Bazı insanların hayatı bir takvim yaprağına sığmaz.
Onları anlatmak için doğum ve ölüm tarihlerini yazmak yetmez. Çünkü onların hikâyesi, yaşadıkları şehrin hikâyesine karışmıştır. Bir yolun yapımında, bir okulun temelinde, bir fabrikanın bacasında, bir esnafın dükkânında, bir belediye binasının duvarında izlerini bulursunuz.
Bilecik Kent Belleği arşivinde yer alan bilgiler ve hatıralar, işte böyle bir ismi yeniden gün ışığına çıkarıyor: Hayati Uzun.

Bilecik Esnaf ve Kefalet Kooperatifi Başkanı olarak uzun yıllar kente hizmet eden Hayati Uzun’un hayatına bakıldığında, yalnızca bir esnaf teşkilatının geçmişi değil, Bilecik’in yaklaşık yarım asırlık değişim ve gelişim hikâyesi de okunuyor.
Çünkü Bilecik’te bugün bildiğimiz pek çok şeyin temelinde onun adı, emeği ve girişimi bulunuyor.
Hayati Uzun’un hayat felsefesi de aslında yaptığı hizmetlerin özeti gibiydi:
“İnsanın hayattaki temel amacı üretmek ve ürettikleriyle insanlara mutluluk vermektir.”
Bilecik’te hizmet yolculuğu
Hayati Uzun’un Bilecik’teki hizmet yarışı 1955 yılında Şoförler ve Otomobilciler Odası’nın kuruluşuyla başladı. Odanın kurucu üyeleri arasında yer aldı ve yönetim kurulunda görev yaptı.
O yıllarda Bilecik küçük bir Anadolu şehriydi. Bugün sıradan görünen pek çok kurumun, yolun, okulun, sanayi bölgesinin ve şehir imkânının henüz adı bile yoktu.
Uzun, hizmetin yalnızca bir alanda değil, şehrin bütününde verilmesi gerektiğine inanıyordu.
Siyaseti de bu hizmet yolculuğunun araçlarından biri olarak gördü. Bülent Ecevit ve Suphi Bayram ile Ankara’da kurulan CHP İl Gençlik teşkilatında Bilecik İl Başkanı olarak görev yaptı.
1960 yılında Bilecik Belediye Meclis Üyesi seçildi.
Böylece bir yandan esnaf teşkilatları içerisinde çalışırken diğer yandan şehrin belediye hizmetleri ve geleceği için karar mekanizmalarının içinde yer aldı.
Çiftçinin malına da sahip çıktı
Hayati Uzun’un hizmet anlayışı yalnızca şehir merkezindeki esnafla sınırlı değildi.
Çiftçi Malları Koruma Başkanı olduğu dönemde Karasu Bahçeleri yollarının DSİ tarafından yeniden rehabilite edilmesine öncülük etti. Yapılan çalışmaların ardından bölgedeki mezranın yaklaşık 40 yıl boyunca sel taşkınlarından etkilenmediği aktarılıyor.

O günün şartlarında bu, yalnızca bir yol çalışması değildi.
Bilecik çiftçisinin emeğini, tarlasını ve alın terini korumak anlamına geliyordu.
Uzun, sivil toplum kuruluşlarının gücüne de büyük önem verdi. Bilecik Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin kuruluşunda kurucu üyeler arasında yer aldı ve daha sonra başkanlığını üstlendi.
Ardından Bilecik Esnaf ve Kefalet Kooperatifi’nin kuruluşuna öncülük etti. Bilecik’in yanı sıra o günün beş ilçesinde Esnaf ve Kefalet Kooperatiflerinin kurulması için çalışmalar yürüttü.
Küçük sanayiden fabrikalara uzanan yol
1965 yılına gelindiğinde Hayati Uzun’un önünde Bilecik’in geleceğini değiştirecek başka bir hedef vardı: sanayileşme.
Sanayi Bakanlığı kredilerinden yararlanarak Bilecik ve Bozüyük Küçük Sanayi Sitelerinin kuruluşuna öncülük etti.
Bugün şehrin ekonomik hayatının vazgeçilmez parçalarından biri olan sanayi kültürünün temelleri işte o yıllarda atılıyordu.
