Bazen eski bir fotoğraf, yalnızca bir yüzü değil, koca bir ömrü anlatır…

Bilecik Kent Belleği Arşivi’nde yer alan bu fotoğraf ve beraberindeki bilgiler, Türk tıp tarihinin önemli isimlerinden, bilim insanı, hekim ve 5. ve 6. dönem Bilecik Milletvekili Besim Ömer Akalın’ın iz bırakan hayatına açılan bir pencere niteliğinde.
1862 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Besim Ömer Akalın, daha çocukluk yıllarından itibaren eğitim hayatındaki başarısıyla dikkat çekti. Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’yi 1885 yılında her sınıfta birinci olarak tamamladı.
Fakat onun hikâyesi yalnızca bir doktorun hikâyesi değildi.
O, dönemin zor şartlarında özellikle kadın ve çocuk sağlığı için çalışan, toplum sağlığını önceleyen ve Türkiye’de modern tıp anlayışının gelişmesine önemli katkılar sunan öncü isimlerden biri oldu.
Üç odadan 14 yataklı ilk doğumhaneye
Besim Ömer Akalın'ın en dikkat çekici çalışmalarından biri, Osmanlı döneminde kadınların sağlıklı koşullarda doğum yapabilmesi için verdiği mücadeleydi.
Bir doğum kliniği açmak için yaptığı başvuruların reddedilmesine rağmen çalışmalarından vazgeçmedi. 1892 yılında Mekteb-i Tıbbiye yakınlarındaki üç odalı küçük bir binayı 14 yataklı bir doğumhaneye dönüştürdü.
Bu mütevazı yapı, Türkiye'nin ilk doğumhanesi olarak tıp tarihindeki yerini aldı.
Doğumların büyük ölçüde evlerde ve dönemin sınırlı sağlık koşulları içerisinde gerçekleştirilmesi nedeniyle bu adım, kadın ve çocuk sağlığı açısından önemli bir dönüm noktası oldu.
Zaman içerisinde doğumhanenin gördüğü ilgi arttı ve daha büyük bir kliniğe duyulan ihtiyaç ortaya çıktı. Böylece Kadırga'da yeni bir kliniğin kurulmasının önü açıldı.
Besim Ömer Akalın, bu çalışmaları nedeniyle yıllar içinde “Ebelerin Ebesi” olarak anılmaya başladı.

Kadınların sağlık alanındaki yolunu açtı
Onun mücadelesi yalnızca doğumhanelerle sınırlı değildi.
Kadınların sağlık alanında eğitim almasını ve meslek sahibi olmasını destekleyen Besim Ömer Akalın, modern ebelik ve hemşirelik eğitiminin gelişmesi için önemli çalışmalar yürüttü.
Paris ve Londra'da yaptığı incelemelerde hemşirelik eğitimini yakından gözlemledi. Florence Nightingale Hemşirelik Okulu'nu ziyaret ederek hasta bakımında eğitim ve disiplinin önemini gördü.
Türkiye'ye döndüğünde edindiği tecrübeleri ülkesine taşımaya çalıştı.
1911 yılında düzenlediği gönüllü hastabakıcılık kurslarında Türk kadınlarına eğitim verdi. Yüzlerce kadın bu kurslardan geçerek savaş yıllarında yaralı askerlerin bakımında görev aldı.
Bu çalışmalar, kadınların sağlık hizmetlerinde aktif rol almasının önünü açan önemli adımlardan biri oldu.
Kızılay'ın tarihindeki izleri
Besim Ömer Akalın, Hilal-i Ahmer Cemiyetinin, bugünkü adıyla Kızılay'ın yeniden yapılanmasında da önemli görevler üstlendi.
1907 yılında Londra'da düzenlenen Uluslararası Kızıl Haç Kongresi'nde Osmanlı Devleti'ni temsil etti. Hilal-i Ahmer Cemiyetinin yeniden yapılandırılması çalışmalarında aktif görev aldı.
Kendi konağını eğitim çalışmalarına açarak kadınların hastabakıcılık eğitimi almasına katkı sundu. Bu eğitimlerden geçen kadınlar savaş yıllarında yalnızca yaralı askerlere değil, cephe gerisindeki sivil halka ve göçmenlere de yardım etti.
Tıp fakültesinde kadınlar için yeni bir kapı
Besim Ömer Akalın'ın hayatındaki bir başka önemli mücadele ise kadınların tıp eğitimine katılmasıydı.
