Bilecik’in taş sokaklarında yankılanan eski zamanların sesleri, yıllar geçse de kentin hafızasında yaşamaya devam ediyor. Bir değirmencinin yıllar önce anlattığı hatıralar, bugün geçmişin karanlık ve hüzünlü günlerine ışık tutan kıymetli bir belge olarak yeniden gün yüzüne çıktı.

Bilecik’in Hafızasından Bir Hikâye 18599

Bilecik’in tanınmış yerlilerinden değirmenci Celâl Devecioğlu, 25 Haziran 1993’te, 77 yaşındayken geçmişe dair anılarını öğretmen Halil Kösemen’e anlattı. Kösemen tarafından derlenen bu anlatı, eski Bilecik’in günlük yaşamından işgal yıllarına uzanan çok sayıda değerli bilgiyi bugüne taşıyor. Aradan geçen yıllara rağmen bu anlatının satırlarında yalnızca bir insanın hatıraları değil, bir şehrin geçmişi saklı.

Bir Şehrin Unutulmayan Günleri

Celâl Devecioğlu’nun anlatısı, Bilecik’in eski günlerine dair ayrıntılarıyla adeta zamanın kapısını aralıyor. İşgal dönemine ilişkin aktarılan hatıralar ise belgenin tarihî önemini daha da artırıyor. O yılları kitaplardan okumayan, o günlerin izlerini doğrudan yaşayan bir Bilecikliden dinlemek, geçmişi anlamak açısından ayrı bir değer taşıyor. Bu nedenle Devecioğlu’nun anlatısı, yalnızca bir hatırat değil; Bilecik’in yakın tarihine ilişkin önemli bir sözlü tarih belgesi niteliğinde.

Mehmet Nuri Efendi İçin Yakılan Ağıt

Belgenin en dokunaklı bölümleri ise 5. ve 6. sayfalarda yer alıyor. Şehit edilen Bilecik Müftüsü Mehmet Nuri Efendi için halk arasında yaşanan büyük üzüntünün anlatıldığı bu sayfalarda, acının yalnızca sözlerle değil, bir türkü ve ağıtla da dile getirildiği görülüyor. O günlerin acısını yaşayan insanların duygularını mısralara taşıdığı bu ağıt, aradan geçen yıllara rağmen dönemin toplumsal hafızasını bugüne ulaştıran en çarpıcı ayrıntılardan biri olarak dikkat çekiyor. Bir şehrin yaşadığı acıyı bazen bir belge, bazen eski bir fotoğraf, bazen de nesilden nesile aktarılan bir türkü anlatır. Bu belgede ise üçünün izlerini bir arada görmek mümkün.

Bilecik’in Geçmişine Açılan Bir Pencere

Celâl Devecioğlu’nun yıllar önce anlattığı hatıralar, bugün Bilecik’in geçmişini merak edenler için adeta zamanda açılmış bir pencere niteliğinde. Eski Bilecik’in yaşamına, işgal yıllarına ve o dönemin insanlarının yaşadığı acılara ilişkin anlatılanlar, kentin tarihî hafızasının ne kadar zengin olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Bu değerli çalışmanın gün yüzüne çıkarılmasında emeği bulunan öğretmen Halil Kösemen’in derlemesi ise geçmişten gelen bu sözlü mirasın korunması açısından büyük önem taşıyor. Bilecik’in tarihini yalnızca taş binalarda, eski fotoğraflarda veya arşiv belgelerinde değil, o günleri yaşayan insanların hafızasında da bulmak mümkün.

Celâl Devecioğlu’nun anlatısı da tam olarak böyle bir hafıza hazinesi…

77 yaşındaki bir Bileciklinin dilinden dökülen anılar, bugün aradan geçen yıllara rağmen şehrin geçmişine ışık tutuyor. Bu nedenle anlatının tamamının okunması, eski Bilecik’i ve işgal yıllarını anlamak isteyen herkes için önemli bir tarihî yolculuk niteliği taşıyor.

Belgeye Bilecik Kent Belleği arşivinden ulaşılabiliyor. Eski Bilecik fotoğrafları, belgeleri ve kentin geçmişine ilişkin çok sayıda çalışmanın yer aldığı Kent Belleği, şehrin hafızasını geleceğe taşıyan önemli bir kültür arşivi olarak öne çıkıyor.

Bilecik’in Hafızasından Bir Hikâye 18598Bilecik’in Hafızasından Bir Hikâye 18596Bilecik’in Hafızasından Bir Hikâye 18597

Kaynak: KENT BELLEĞİ