Bazen eski bir fotoğraf, yalnızca geçmişten kalan bir görüntü değildir. Sarıya dönmüş bir kâğıdın üzerinde duran küçük bir çocuk, aslında yıllar sonrasının hikâyesini sessizce anlatır. O fotoğrafa bugün baktığımızda, henüz hayatın ne getireceğini bilmeyen bir öğrencinin gözlerinde koca bir şehrin geleceğini görürüz.

Yıl, 1930’lu yıllar…
Bugün Edebali Ortaokulunun bulunduğu alanda, “Bilecik İlk Mektebi” adıyla bilinen ahşap bir okul yükseliyordu. Tahta duvarlarının, koridorlarının ve sınıflarının arasında yüzlerce çocuğun sesi yankılanıyor; Bilecik’in küçük öğrencileri, geleceğe doğru ilk adımlarını burada atıyordu.
İşte o günlerden kalma bir fotoğraf karesinde, okulun arkasında küçük bir öğrenci duruyor. Üzerinde okul üniforması, başında şapkası var. Objektife bakıyor. Belki o an bunun sıradan bir okul fotoğrafı olduğunu düşünüyordu. Belki de fotoğraf çekildikten birkaç dakika sonra yeniden arkadaşlarının yanına koşup oyununa devam edecekti.
Ama yıllar sonra o fotoğraf, bambaşka bir anlam kazanacaktı.
Fotoğraftaki o küçük öğrenci, İbrahim Necati Önen’di.
Edebali İlkokulunu tamamlayan Önen, ardından Bilecik Ortaokuluna 294 numaralı öğrenci olarak kayıt oldu. Eğitim hayatını başarıyla sürdüren Önen, 1939-1940 eğitim öğretim yılı sonunda okulun şeref listesine girerek mezun oldu.
Bir çocuğun okul sıralarında başlayan yolculuğu, onu yıllar içinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine taşıdı. Hukuk eğitimini tamamlayan Önen, avukatlık mesleğine adım attı.
Fakat onun Bilecik ile olan bağı hiç kopmadı.
Aradan yıllar geçti…
Çocukluk yıllarının geçtiği sokaklar, okul sıraları ve o eski ahşap mektep geride kaldı. Ancak küçük öğrencinin yolu, bir gün yeniden doğup büyüdüğü şehre çıktı.
17 Kasım 1963…
Bilecik’te yerel seçimler yapıldı. İbrahim Necati Önen, seçimleri kazanarak Bilecik Belediye Başkanı oldu.
Bir zamanlar okul çantasını taşıyan, ders sıralarında oturan o çocuk artık şehrinin sorumluluğunu taşıyordu.
Görev yaptığı yıllarda Bilecik’in altyapısına yönelik çalışmaların yanı sıra şehre birçok eser kazandıran Önen’in adı, kentin hafızasında bugün de yaşamaya devam ediyor.
Bu eserlerden biri ise bugün Cumhuriyet Meydanı olarak bildiğimiz alanın oluşturulması ve buraya yerleştirilen Atatürk heykeliydi.
28 Ekim 1967 tarihinde yerine yerleştirilen Atatürk heykeli, Mimar Sinan Üniversitesi’nin unutulmaz öğretim üyelerinden heykeltıraş Prof. Ahmet Kenan Yontunç tarafından yapıldı.
Ve şimdi, aradan geçen bunca yılın ardından o eski fotoğrafa yeniden bakıyoruz.
Bir okulun arkasında, şapkasıyla objektife bakan küçük bir çocuk…
Henüz önünde uzun bir eğitim hayatı, bir hukukçuluk mesleği ve Bilecik Belediye Başkanlığı bulunuyor. Henüz şehrin meydanlarına dokunacağı, kente eserler kazandıracağı bilinmiyor.
O ise yalnızca bir öğrenci…
Belki biraz heyecanlı, belki biraz meraklı, belki de fotoğrafın çekilmesinin bir an önce bitmesini bekliyor.
Fakat zaman, çocukların hayallerinden çok daha büyük hikâyeler yazabiliyor.
O küçük öğrenci büyüdü; önce bir hukukçu, ardından doğup büyüdüğü şehre hizmet eden bir belediye başkanı oldu.
Bugün o fotoğraf, bize yalnızca İbrahim Necati Önen’in çocukluk yıllarını göstermiyor. Aynı zamanda eğitimin insan hayatında açabileceği yolları, bir çocuğun geleceğe uzanan yolculuğunu ve Bilecik’in geçmişten bugüne taşıdığı hatıraları da anlatıyor.
Belki bugün okul sıralarında oturan çocuklardan birinin de yıllar sonra şehrine, ülkesine ve insanlara önemli hizmetleri olacak.
Belki bir öğretmen, bir doktor, bir mühendis, bir hukukçu, bir sanatçı ya da bir belediye başkanı olacak.
Tıpkı yıllar önce o eski ahşap mektebin arkasında şapkasıyla objektife bakan küçük çocuk gibi…
Çünkü bazı hikâyeler, daha ilk sayfası okul sıralarında açılan uzun bir masal gibidir.
Ve bazı eski fotoğraflar, geçmişi anlatırken aslında geleceğe seslenir.





