Söğüt’ün merkezinde, Osmanlı’nın köklerini adeta bir masal gibi taşıyan Ertuğrul Gazi Türbesi, tarih ve maneviyatın buluştuğu nadide mekanlardan biridir. Bazı kaynaklara göre türbe, Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır. 1737 yılında III. Mustafa döneminde restore edilen türbe, daha sonra II. Abdülhamid zamanında onarım görmüş; bu onarımlar sırasında mezarlığın giriş kısmına iki çeşme eklenmiştir. Çeşme kitabeleri, türbenin Abdülhamit döneminde tamir edildiğini günümüze taşır. 1905 yılında ise çevresindeki evlerin düzenlenmesi amacıyla istimlâk çalışmaları yapılmış ve türbenin etrafında geniş bir alan oluşturulmuştur.
Bu alan, tarihin canlı bir sahnesi gibi her yıl canlanır. Karakeçililer, Orta Asyalı göçebe kıyafetleriyle Söğüt’e gelir, beyitler okuyarak at üstünde geçit törenleri yapar ve geleneksel kutlamalar düzenler; geçmişin coşkusu adeta yeniden yaşanır.
Türbenin hemen dışında, Ertuğrul Gazi’nin eşi Halime Hatun ve oğlu Savcı Bey’in mezarları bulunur. Osman Gazi’nin makam mezarı da burada yer alırken, türbe çevresinde kardeşi Dündar Bey’in ve Akçakoca’nın silah arkadaşları olan birçok değerli isim—Konur Alp, Karamürsel, Abdurrahman Gazi, Hasan Alp, Saltuk Alp, Kaplan Çavuş, Aktimur Bey, Çoban Mirza Bey, Hamit Bey, Emir Ali, Aykut Alp, Gündüz Bey, Aydoğdu Bey, Pazarlı Bey, Yorgan Ata ve Akbıyık Bey—hatırlanmaya devam eder.
Altıgen planlı türbe, bir sıra taş ve iki sıra tuğladan örülmüş beden duvarları ile dimdik durur; taşlar arası dikey derzler ve düz saçak silmeleri, kubbe ile örtülür. Kurşun kaplı kubbesiyle göğe yükselen türbe, geçmişin heybetini bugüne taşırken, ziyaretçilerini Osmanlı’nın başlangıcına doğru büyülü bir yolculuğa çıkarır.