Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin, bu kez makam odasında değil, yere serilen hamur tahtasının başında gönüllere dokundu. Oklavayı eline alıp ilçenin üretken kadınlarıyla birlikte yufka açan Tekin’in samimi görüntüleri, Anadolu kadınının emeğini, paylaşmanın güzelliğini ve Pazaryeri’nin sıcak insan ilişkilerini bir araya getirdi. Hamurun başında koyulaşan sohbetler, geleneksel lezzetlerin ötesinde bir gönül hikâyesine dönüştü.

Bazen bir insanı anlatmak için yaptığı hizmetleri sıralamak yetmez. Bazen bir oklava, bir parça hamur, yere bağdaş kurup edilen içten bir sohbet anlatır her şeyi… Makamların mesafesini ortadan kaldıran, insanlarla arasına görünmez duvarlar örmek yerine aynı sofranın, aynı emeğin ve aynı hayatın parçası olmayı seçenler vardır. İşte Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin, bu kez tam da böyle bir anla gündeme geldi.
Pazaryeri’nde halkın “Şalvarlı Efe” diye tanıdığı Zekiye Tekin, ilçenin üretken kadınlarıyla bir araya gelerek oklavayı eline aldı, hamurun başına geçti. Yere oturup kadınlarla birlikte yufka açan Tekin, yalnızca mutfaktaki hünerini değil, günlük hayatın içinden gelen samimiyetini de ortaya koydu.
Kameralara yansıyan görüntülerde hamurun üzerinde gezinen oklava kadar, yüzlerdeki tebessüm ve sohbetin sıcaklığı da dikkat çekti. Ortaya çıkan manzara, Anadolu’nun asırlardır yaşattığı imece kültürünü hatırlattı. Bir yanda emekle incelen hamurlar, diğer yanda birbirini anlayan, aynı dili konuşan insanların içten sohbeti… Pazaryeri’nin gündelik hayatından süzülen bu güzel tablo, izleyenlerin de içini ısıttı.

Makamın değil, gönlün diliyle konuştu
Zekiye Tekin’i bu buluşmada farklı kılan, yalnızca eline oklava alıp yufka açması değildi. Asıl dikkat çeken, kadınlarla aynı hizaya gelmesi, onların arasına katılması ve gündelik hayatın doğal akışı içinde kendine yer bulmasıydı.
Belediye başkanlığı makamı, sorumlulukları ve hizmetleriyle önemli bir görev. Ancak kimi zaman insanların hafızasında yer eden anlar, resmî toplantılardan ya da kürsülerden yapılan konuşmalardan çok daha farklı bir yerde duruyor. Birlikte gülmek, aynı hamura el vermek, geçmişten bugüne uzanan tarifleri konuşmak ve bir lezzetin hazırlanışındaki incelikleri paylaşmak da insanları birbirine yaklaştırıyor.
Tekin’in kadınlarla birlikte yere oturup yufka açması, bu açıdan sıradan bir mutfak görüntüsünün ötesine geçti. Çünkü yufka açmak, Anadolu’da yalnızca yemek hazırlamak değildir; aynı zamanda tecrübenin kuşaktan kuşağa aktarıldığı, komşuluğun güçlendiği, sohbetin koyulaştığı ve paylaşmanın anlam kazandığı bir gelenektir.
Bir hamurun etrafında toplanan kadınlar, aslında yıllardır süregelen bir kültürün temsilcileridir. Her biri kendi deneyimini, kendi el alışkanlığını ve kendi mutfak bilgisini taşır. Oklavanın hamur üzerindeki hareketinde yılların birikimi, yufkanın inceliğinde sabır, hazırlığın her aşamasında ise emek vardır. Tekin de bu geleneğin içine katılarak kadınların dünyasına eşlik etti.

