Bilecik Kent Belleği arşivlerinde yer alan ve 1970’li yıllara ait dört farklı görselden oluşan Bilecik kartpostalı, görenleri adeta zamanda yolculuğa çıkardı. Siyah-beyaz tonların hâkim olduğu bu kartpostal, yalnızca bir şehir manzarasını değil; geçmişin sade yaşamını, komşuluk ilişkilerini ve kaybolmaya yüz tutmuş hatıraları da günümüze taşıdı.

Kartpostalda yer alan her bir kare, Bilecik’in yarım asır önceki yüzünü gözler önüne seriyor. Bugün modern yapılarla çevrili sokakların, o yıllarda daha sessiz, daha dingin ve daha samimi bir atmosfere sahip olduğu görülüyor. Taş binalar, geniş caddeler, az sayıda araç ve yürüyerek işine giden insanlar, izleyeni geçmişin sıcaklığıyla buluşturuyor.
1970’li yılların Bilecik’i; henüz aceleyle tüketilmeyen zamanların, kapıların kilitlenmediği akşamların ve selamsız geçilmeyen sokakların şehriydi. Kartpostalda yer alan kareler, bir yandan kentin fiziki değişimini gözler önüne sererken, diğer yandan kaybolan değerleri ve eski yaşam kültürünü hatırlatıyor.
Bilecik Kent Belleği’nde paylaşılan bu kartpostal, özellikle o yılları yaşayanlar için derin bir hüzün ve özlem duygusu oluşturdu. Kimi izleyenler çocukluğunu, kimi ilk gençliğini, kimi ise artık aramızda olmayan sevdiklerini hatırladı. Sosyal medyada yapılan yorumlarda, “Ne kadar sade, ne kadar güzel günlerdi” ve “Eski Bilecik’in ruhu bambaşkaydı” gibi ifadeler dikkat çekti.
Kent Belleği yetkilileri, bu tür arşivlerin yalnızca geçmişi sergilemek değil, kentin hafızasını canlı tutmak ve gelecek kuşaklara aktarmak açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Her bir fotoğrafın, bir dönemin tanığı olduğuna dikkat çekiliyor.
1970’lerden günümüze uzanan bu kartpostal, Bilecik’in yalnızca değişen yüzünü değil; zamanın içinde saklı kalan duygularını da hatırlatıyor. Bir kâğıt parçasına sığan bu kareler, bakmasını bilenler için hâlâ çok şey anlatıyor.