1969 yılında ise Bilecik’in belediye hizmetleri açısından önemli girişimlerinden birini gerçekleştirdi. O dönemde Halk Bankasının belediyeye ait, tamiri mümkün olmayan bir binayı satın alması için girişimlerde bulundu. Bu satıştan elde edilen kaynakla o yıllarda “Tahıl Pazarı” olarak bilinen bölgede yeni belediye hizmet binasının temelinin atılmasına katkı sağladı.
Belediye inşaatı devam ederken eski belediye binasının satılması için belediye meclisinden karar çıkmasını sağladı.
Atatürk Bulvarı üzerinde yükselen ve bugün yerinde Kayı AVM’nin bulunduğu belediye hizmet binasının tamamlanmasında önemli katkıları oldu.
Şehrin garajı için kolları sıvadı
Hayati Uzun’un Bilecik’in şehirleşme sürecindeki izlerinden biri de bugün otogar olarak bildiğimiz şehir garajının hikâyesinde karşımıza çıkıyor.
Belediye meclisine verdiği önergeyle şehir garajının yapılmasına öncülük etti.
Garajın yapım sürecinde kendisi emanet komisyonu başkanı seçildi. Hazırlattığı proje için İller Bankası’ndan 600 milyon lira kredi temin edilmesini sağladı ve şehir garajının tamamlanmasına öncülük etti.
Bugün birçoğumuzun sıradan bir şehir yapısı olarak gördüğü otogarın arkasında, aslında dönemin Bilecik’inin büyüme ve gelişme arayışı vardı.
Okuldan emniyet binasına, yollardan sanayiye
1970 yılında Bilecik Emniyet Müdürlüğü binasının temelinin atılması ve yapımının gerçekleştirilmesi için çalışmalar yürüttü.
Küçük sanayi bölgesinin gelişmesiyle birlikte çıraklık eğitiminin önemini de gören Uzun, Milli Eğitim Bakanlığından sağlanan destekle Küçük Sanayi Sitesi arsasında çıraklık okulunun yapılmasına öncülük etti.
Bilecik’in geleceğinin yalnızca fabrikalardan değil, yetişmiş insan gücünden geçtiğini de görüyordu.
Onun için sanayi demek, aynı zamanda usta, kalfa ve çırak demekti.
Bilecik’in kaderini Ankara’da anlatan isim
Hayati Uzun’un hizmet anlayışı Bilecik sınırlarında da kalmadı.
Başbakan Ferit Melen döneminde Türkiye’de 22 ilin “geri kalmış bölgeler” kapsamına alınması yönünde yapılan çalışmalarda Bilecik’in de bu kapsamda değerlendirilmesi için dönemin siyasi parti il başkanlarıyla birlikte Ankara’ya gitti.
Bilecik’in bu bölgeler arasına alınması için girişimlerde bulundu.
Bu çalışmaların, Bilecik’te sanayileşme döneminin başlamasında önemli bir adım olduğu ifade ediliyor.
1973 yılında Bilecik ve Bozüyük’e 50’den fazla fabrikanın gelmesinde de Hayati Uzun’un girişimlerinin önemli rol oynadığı anlatılıyor.
Yolların da hikâyesine dokundu
Bilecik’in yolları da Hayati Uzun’un hizmet hikâyesinde ayrı bir yer tutuyor.
Dönemin Bayındırlık Bakanı Cevat Ayhan’ın esnaf teşkilatını ziyaretinde, Bilecik’in ulaşım sorunlarını ve özellikle tehlikeli güzergâhları gündeme getirdi.
Vezirhan-Gülümbe rampasının üç şeritli hale getirilmesini, şehir merkezinde Karayolları önünde sona eren bulvarın Akasya mevkisine kadar uzatılmasını ve mezarlık önündeki “ölüm virajı” olarak bilinen bölümün genişletilerek iyileştirilmesini talep etti.
Sık sık ölümlü kazaların yaşandığı bu bölgede çalışmaların başlamasına katkı sağladı.
Karaköy Boğazı’ndaki yolun da iki şeritten üç şeride çıkarılması için girişimlerde bulundu ve yolun rehabilite edilmesine katkı sağladı.
Mermerin geleceğini gördü
1980’li yılların başında ise Bilecik’in yer altındaki başka bir zenginliğine dikkat çekti: mermer.
Dönemin Bilecik Valisi Ahmet Elbeyli’ye ilin mermer potansiyelini anlattı. Söğüt’te Yıldızlar Mermer’in ardından Bilmertaş’ın kurulmasına öncülük etti.