1922 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'ye kız öğrencilerin kabul edilmesinde öncü rol oynadı. Bu girişim, Türkiye'de kadınların hekimlik mesleğine uzanan yolunda önemli bir aşama oldu.
Onun çabalarıyla tıp eğitimi alan ilk kadın doktorlardan bazıları, 1928 yılında mezun olarak meslek hayatına başladı.
Bilim insanı kimliğinin yanı sıra tıp tarihine de büyük önem veren Akalın, 1939 yılında kurulan Türk Tıp Tarihi Kurumunun kurucuları arasında yer aldı ve kurumun ilk başkanı seçildi.
Bilecik'in Meclis'teki sesi oldu
Besim Ömer Akalın'ın hayatındaki Bilecik sayfası ise 1933 yılında başladı.
dönem ve ardından 6. dönemde Bilecik Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yaptı.
İkinci kez milletvekili seçildiğinde Meclisin en yaşlı üyesi olması nedeniyle oturuma başkanlık etti.
Milletvekilliği döneminde yalnızca siyasi görev üstlenmekle kalmadı; ülkenin sağlık sorunlarıyla da yakından ilgilendi. Sağlık Şurası Başkanlığı görevinde bulunarak dönemin sağlık durumuna ilişkin hazırladığı raporu Meclis'e sundu.
Böylece yıllarını insan sağlığına adayan bir doktor, bu kez Bilecik'in temsilcisi olarak Meclis sıralarında ülkenin sağlık meselelerine çözüm aradı.
Ve bir gün Meclis kütüphanesinde…
Besim Ömer Akalın, 19 Mart 1940 sabahı her zamanki gibi Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi.
Kütüphanede öğle saatlerine kadar çalışmalarını sürdürdü.
Ardından yemek için bir lokantaya gitti. Antalya Milletvekili Numan Aksoy ile birlikte bulunduğu sırada fenalaştı.
Çevresindeki doktor ve milletvekillerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
78 yıllık ömrü, 19 Mart 1940'ta Ankara'da sona erdi.
Geride ise yalnızca bir milletvekilinin değil; kadınların sağlık eğitiminden doğum hizmetlerine, hemşirelikten koruyucu hekimliğe, Kızılay çalışmalarından tıp eğitimine kadar uzanan büyük bir miras bıraktı.
Bir de Titanic hikâyesi var…
Besim Ömer Akalın'ın hayatına ilişkin en ilginç anlatılardan biri ise Titanic faciasıyla ilgili.
Rivayete göre Akalın, 1912 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenecek bir sağlık kongresine katılmak üzere Titanic'te seyahat etmeyi planlamış, gemiye Fransa'nın Cherbourg Limanı'ndan binmek üzere yola çıkmıştı.
Ancak yolculuk sırasında tren yolunun toprak kayması nedeniyle kapanması üzerine Cherbourg'a ulaşamadı ve Titanic'i kaçırdı.
Kısa süre sonra Titanic'in battığı haberi geldi.
Hatta rivayete göre yolcu listesinde adı bulunduğu için hayatını kaybedenler arasında kendi ismini gören Besim Ömer Akalın'ın, “Hayatımı bir vapuru kaçırmama borçluyum.” dediği anlatılır.
Ancak bu hikâyenin tarihsel doğruluğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar Titanic anlatısının doğru olmadığını belirtirken, Akalın'ın İstanbul Boğazı'nda bir vapurdan denize düşerek kurtarıldığına ilişkin başka bir anlatı da bulunmaktadır.
Kesin olan ise Besim Ömer Akalın'ın gerçek hayat hikâyesinin zaten başlı başına olağanüstü olduğudur.
Bir doktor…
Bir bilim insanı…
Kadınların sağlık alanındaki yolunu açan bir öncü…
Kızılay'ın yeniden yapılanmasında görev alan bir isim…
Ve iki dönem Bilecik Milletvekili…
Bilecik Kent Belleği Arşivi'ndeki bu fotoğraf, bugün bize yalnızca geçmişten bir yüz göstermiyor.
Bir dönemin tıp anlayışını, kadınların eğitim mücadelesini, savaş yıllarının zorluklarını ve Bilecik'in Meclis'teki temsilini aynı hayat hikâyesinde buluşturuyor.
Aradan geçen onlarca yıla rağmen Besim Ömer Akalın'ın hikâyesi, eski bir fotoğrafın içinden bugüne bakmaya devam ediyor.
Bilecik'in hafızasında, Türk tıp tarihinin iz bırakan isimlerinden biri olarak…





