Dijitalleşmenin hızla yaygınlaştığı günümüzde sosyal medya, yalnızca yetişkinlerin değil çocukların da dolaylı olarak içinde yer aldığı bir yaşam alanına dönüşmüş durumda. Aileler; sevinçlerini, özel anlarını ve çocuklarına dair görüntüleri çoğu zaman iyi niyetle ve düşünmeden dijital platformlarda paylaşabiliyor. Ancak bu paylaşımlar, sanıldığından çok daha ciddi riskleri beraberinde getirebiliyor.

Bilişim Uzmanı Yasin Abbaz, dijital mahremiyet konusunda ebeveyn farkındalığının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, çocukların dijital dünyadaki güvenliğinin büyük ölçüde anne ve babaların aldığı kararlarla şekillendiğini vurguluyor.
Dijital Mahremiyet Nedir?
Dijital mahremiyet; bireyin kişisel bilgilerinin, görsellerinin ve dijital kimliğinin izinsiz kullanılmaması ve korunması anlamına geliyor. Çocuklar söz konusu olduğunda bu kavram, yalnızca bir tercih değil, bir zorunluluk hâline geliyor.
Sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf, bir konum bilgisi ya da fark edilmeyen küçük bir detay; kötü niyetli kişiler tarafından analiz edilerek çocukların güvenliğini tehdit eden verilere dönüşebiliyor. Üstelik bu paylaşımlar, çoğu zaman geri dönüşü olmayan dijital izler bırakıyor.
Ebeveyn Paylaşımlarının Görünmeyen Riskleri
Bilişim Uzmanı Yasin Abbaz’a göre ebeveynlerin sosyal medya paylaşımlarıyla çocuklarını maruz bırakabileceği riskler çok boyutlu: Kişisel verilerin izinsiz toplanması Konum ve kimlik takibi Dijital zorbalık ve siber taciz Fotoğraf ve videoların manipüle edilmesi
Çocuğun istemediği bir dijital geçmişe sahip olması
Özellikle çocukluk döneminde paylaşılan içerikler, ilerleyen yıllarda bireyin psikolojisini, sosyal çevresini ve hatta iş hayatını dahi olumsuz etkileyebiliyor. Bugün masum görünen bir paylaşım, gelecekte telafisi zor pişmanlıklara dönüşebiliyor.
“Sildim” Demek Yetmiyor
Dijital ortamda yapılan hiçbir paylaşım gerçekten kaybolmuyor. İçerikler silinse bile ekran görüntüleri, yedeklemeler ve üçüncü taraf kayıtları aracılığıyla yayılmaya devam edebiliyor. Bu durum, ebeveynlerin içerik üzerindeki kontrolünü büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.
Bu nedenle “paylaştım ama sonra sildim” düşüncesi, dijital dünyada bir güvenlik önlemi olarak kabul edilmiyor.
Dijital Zorbalık ve Psikolojik Etkiler
Çocuklar dijital ortamda; alay edilme, dışlanma, hakaret ve tehdit gibi görünmeyen ancak derin izler bırakan risklerle karşı karşıya kalabiliyor. Dijital zorbalık, çocuğun özgüvenini ve benlik algısını zedeleyen, uzun vadeli psikolojik etkiler doğurabilen sessiz bir tehlike olarak öne çıkıyor.
Bu noktada ebeveynlerin bilinçli yaklaşımı ve koruyucu rolü büyük önem taşıyor.
Dijital Rıza ve Ebeveyn Sorumluluğu
Çocuklar, yapılan paylaşımların uzun vadeli sonuçlarını değerlendirebilecek bilişsel olgunluğa sahip değil. Bu nedenle dijital rıza kavramı, çocuklar açısından doğrudan ebeveyn sorumluluğu ile ilişkilendiriliyor.
Uzmanlar, ebeveynlerin paylaşım yapmadan önce kendilerine şu soruları sorması gerektiğini vurguluyor: Bu paylaşım çocuğum büyüdüğünde onu mutlu eder mi? Konum, okul veya isim gibi bilgiler açıkça görünüyor mu? Bu içerik kötü niyetli kişiler tarafından kullanılabilir mi? Paylaşılmayan her bilgi, aslında görünmeyen bir güvenlik duvarı anlamına geliyor.
Mahremiyet, Geleceğe Bırakılan Bir Miras
Bilişim Uzmanı Yasin Abbaz, dijital güvenliğin yalnızca teknik önlemlerle değil, bilinçli ebeveynlik anlayışıyla sağlanabileceğini belirterek şu noktanın altını çiziyor:
“Beğeni almak ya da görünür olmak, çocukların güvenliğinden daha önemli değildir. Çocuğun dijital kimliği ona aittir. Silindiği sanılan hiçbir içerik gerçekten kaybolmaz. Mahremiyet, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miraslardan biridir.”
Dijital dünyada atılan her adımın bir iz bıraktığı unutulmamalı; ebeveynler olarak beğeni için değil, güvenlik için hareket etmek çocuklarımızın geleceği adına en büyük sorumluluk olarak görülmelidir.





