünkü sağlıklı yaşam, birkaç günlük mükemmel bir çabanın değil; küçük ama sürdürülebilir alışkanlıkların sonucudur.