Bugün Osmaneli diye bildiğimiz Lefke'nin sokaklarında, bundan yaklaşık dört asır önce dünyaya gelen bir çocuk vardı. Belki o günlerde kimse onun bir gün Osmanlı Devleti'nin en önemli makamlarından birine kadar yükseleceğini bilmiyordu.

Lefke’den İstanbul’a Uzanan Bir Hayat Lefkeli Mustafa Paşa 19689

Adı Lefkeli Mustafa Paşa idi. Lefke'de doğan Mustafa Paşa, genç yaşta Enderun'da yetişti. Osmanlı sarayının en seçkin eğitim kurumlarından biri olan Enderun'da aldığı eğitim, onun devlet hizmetindeki yolculuğunun da başlangıcı oldu. Bir süre sonra silahtarlık görevine getirildi. Sarayda başlayan bu görev, onu zamanla Osmanlı coğrafyasının farklı köşelerine taşıdı.

1617 yılının Aralık ayında saraydan ayrılarak Mısır Valiliği görevine tayin edildi. Yıllar ilerledi... Osmanlı tahtında değişimler, sarayda iktidar mücadeleleri ve İstanbul'da çalkantılı günler yaşanıyordu. II. Osman'ın tahttan indirilmesi ve öldürülmesiyle sonuçlanan 1622 yılı olayları sırasında Mustafa Paşa da İstanbul'daydı ve vezir olarak görev yapıyordu.

Derken tarihler 8 Temmuz 1622'yi gösterdi. Lefkeli Mustafa Paşa, Sultan I. Mustafa'nın dadısının kocası olması nedeniyle Mere Hüseyin Paşa'nın yerine sadrazamlığa getirildi. Fakat Mustafa Paşa'nın sadrazamlığı, Osmanlı tarihinin oldukça karışık bir dönemine denk gelmişti.

Saraydaki siyasi dengeler bozulmuş, kapıkulu askerleri İstanbul'da büyük bir güç haline gelmişti. Devlet yönetiminde yaşanan sıkıntılar, sadrazamın hareket alanını da daraltıyordu. İstanbul'da yükselen huzursuzluk kısa süre içerisinde Mustafa Paşa'nın makamına kadar ulaştı.

Kapıkulu askerlerinin ileri gelenleri, Sultan Mustafa ve annesinin bulunduğu Davut Paşa Sarayı'na bir mektup göndererek sadrazamı istemediklerini bildirdi. Mustafa Paşa hakkında rüşvet aldığı ve devlet işlerinde fazla yumuşak davrandığı yönünde suçlamalar dile getirildi.

Ve Lefkeli Mustafa Paşa'nın sadrazamlık dönemi kısa sürdü. 21 Eylül 1622'de görevinden azledildi. Yerine Gürcü Mehmed Paşa sadrazam olarak tayin edildi. Büyük makamlar bazen kısa sürer... Fakat bir insanın hayatı, taşıdığı unvandan çok daha uzundur.

Lefkeli Mustafa Paşa da sadrazamlıktan ayrıldıktan sonra devlet hizmetinden tamamen kopmadı. Kendisine İzmit ve Kastamonu sancakları arpalık olarak verildi. İstanbul'daki konağında yaşamını sürdürdü.

Yıllar geçti.

Osmanlı'nın tahtında hükümdarlar değişti, İstanbul'un sokakları nice olaylara tanıklık etti. Lefke'den çıkıp saraya uzanan Mustafa Paşa'nın hayat yolculuğu ise sessizce sona yaklaştı. 1648 yılının sonlarına doğru İstanbul'da hayatını kaybetti. Ardından Divanyolu üzerindeki Ali Paşa Camii mezarlığına defnedildi.

Bugün Osmaneli'nin sokaklarında yürürken belki onun adını taşıyan bir yapıya rastlamayabiliriz. Fakat bundan yaklaşık dört yüz yıl önce bu topraklarda doğan bir insanın, Enderun'dan Osmanlı sarayına, oradan Mısır valiliğine ve nihayet sadrazamlık makamına uzanan hikâyesi hâlâ geçmişin sayfalarında duruyor.

Lefke'nin tarihini yalnızca taş köprüler, konaklar ve eski sokaklar anlatmıyor. Bazen bir insanın hayatı da bir şehrin tarihine açılan kapı oluyor. Ve Lefkeli Mustafa Paşa'nın hikâyesi, Osmaneli'nin geçmişinden İstanbul'un kalbine uzanan dört asırlık bir yolculuğun sessiz hatırası olarak yaşamaya devam ediyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