Bazı fotoğraflar vardır, yalnızca içindeki insanları değil, çekildiği dönemin ruhunu da yıllar sonrasına taşır. Bir ailenin yan yana verdiği poz, arka plandaki perde ve fotoğraf makinesinin karşısında yaşanan o kısa heyecan… Bilecik Kent Belleği arşivinde yer alan Göncü ailesine ait bu kare, geçmişin sıcak hatıralarından birini yeniden canlandırıyor.
1930’lu yıllara ait olduğu düşünülen fotoğrafta, Nurten Göncü ortada, annesi ve babası Mustafa Göncü ile birlikte objektife gülümserken görülüyor. Ailenin bir sokak fotoğrafçısına ya da fotoğraf stüdyosuna verdiği tahmin edilen bu poz, dönemin aile fotoğrafçılığı geleneğine dair önemli ipuçları barındırıyor.
Fotoğrafın en dikkat çekici ayrıntılarından biri ise arka planda kullanılan perde. Günümüzde sıradan bir ayrıntı gibi görülebilecek bu fon, geçmişte fotoğraf çekimlerinin nasıl hazırlandığını, ailelerin hatıralarını ölümsüzleştirmek için nasıl poz verdiğini anlatan sessiz bir tanık niteliği taşıyor.

O yıllarda fotoğraf çektirmek, bugünkü gibi günlük hayatın sıradan bir parçası değildi. Aileler, özel günlerde veya hatıra bırakmak istedikleri zamanlarda fotoğrafçıların objektifinin karşısına geçiyor, yıllarca saklanacak bir anı oluşturuyordu. Göncü ailesinin bu karesi de o geleneğin Bilecik’teki izlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Bugün aradan geçen onlarca yıla rağmen bu fotoğraf, bir ailenin geçmişine açılan pencere olmanın ötesinde, Bilecik’in sosyal yaşamına ve fotoğrafçılık tarihine de ışık tutuyor. Çünkü eski fotoğraflar yalnızca yüzleri değil, bir dönemin alışkanlıklarını, kıyafetlerini ve hatıra biriktirme biçimini de yaşatıyor.
Bilecik Kent Belleği arşivinde korunan bu aile hatırası, geçmişin bir perdenin önünde verilen sade bir pozla bile nasıl geleceğe taşınabildiğini gösteriyor.





