Yeminli Mali Müşavir Münür Şahin, Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerin geleceğine dair çarpıcı uyarılarda bulundu. Şahin’e göre, kurumsallaşmayı başaramayan şirketler artan denetimler karşısında hem mali hem de hukuki açıdan büyük risklerle karşı karşıya kalacak.

Vergi Odaklı Yönetim Şirketleri Çıkmaza Sürüklüyor
Türkiye’de KOBİ’lerin büyük bölümü faaliyetlerini vergi odaklı ve kısa vadeli bir anlayışla sürdürüyor. Planlama yapılmadan alınan riskler; vergi denetimleri, iş kazaları, personel ihtilafları ve hatalı finansal kararlarla birleşince şirketler ağır maddi ve manevi kayıplar yaşıyor.
Ortaklar Muhasebe Kayıtlarının Farkında Değil
Şirket ortaklarının önemli bir kısmı, muhasebe kayıtlarında şirketlerinin nasıl göründüğünden habersiz. Oysa şirketin tüzel kişiliği, ortakların şahsından ayrı bir yapıya sahip. Ortakların şirkete para koyması, para çekmesi ya da şirket varlıklarını kullanması belirli yasal kurallara bağlı. Bu kurallara uyulmaması ciddi sonuçlar doğuruyor.
Vergi Denetimleri Sürpriz Olmamalı
Şirketlerin tüm mali kayıtları muhasebeciler aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’na iletiliyor. Denetimler bu veriler üzerinden yapılıyor. Mükellefler, kendileri adına gönderilen bilgilerden haberdar olmadığında; vergi ve ceza tebligatlarıyla karşılaştıklarında büyük bir şok yaşıyor.
Bazı işletmeler için şirketleşmenin zorunlu olmadığı hâlde şirket kurulduğu görülüyor. Oysa bu tercihin ciddi bir vergi yükü var. Kurumlar vergisi oranı (indirimli oranlar hariç) %25, kârın ortaklar tarafından çekilmesi hâlinde ayrıca %15 gelir vergisi stopajı ödeniyor. Bu nedenle “şirket olmak mı, olmamak mı?” sorusu mutlaka maliyet analiziyle cevaplanmalı.
Gerçeği Yansıtmayan Mali Tablolar Büyük Tehlike
Kurumsallaşmamış şirketlerde muhasebe kayıtları, çoğu zaman muhasebeciye verilen bilgilerin doğruluğuyla sınırlı kalıyor. Sonuç: Gerçeği yansıtmayan mali tablolar, ilave vergiler ve ağır para cezaları
Muhasebe Sadece Vergi İçin Yapılamaz
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin mutlaka kendi iç organizasyonlarını kurmaları gerekiyor. Muhasebe bürolarında sadece vergi amaçlı kayıt tutma anlayışı devam ederse, artan denetimler şirketleri daha büyük cezalarla karşı karşıya bırakacak.
Denetim Masada Değil, İşyerinde Yapılmalı
SMMM ve YMM’lerin; kontrol, denetim ve yönetim danışmanlığı hizmetlerini şirketlerin işyerinde vermesi gerektiğini vurgulayan Şahin, 100–300 mükellefi bulunan muhasebecilerin kendi ofislerinde sağlıklı hizmet sunmasının fiilen mümkün olmadığını ifade ediyor.
Denetimden Şikâyet Değil, Denetimden Alnı Ak Çıkmak
Vergi adaletinden söz ediliyorsa, mükelleflerin ve meslek mensuplarının Gelir İdaresi denetimlerinden rahatsız olmaması gerekir. Asıl hedef, denetimlerden şikâyet etmek değil; denetimlere hazır olmak olmalıdır.
Vergi Affı Değil, Vergi Barışı
Son 20 yılda sıkça çıkarılan vergi afları, mükellefleri kuralsızlığa alıştırdı. Bugün gelinen noktada ihtiyaç duyulan şey vergi affı değil, Vergi Barışıdır. Vergi Barışı ile: Mali tablolar düzeltilmeli, beyan dışı kalan gelirler, cezasız, ancak makul faizle sisteme dahil edilmelidir
Türkiye Eski Türkiye Değil
20 yıl önce vergi rekortmenlerinin profili tartışma konusuydu. Bugün ise teknoloji ihraç eden, sanayide güçlü şirketlerin ortakları öne çıkıyor. Türkiye, geçmişin ayıplarını geride bırakmış durumda.
Yatırımcı İçin Güvenli Ülke
Türkiye Cumhuriyeti; kendi vatandaşları ve yabancı yatırımcılar için güvenilir bir ülke olma niteliğini koruyor. Vergi Barışı, yurt dışındaki kaynakların Türkiye’ye getirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor.
Ekonomide Operasyon Yaparken Dikkat Şart
Geçmişte yaşanan sert ekonomik müdahalelerin bedelinin ağır olduğunu hatırlatan Şahin, ekonomide atılacak adımların ölçülü ve dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.
Nasıl ki herkes kendi vicdan muhasebesini yapıyorsa, vergi kaçırmanın ve eksik beyanın da mali bir mizanı vardır. Gelir İdaresi’nin yeni uygulamaları, şirketleri kurumsallaşmaya zorluyor. Meslek mensupları ve mükellefler için kurumsallaşma artık bir tercih değil, değişen denetim modeli ve ekonomik şartlar karşısında zorunluluktur.





