Bugün cebimizde taşıdığımız telefonlarla dünyanın öbür ucuyla saniyeler içinde konuşabiliyoruz. Ancak Bilecik’in bundan yıllar önceki telefon günlerinde, bir sesin başka bir telefona ulaşması bugünkü kadar kolay değildi.

Henüz dijital sistemlerin, bilgisayarların ve tuşlu telefonların hayatımıza girmediği yıllarda telefon görüşmeleri, insan emeğiyle çalışan manuel santraller üzerinden gerçekleştiriliyordu. Bir telefon görüşmesinin başlaması için önce ahizenin kaldırılması, ardından santraldeki operatörün bağlantıyı kurması gerekiyordu.
“Numara Lütfen?”
Eski telefon sistemlerinde numara çevirmek için ne tuş takımı vardı ne de bugün alıştığımız döner kadranlar… Telefon etmek isteyen kişi ahizeyi kaldırdığında, bağlı olduğu santralde bir ışık yanıyor veya küçük bir kapak düşüyordu. Santral operatörü bunu görerek hatta giriyor ve karşısındaki kişiye “Numara lütfen?” ya da “Kimi arıyorsunuz?” diye soruyordu. Arayan kişi görüşmek istediği kişinin adını veya kısa telefon numarasını söylüyordu.
Gerisini ise santral operatörü yapıyordu.
Önündeki fişli bağlantı panosunda kabloları tek tek kontrol eden operatör, arayan kişinin hattını karşı tarafın yuvasına fiziksel olarak bağlıyordu. Böylece iki kişi arasındaki telefon görüşmesi başlatılıyordu. Bugünün teknolojisi düşünüldüğünde oldukça uzak bir dönem gibi görünse de, bir zamanlar telefon görüşmesi yapmak Bilecik’te de böyle bir emek ve dikkat gerektiriyordu.
Bilecik’te 1000 Abonelik Yeni Dönem
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insan gücüyle yapılan bağlantıların yerini mekanik otomatik santraller almaya başladı. Artık telefon görüşmelerinin kurulması için santral operatörüne ihtiyaç kalmıyor, çevrilen numara üzerinden bağlantı otomatik olarak gerçekleştiriliyordu. Bilecik de bu teknolojik dönüşümün önemli adımlarından birine 29 Aralık 1978’de tanıklık etti.
1000 abonelik telefon santrali, düzenlenen törenle hizmete alındı.
Bu santral, yalnızca yeni bir teknolojik sistemin devreye girmesi anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda Bilecik’in iletişim tarihinde yeni bir dönemin başlangıcıydı. Bir zamanlar “Numara lütfen?” diyerek başlayan telefon görüşmeleri, artık mekanik sistemlerin yardımıyla daha hızlı ve kolay şekilde kurulabilecekti.
Bugün akıllı telefonların, görüntülü görüşmelerin ve internet üzerinden saniyeler içinde gerçekleştirilen iletişimin olduğu bir çağda, 1978’de hizmete giren 1000 abonelik santral belki de küçük bir ayrıntı gibi görünebilir. Oysa o yıllarda bu santral, Bilecik için geleceğe açılan önemli bir teknoloji kapısıydı.
Bir Şehrin Telefon Hafızası
Eski fotoğraflar ve belgeler, yalnızca geçmişi göstermekle kalmaz; bir şehrin nasıl değiştiğini de anlatır. 1978 yılında hizmete giren 1000 abonelik telefon santrali de Bilecik’in teknolojiyle tanışma ve iletişim altyapısını geliştirme sürecinin hafızalarda kalan önemli duraklarından biri.
Bugün geçmişe dönüp bakıldığında, o santralin başında görev yapan insanların emeği, kabloların ve bağlantıların arasında yaşanan telefon hikâyeleri, eski Bilecik’in unutulmaya yüz tutmuş anılarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bir zamanlar bir telefonu bağlamak için insan eli gerekiyordu. Bugün ise dünyanın diğer ucuna tek dokunuşla ulaşıyoruz.
Bilecik’in bu teknolojik dönüşümüne ilişkin eski fotoğraf ve belgelere ulaşmak isteyenler, kentin geçmişine ışık tutan Bilecik Kent Belleği arşivini ziyaret edebilir.





