Bilecik, yüzölçümü ve nüfus bakımından küçük bir il olmasına rağmen son yıllarda kent yaşamını zorlaştıran ciddi sorunlarla karşı karşıya.

Trafik Cilesi (9)

Bunların başında ise her geçen gün daha hissedilir hale gelen trafik sıkışıklığı ve kronikleşen otopark problemi geliyor. Özellikle iş saatlerinin başlangıç ve bitiş zamanlarında kent merkezinde yaşanan yoğunluk, hem çalışanları, hem de esnafı doğrudan etkiliyor.

Tra­fik, dol­muş, taksi, gü­zer­gah, okul ser­vis­le­ri bu sıkışıklık içerisinde adeta sıkışmış durumda. Şehir, coğrafi ve fiziki yapısı itibarıyla genişleme imkanı bulmakta zorlanıyor. Ana arterlerin sınırlı olması, alternatif güzergahların yeterince geliştirilememesi ve plansız yapılaşmanın geçmişten bugüne taşınması trafik yükünü aynı noktalarda topluyor.

Küçük bir il olmasına rağmen Bilecik’te araç sayısının artması bu yükü daha da ağırlaştırıyor. Kentin nüfusu ile birlikte araç yoğunluğunun artması, yaşanılan aşırı göç, mevcut altyapının yetersizliğini açıkça ortaya koyuyor.

Otopark sorunu ise artık trafik probleminin adeta ayrılmaz bir parçası haline geldi. Adeta gelişmeyen yüzüyle kronikleşen otoparklarda kent merkezinde kısa süreli bir işini halletmek isteyen vatandaş, çoğu zaman aracını park edecek yer bulamıyor. Bu durum sürücüleri ikinci, üçüncü tur atmaya zorlarken zaten dar olan yollar daha da sıkışıyor. Kaldırım kenarlarına, yol ağızlarına ya da trafiği aksatacak noktalara yapılan zorunlu parklar hem yayaların güvenliğini tehlikeye atıyor, hem de araç geçişlerini kilitliyor.

Bilecik’in büyükşehirler arasında sıkışıp kalmış konumu da bu tabloyu etkileyen unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Kocaeli gibi sanayi ve nüfus yoğunluğu yüksek illerin arasında yer alan Bilecik, bu şehirlerle olan ulaşım bağlantıları nedeniyle geçiş güzergahı özelliği taşıyor. Bu durum, şehir içi trafiğe şehir dışı kaynaklı bir yük de bindiriyor.

Günlük geçişler, ticari araç hareketliliği ve iş nedeniyle yapılan kısa süreli giriş çıkışlar kent merkezindeki yoğunluğu artırıyor. Fiziki gelişim alanlarının sınırlı olması yeni yol ve otopark alanlarının oluşturulmasını da zorlaştırıyor.

Mevcut yapılaşmanın büyük ölçüde tamamlanmış olması radikal çözümleri güçleştirirken, küçük dokunuşların ise sorunu kökten çözmeye yetmediği görülüyor. Bu noktada plansız büyümenin geçmişte bıraktığı miras bugün kent sakinlerinin günlük yaşamına doğrudan yansıyor.

Trafik ve otopark sorunu yalnızca ulaşımı değil aynı zamanda ekonomik ve sosyal hayatı da etkiliyor. İşe geç kalan çalışanlar, teslimat yapmakta zorlanan esnaf, müşteri kaybı yaşayan işletmeler ve zaman kaybı nedeniyle günlük temposu aksayan vatandaşlar bu sorunun farklı yüzlerini yaşıyor.

Küçük bir şehirde bu denli yoğun bir trafik stresinin yaşanması Bilecik’in potansiyeliyle çelişen bir tablo ortaya koyuyor. Bilecik’in daha yaşanabilir bir şehir haline gelmesi için trafik ve otopark meselesinin geçici çözümlerle değil, uzun vadeli ve bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiği açıkça görülüyor. Aksi halde küçük bir il olmanın avantajı, plansızlık ve sıkışmışlık nedeniyle dezavantaja dönüşmeye devam edecek.

Kentin fiziki sınırları değişmese bile bakış açısı ve planlama anlayışı değişmediği sürece trafik ve otopark sorunu Bilecik’in en temel gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Kaynak: EMİNE TÜRKSOY