Bilecik’ten devletin farklı kademelerine uzanan bir ömür… Kaymakamlık koridorlarından valilik makamına, alışılmışın dışındaki projelerden toplumsal hayata dokunan fikirlere uzanan bir bürokratlık hikâyesi.

Bazı insanlar vardır; doğdukları şehrin sokaklarından ayrılıp ülkenin dört bir yanına uzansalar da memleketlerinin hafızasında bir iz bırakırlar. Kimi bir okul sırasından, kimi eski bir çarşıdan, kimi de yıllar sonra hatırlanan bir insan hikâyesinden çıkar karşımıza. Bilecik’in yetiştirdiği isimlerden Kasım Esen’in yaşam öyküsü de devlet hizmetinin farklı duraklarından geçen böyle bir yolculuğu anlatıyor.
1959 yılında Bilecik’te dünyaya gelen Kasım Esen, eğitim hayatını İstanbul’da sürdürdü. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku bölümünde yüksek lisans yaptı. Hukuk eğitimiyle şekillenen meslek yolculuğu, onu Türkiye’nin farklı şehirlerinde görev yapacağı uzun bir kamu hizmetine taşıdı.

Bir şehirden diğerine uzanan görev yolculuğu
Kasım Esen’in meslek hayatı, Anadolu’nun farklı köşelerinde edindiği tecrübelerle şekillendi. Ilgın, Kalkandere, Çay ve Sandıklı’da kaymakam vekilliği görevlerinde bulundu. Ardından Dumlupınar, Ardanuç, İdil, Göle, Termal ve Kadıköy kaymakamlıklarını yürüttü.
Her ilçenin kendine özgü bir yaşamı, kendine özgü insan hikâyeleri vardı. Kimi yerde tarım ve üretim, kimi yerde sosyal hayat, kimi yerde ise kentleşme ve yerel yönetim meseleleri öne çıkıyordu. Bürokratlık, yalnızca makam odasında evrak imzalamaktan ibaret değildi; farklı coğrafyaların insanını tanımayı, ihtiyaçlarını anlamayı ve kamu hizmetini hayatın içine taşımayı gerektiriyordu.
Esen, ilerleyen yıllarda Erzurum ve Kırklareli’nde vali yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2006-2008 yılları arasında Rize Valisi olarak görev yaptı. 2008 yılında ise Merkez Valiliğine atandı.
Böylece Bilecik’te başlayan hayat yolculuğu, Türkiye’nin farklı bölgelerinde edinilen deneyimlerle geniş bir kamu hizmeti geçmişine dönüştü.

Alışılmışın dışına çıkan fikirler
Kasım Esen’i anlatırken yalnızca görev yaptığı şehirleri ve makamları sıralamak, hikâyenin bir bölümünü eksik bırakır. Onu farklı kılan yönlerden biri de toplumsal sorunlara alışılmışın dışında çözümler arayan projeleriyle gündeme gelmesiydi.
Kahvehanelere eğitim zorunluluğu getirilmesi ve her kahvehanenin bir öğretmenle ilişkilendirilmesi fikri, toplumun gündelik yaşam alanlarını eğitimle buluşturma düşüncesini taşıyordu. Öfke kontrolüne yönelik çalışmalar da bireysel davranışların toplumsal yaşama etkisine dikkat çekiyordu.
Özellikle çay üreticilerinin yoğun çalışma dönemlerinde sağlıklarını korumalarına yönelik seyyar tansiyon ölçüm ekipleri oluşturulması fikri, çalışma hayatının içindeki sağlık ihtiyaçlarına odaklanıyordu. Eşine şiddet uygulayanların silah ruhsatlarının iptal edilmesi ve bu kişilere ruhsat verilmemesi yönündeki önerileri ise aile içi şiddetle mücadele konusunda dikkat çeken yaklaşımları arasındaydı.
Resmî bayram ve törenlerde yapılan konuşmaların işitme engelli vatandaşlar için işaret diliyle aktarılması düşüncesi de kamusal etkinliklerde erişilebilirliğin önemini hatırlatıyordu. Yabancı iş yeri isimlerinin Türkçe isimlerle değiştirilmesine yönelik yaklaşımı, dil ve kültür konusundaki hassasiyetini ortaya koyuyordu.
Trafik eğitimi kapsamında sarhoşluğun etkilerini deneyimletmeyi amaçlayan gözlük uygulaması ve Dünya Rizeliler Günü’nün kabul edilerek kutlanmasına yönelik girişimleri de Esen’in farklı alanlarda geliştirdiği projeler arasında yer aldı.
Bu fikirlerin tümü aynı ölçüde uygulanmış ya da kalıcı hâle gelmiş projeler olarak değerlendirilmemeli. Ancak söz konusu girişimler, onun kamu yönetiminde farklı yöntemler denemeye ve gündelik hayatın içindeki sorunları görünür kılmaya çalışan yaklaşımını anlatan örnekler olarak öne çıkıyor.
Bilecik’in hafızasında kalan bir yaşam öyküsü
Bir insanın yaşamını yalnızca doğum yılıyla, mezun olduğu okulla veya taşıdığı unvanlarla anlatmak mümkün mü? Elbette hayır. Bazen bir insanı asıl anlatan, yıllar boyunca karşılaştığı meseleler karşısında geliştirdiği düşünceler ve geride bıraktığı izlerdir.
Kasım Esen’in öyküsü de Bilecik’ten başlayarak farklı şehirlerde devam eden bir meslek hayatını, kamu yönetimindeki görevleri ve dikkat çeken fikirleri bir araya getiriyor. Onun yaşam çizgisi, bir şehrin yetiştirdiği insanların ülkenin farklı bölgelerinde nasıl görevler üstlenebildiğini gösteren örneklerden biri olarak değerlendirilebilir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, Bilecik’in hafızasında yer almayı hak eden isimlerin hikâyelerini hatırlamak, yalnızca geçmişi anlatmak değildir. Aynı zamanda şehrin insan birikimini, yetiştirdiği değerleri ve zaman içinde oluşan ortak belleğini gelecek kuşaklara aktarmaktır.
Bilecik Kent Belleği’nin sayfalarında yer bulan her yaşam öyküsü, geçmişten bugüne uzanan görünmez bir köprü kurar. Kasım Esen’in hayat hikâyesi de o köprünün üzerinde duran, bir dönemin kamu yönetimi anlayışını ve farklı fikir arayışlarını hatırlatan anlatılardan biridir.
Çünkü kentlerin hafızası yalnızca taş binalarda, eski fotoğraflarda ve sararmış belgelerde saklı değildir. O hafıza, bir zamanlar bu topraklarda doğmuş, yetişmiş ve hayatını farklı şehirlerde sürdürürken kendi izini bırakmış insanların hikâyelerinde de yaşamaya devam eder.





