Takvimler 4 Mart 1900'ü gösteriyordu... Ertuğrul Sancağı'nın yollarında henüz otomobillerin, kamyonların ve asfalt yolların olmadığı; kervanların, at arabalarının ve yolcuların ağır ağır ilerlediği yıllardı. Söğüt yolunda, Karasu Nehri'nin üzerinde ise yıllardır yolculara geçit veren bir köprü vardı: Sekiz Değirmenler Köprüsü...

Bilecikte Bir Köprünün Ardında Kalan Zaman 19702

O günlerde İstanbul'da yayımlanan Sabah Gazetesi'nin sayfalarında, bugün belki de çoğumuzun adını dahi bilmediği bu köprüyle ilgili küçük ama kıymetli bir haber yer aldı.

Habere göre Ertuğrul Sancağı'nda, Bilecik-Söğüt yolunda ve Karasu Nehri üzerinde bulunan Sekiz Değirmenler Köprüsü'nün onarılması gerekiyordu. Hüdavendigar Vilayeti'nin bildirdiği ihtiyaç üzerine dönemin Ticaret ve Nafia Nezareti tarafından gerekli izin verilmiş, köprünün tamiratı için çalışma başlatılmıştı.

Ve zaman geçti... Köprünün onarımı tamamlandı. Artık nehirden geçmek isteyen yolcular için yol yeniden kolaylaşmış, geliş ve gidiş güvenli hale getirilmişti. Dönemin resmi yazışmalarında bu durum, köprünün "mürur ve uburun teshil ve temin edildiği" ifadeleriyle kayda geçirildi.

Belki o gün köprünün üzerinden geçen bir yolcu, aradan 126 yıl geçtikten sonra adının bir gazete arşivinde yeniden okunacağını hiç düşünmemişti. Belki bir değirmenci, sabahın ilk ışıklarıyla işinin başına giderken o köprünün taşlarına bastı.

Bilecikte Bir Köprünün Ardında Kalan Zaman 19701

Belki Söğüt'e giden bir yolcu, Karasu'nun sesini dinleyerek köprüden geçti. Belki de bir çocuk, babasının elini tutup köprünün kenarından nehre baktı. Bugün elimizde kalan ise yalnızca birkaç satırlık eski bir gazete haberi ve geçmişten günümüze ulaşan bir fotoğraf...

Ancak Bilecik Kent Belleği'nin arşivinde yer alan bu belge, aslında bize bir köprüden çok daha fazlasını anlatıyor. Bir şehrin yollarını, insanlarını, gündelik hayatını ve zaman içinde değişen yüzünü gösteriyor.

1900 yılının o eski gazete sayfasında geçen "Sekiz Değirmenler" adı, bugün kulağımıza uzak ve yabancı gelebilir. Fakat o köprü bir zamanlar insanların hayatının içindeydi. Yolcuların geçişine, ticaretin hareketine, köylerin ve kasabaların birbirine bağlanmasına sessizce tanıklık ediyordu.

Aradan geçen yıllar içinde yollar değişti, araçlar değişti, şehirler büyüdü. Ama geçmişin taşlarına sinen hikâyeler değişmedi. Bazen bir köprünün hikâyesi, aslında bir şehrin hikâyesidir.

Bilecik Kent Belleği'nde saklanan bu eski gazete haberi de bizi 1900 yılının Ertuğrul Sancağı'na, Karasu Nehri'nin kıyısına ve Sekiz Değirmenler Köprüsü'nün başına götürüyor. Bir asırdan fazla zaman sonra, o köprünün hikâyesi yeniden anlatılıyor. Çünkü bazı hikâyeler unutulmak için değil, gelecek kuşaklara geçmişin izlerini göstermek için yaşar.

Kaynak: HABER MERKEZİ