Yufkanın inceliğinde ustalık, sohbetinde samimiyet vardı
Yufka açmak, dışarıdan bakıldığında kolay gibi görünse de maharet isteyen bir iştir. Hamurun kıvamını tutturmak, bezeleri hazırlamak, oklavayı doğru kullanmak ve yufkayı inceltirken yırtılmasını önlemek tecrübe ister.
Başkan Tekin’in hamur açmanın yanı sıra pişirme aşamasının inceliklerine de hâkim olması, buluşmaya ayrı bir renk kattı. Hamurun hazırlanmasından pişirilmesine uzanan sürecin ayrıntılarına eşlik eden Tekin, mutfaktaki el becerisiyle de dikkat çekti.
Yufkaların hazırlanması sırasında koyulaşan sohbetler, buluşmanın en güzel yanlarından biri oldu. Çünkü Anadolu’da mutfak, yalnızca yemeklerin piştiği bir yer değildir. Hatıraların anlatıldığı, eski günlerin yad edildiği, komşulukların pekiştiği ve insanların birbirine daha da yakınlaştığı bir hayat alanıdır.
Bazen bir yufkanın başında çocukluk anıları canlanır, bazen annelerden öğrenilen tarifler yeniden anlatılır. Kimi zaman da günlük hayatın telaşı, hamurun başında edilen birkaç samimi sözle yerini huzura bırakır. Pazaryeri’nde yaşanan bu buluşma da böylesi sıcak anlara sahne oldu.
Yufkaya salça, buluşmaya gönül kattı
Yufka açma buluşmasının en dikkat çeken ayrıntılarından biri de hazırlanan yufkanın salçayla yoğrularak ikram edilmesiydi. Tekin’in hazırlık sürecine katılması ve ikramı da ihmal etmemesi, görüntülere ayrı bir sıcaklık kattı.
Anadolu mutfağının güzelliği, çoğu zaman gösterişli sofralarda değil, eldeki malzemeyle hazırlanan sade ama lezzetli yiyeceklerde saklıdır. Bir yufka, biraz salça ve paylaşma isteği… Bazen bir araya gelmek için bundan fazlasına ihtiyaç duyulmaz.
Yemeğin hazırlanması kadar onu birlikte paylaşmak da önemlidir. Çünkü aynı sofraya oturmak, insanları yalnızca doyurmaz; aradaki mesafeleri de azaltır. Tekin’in yufkayı hazırlayıp ikram etmesi, bu geleneksel buluşmanın paylaşma duygusunu tamamlayan ayrıntılarından biri oldu.
Görüntülere yansıyan içtenlik, Pazaryeri’nin günlük yaşamında hâlâ canlılığını koruyan geleneklerin değerini bir kez daha hatırlattı.
Pazaryeri’nin sevilen yüzü, bu kez oklavayla konuştu
İlçede “Şalvarlı Efe” olarak tanınan Zekiye Tekin, samimi tavırları ve halkla iç içe görüntüsüyle dikkat çekiyor. Özellikle kadınlarla kurduğu iletişim ve günlük yaşamın içindeki buluşmalara katılması, onu ilçe sakinlerinin yakından takip ettiği isimlerden biri hâline getiriyor.
Bu kez de üretken kadınlarla birlikte yufka açan Tekin, alışılmış resmî görüntülerin dışında, hayatın doğal akışından bir kareyle gündeme geldi. Oklavayı eline alıp hamurun başına geçmesi, sohbetlere katılması ve hazırlanan lezzeti ikram etmesi, buluşmayı sıcak bir yaşam hikâyesine dönüştürdü.
Elbette bir ilçenin gerçek hikâyesi yalnızca hizmet binalarında, toplantı salonlarında ya da tören alanlarında yazılmaz. O hikâye bazen bir mahallede, bazen bir esnaf ziyaretinde, bazen de yere serilen bir hamur tahtasının çevresinde şekillenir. İnsanların birbirine dokunduğu, emeklerini paylaştığı ve aynı sofranın etrafında buluştuğu anlar, kent yaşamının görünmeyen ama güçlü bağlarını oluşturur.
Pazaryeri’ndeki yufka buluşması da tam olarak böyle bir kare sundu. Oklavanın hamur üzerinde bıraktığı izler, kadınların emeği ve sohbetin sıcaklığı, geleneksel yaşam kültürünün güzelliğini gözler önüne serdi.

Bir oklava, bir yufka, kocaman bir gönül sofrası…
Günün sonunda geriye yalnızca açılan yufkalar ya da hazırlanan lezzetler kalmadı. Kadınların bir araya geldiği, sohbetin paylaşıldığı ve geleneklerin yaşatıldığı güzel bir buluşmanın görüntüleri hafızalarda yer etti.
Zekiye Tekin’in oklavayı eline alıp kadınlarla birlikte hamur açması, Anadolu’nun sade ama güçlü bir gerçeğini yeniden hatırlattı: Bazen en güzel buluşmaların davetiyesi yoktur; bazen en sıcak sofraların gösterişe ihtiyacı olmaz. Biraz hamur, biraz emek, içten bir sohbet ve paylaşmaya açık bir gönül yeter.
Pazaryeri’nde bu kez yufkalar açıldı, sohbetler koyulaştı, gelenekler yaşatıldı. “Şalvarlı Efe” Zekiye Tekin de bu sıcak tablonun içinde, oklavasıyla ve samimi tavırlarıyla yerini aldı.
Çünkü kimi hikâyeler uzun uzun anlatılmaz; bir görüntüyle, bir tebessümle ve paylaşılan bir lokmayla kendini anlatır. Pazaryeri’nden yansıyan bu kareler de tam olarak böyle bir hikâye bıraktı: Emeğin, kadın dayanışmasının ve gönülden gelen samimiyetin hikâyesi.





