PKK terör örgütü elebaşı ve terör hükümlüsü Abdullah Öcalan tarafından 27 şubat 2026 tarihinde “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın yıldönümü adı altında okunan yazılı metne ilişkin dört bölümlük yazımızın 2. yazısı olan Negatif Aşamadan Pozitif İnşa Aşama cümlesinin irdelenmesinde, bu cümlenin nitelemesinin doğru yapılması önem taşımaktadır.

“Negatif aşamadan pozitif inşa aşaması” iki zıtlık içinde PKK’nın farklı eylem biçimlerini bir bütün halinde uygulama manevra kabiliyetini güçlendirmek istemekte özünde ise PKK terör örgütünü hiçbir şekilde amacının terör örgütü feshi olmadığı silahlı eylemlerini ve 50 bin canımızın yitirilmesini kadife mendille kamufle ederek bu durumu negatif süreç olarak kabullenmekte negatif süreçten ise bir nedamet yani pişmanlık göstermemekte negatif sürecin yani terör sürecinin kendince başarıya ulaştığını akabinde ise sürecin pozitif süreç kavramıyla nihai hedefe odaklanma aracı olarak açıklamaktadır. Dilde olumlu niteleme olan pozitiflik kavramının yansıtılma gayreti ve algıdır. Bu pozitif süreç içinde “gibi” görünen “mış” gibi yapılan pek çok takiyye ve hileyi meşrulaştırarak demokratik toplum demokratik entegrasyon millet ve vatandaşlık kavramının gevşetilmesi ,İller İdaresi ve bir bütün halinde yerel yönetime ilişkin görev ve yetkilerde yeni düzenlemeler bu yeni düzenlemelerin ise zamanın ruhundan çok, 2026 yılının ve sonraki yılların çağdaş yönetime ilişkin görev araçlarının düzenlemelerinden öte ;bu sosla otonom bir niteleme otonomdan sonra ise yerel özerklik tınıları ile başlayan taleplerin yüksek sesle dillendirilmesi ve bunun Ortadoğu’daki var olan ve sonrasında BOP ile eşleşen bir politika ve harita çerçevesinde yürütülmesinin su basmanlarını atmaktadır.

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan sorun çözümünün öznesine kendisini ve kendisine bağlı PKK terör örgütüyle alt ve yan kollarını negatiflikten pozitifliğe geçirmesini negatifliğin de bir eylem olduğunu pozitifliğin de bir eylem olduğunu her iki eylemin de zıtlıklar bir bütün olduğunu bir araç aküsünün eksi ve artı kutup başları gibi görmektedir. Bu ise çok tehlikeli bir söylem ve her an yer değiştirebilecek iki sarkaç kavramdır. PKK silahlı terör örgütü içinde alt birim olarak yapılandırılan ATEŞİN ÇOCUKLARI İNİSİYATİFİ grubunun yakmış olduğu binlerce orman ve binlerce hayvan negatiflik adı altında sonlandırılacak veya PKK mağaralarında kaçırılan askerlerimizin şehit edilmesi negatiflik olarak adlandırılacak yine binlerce dönüm arazide filizlendirilen uyuşturucu madde ve bunun ticaretine yönelik gelirler türlü türlü kara para paravanları negatiflik olarak adlandırılacak negatiflik adı altında da biz bu eylemleri unutacağız yani kamuoyuna yedirilmeye çalışılacak. Bu aşamadan sonra ise pozitif aşamaya geçilecek. Buna inanmak için ya saf dilli olmak ya toplum olarak aldatılmayı kanıksamış olmak lazım. Türk milleti Atatürk’ün tabiri ile zekidir. Bu tip sosları yemez. Bu soslar mide bulandırır.

Sorunun çözümünde özne ne terör örgütü PKK’dır ne de onun yan ve alt terör kuruluşlarıdır. Ya da onun yaratmak istediği oyun alanıdır. Elinde ve namlusunda tüm Anadolu halkının kardeş kanı bulunan kişiden çözüm beklenmez. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın elinde Kürt kökenli vatandaşlarımızın kanı mevcuttur. Çözüm demokratik özgür siyaset içinde çözülmeli siyaset Apo’nun alanına terkedilmemelidir.

Fırat ve Dicle’nin çocuklarının kökü Anadolu topraklarıdır. Sakarya Nehriyle Kızılırmak’la Dicle ile Fırat ile Anadolu Misak-ı Milliyle mühürlenmiştir. Anadolu’da yetişen ağaç hepimizindir, gölgesi de meyvesi de hepimizindir.

Negatiflik ve pozitiflik bu dilde sosyolojik anlamdan öte eylem bütünlüğünü ifade etmektedir. Bu eylemi oluşturmada da terör örgütünün irade sahibi olacağının altını çizmektedir. Oysa iki kutup başı birbirine değdiğinde veya negatif ve pozitif çakıştığında arabanın motoru durur. Çözümün adresi halk ve onun oluşturduğu meşruiyet zeminidir.

Üçüncü yazımızı da süreç içinde “Dil ve din empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir.” cümlesinin başlığı altında paylaşacağız. Kamuoyuna saygı ile görüşlerimizi arz ederiz.16.03.2026