Bilecik’in bugün ülke çapında bilinen mermer kimliğinin oluşmasında o yıllarda atılan adımların ayrı bir yeri vardı.
Bağ-Kur kredilerinin kullanılması konusunda da Bozüyük ve Bilecik’te ihtiyaç sahiplerine destek olunmasını sağlayarak Bağ-Kur evlerinin yapılmasına öncülük etti.
Kırgın ayrılık
Yarım asra yaklaşan hizmetin ardından 2002 yılı geldi.
Hayati Uzun, yılların dostluklarının bulunduğu bazı kişilerden gördüğü iki yüzlü, çıkarcı ve entrikalarla dolu tavırlara kızgın ve kırgın olduğunu ifade ederek, 40 yılını verdiği esnaf teşkilatına veda etti.

“40. yılımı doldurdum, veda ediyorum.”
Bu cümleyle uzun yıllar emek verdiği teşkilattaki görevini bıraktı.
Ardında ise 13 oda ve yaklaşık 16 bin esnaf ve sanatkâr adına verilen plaketler, onursal başkanlık plaketi ve Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu tarafından kendisine verilen “duayen” unvanı kaldı.
Fakat Hayati Uzun için emekli olmak, Bilecik’ten uzaklaşmak anlamına gelmedi.
Son görev yine Bilecik içindi
2002’de esnaf teşkilatındaki görevinden ayrıldıktan sonra, 3 Temmuz 2003’te hayata veda edene kadar Bilecik için çalışmaya devam etti.
Dönemin Valisi Ünal Ülkü’nün davetiyle Bilecik Vakfı’nın kurulması için yürütülen çalışmalara katıldı.
Evinin bir odasını çalışma odasına dönüştürdü.
Duvarına ise hayatının özeti gibi bir cümle astı:
“Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev hayattır.”
Belki de Hayati Uzun’un bütün hayatını anlatmaya bu cümle yeterdi.
Çünkü o, hayatı yalnızca yaşamakla yetinmedi.
Bir şehrin yollarına, sanayisine, esnafına, çiftçisine, okuluna, belediyesine, kurumlarına ve geleceğine dokunmaya çalıştı.
1955’te başlayan hizmet yolculuğu, 2003 yılındaki vefatına kadar sürdü.
Aradan yıllar geçti.
Bilecik büyüdü.
Eski yollar değişti, yeni yollar açıldı. Fabrikaların bacaları yükseldi. Eski belediye binasının yerini yeni yapılar aldı. Şehir garajları değişti. Yeni kuşaklar yetişti.
Fakat bir şehrin gelişme hikâyesinde emeği olan insanların izleri, taşların ve binaların arasında yaşamaya devam etti.
Bilecik Kent Belleği arşivinde bugün Hayati Uzun’un hikâyesine bakmak, aslında yarım asırlık bir şehrin değişimine bakmak anlamına geliyor.
Bir esnaf başkanının hayatından çok daha fazlası…
Bir belediye meclis üyesinin hikâyesinden çok daha fazlası…
Bir siyasetçinin ya da bir sivil toplum insanının ötesinde…
Bilecik için harcanmış yarım asır.
Ve bugün geriye dönüp bakıldığında, o yarım asrın içinde Hayati Uzun’un adı birçok yerde karşımıza çıkıyor.
Belki bir yolun kenarında…
Belki eski bir okulun temelinde…
Belki bir fabrikanın kuruluş hikâyesinde…
Belki bir esnafın dükkânında…
Belki de yıllar önce yazılmış bir belediye meclisi kararının satırlarında…
Bilecik Kent Belleği’nin sakladığı fotoğraflar ve bilgiler, işte bu yüzden yalnızca geçmişe ait belgeler değil.
Onlar, bir şehrin nasıl değiştiğinin sessiz tanıkları.
Hayati Uzun ise o değişimin içinde yarım asır boyunca yürüyen isimlerden biri.
Bilecik’in Hayati Amcası…
Ardında bıraktığı en büyük miras ise belki de ne bir bina ne bir yol ne de bir makam.
Bir şehre hizmet etmenin, üretmenin ve ömrünü yaşadığı topraklara adamanın hatırası.
Allah rahmet eylesin.
Bilecik’in hafızasında adı, yaptığı hizmetlerle yaşamaya devam etsin.





