Bilecik’in Gülümbe köyünde geçmişte yetiştirilen havuç, köylülerin hafızasında tadı ve kalitesiyle ayrı bir yere sahip. Eskiler, o yıllarda tarladan çıkarılan havucun bugün sofralara gelen havuçlardan çok daha farklı olduğunu anlatıyor.
Toprağın bereketiyle yetişen Gülümbe havucu, geçmişte köy mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alıyordu. Tarladan sökülen havuçlar çoğu zaman yıkanıp doğrudan tüketiliyor, kendine has çıtırlığı ve tatlılığıyla özellikle çocukların büyük ilgisini çekiyordu.
Gülümbe’nin eski sakinleri, havucun köyde bolca yetiştirildiği dönemleri bugün hâlâ özlemle hatırlıyor. O yıllarda üretimin yalnızca geçim kaynağı olmadığını, aynı zamanda köy yaşamının doğal bir parçası olduğunu anlatan vatandaşlar, Gülümbe havucunun lezzetinin de unutulmadığını söylüyor.
Eskilerin havuçla ilgili anlattığı bir başka ayrıntı ise gözler. Köyde havucun bol tüketildiği dönemlerde insanların gözlerinin çok iyi gördüğü, gözlük kullananların ise yok denecek kadar az olduğu anlatılıyor.
Bugün geride kalan bu anılar, Gülümbe’nin tarım kültüründe havucun nasıl önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor. Tarladan sofraya uzanan o eski lezzet, aradan geçen yıllara rağmen köylülerin hafızasında yaşamaya devam ediyor.
Gülümbe’de havuç denildiğinde akıllara yalnızca bir sebze değil, toprağın bereketiyle yoğrulmuş eski bir köy hikâyesi geliyor. Eskilerin deyimiyle, “O zamanın havucu bir başkaydı.”





