SALGIN HASTALIKLARA DİKKAT!

Sallandılar, yıkıldılar ama hayatta kaldılar…

Depremzedeler…

Şanslı olanları çok zaman geçmeden kurtuldu, kimileri saatler hatta günler sonra kurtarıldı, maalesef kimisi de o soğuk karanlıkta hayatını kaybetti.

Birkaç dakikada hayatları yerle bir oldu. Dünyaları değişti. Belki de ne büyük umutlarla ya da hüzünlerle koydular gece başlarını yastığa ama sabaha doğru vuran acı olay, ertesi gün bütün her yeri yıkıp yerle bir etmişti.

Yaşanan felaketten sağ olarak kurtulanlar, yakınlarının cansız bedenine dahi razı olup günlerce enkaz başlarında açlık, soğuk, psikolojik travmalarla beklediler.

Dondurucu soğukta sabahlara kadar dışarıda bekledikten sonra çadırlar, konteynerler gelmeye başladı ama tabi ki daha yeterli değil.

Deprem bölgesinde, özellikle içme suyu ve hijyen konusunda yaşanan sıkıntılar, depremden canlarını zor kurtaranla r için salgın hastalığa davetiye çıkartıyor.

Afet sonrası salgınlar arasında karşılaşılabilecek en önemli hastalık ” Kolera” olarak biliniyor. Bbir kolera salgınında, özellikle çocuklarda ishal, kusma ve sıvı kayıplarına bağlı ölümler görülebiliyor. Depremden etkilenen komşumuz Suriye’nin kuzeyinde, Eylül ayından itibaren görülen salgının da özellikle çocukları etkiliyor.

Afetten sonra salgın riski açısından Türkiye’de tetanoz, kuduz ve kızamık aşılarının ihmal edilmemesi gerekiyor.

Özellikle doku kayıplarının eşlik ettiği açık kirli yaralanmalar, yara yeri enfeksiyonlarına neden olabilir. Bunların arasında gazlı kangren gibi ciddi olan ve uzuv kaybıyla sonuçlanabilen ağır bir tablo da görülebilir. Bu tip doku bütünlüğünü bozan yaralanmalar, tetanoz bağışıklığı yıllar içinde azalmış bireylerde tetanoz için de risk taşımaktadır. Yaralanan yetişkinlerin son 10 yıl içinde aşısı yok ise aşının zaman kaybetmeden yapılması önemlidir.

COVID 19 riski ve grip göz ardı edilmemeli

Deprem nedeniyle kurulan çadırkentlerdeki kalabalık yaşam ortamı, kış mevsimi nedeniyle zaten halen yoğun biçimde görülen COVID19, RSV ve influenza gibi viral etkenlerin üst solunum yolu enfeksiyonu salgınına zemin hazırlamaktadır. Vücut direncinin zayıflaması da hastalıklara yakalanma ve bulaş riskini artırmaktadır. Bu nedenle depremzedelerin mümkünse maske kullanımına, sosyal mesafeye ve el yıkamaya dikkat etmesi, kalabalık çadırların sık sık havalandırılması önem taşımaktadır.

Hayvanlardan bulaşan bakteriyel enfeksiyon riski

Depremde yabani ve evcil hayvanların idrarlarının su ya da yiyecekleri kontamine etmesi ‘leptospiroz’ adı verilen ‘leptospira’ isimli bakterinin neden olduğu enfeksiyona yol açabilir. Hastalık; ateş, titreme, kas ağrısı, baş ağrısı, kusma ve ishal ile başlayıp kısa bir süreliğine iyileşse de belirtiler tekrar başlayarak karaciğer, böbrek fonksiyon bozuklukları ve menenjit şeklinde seyreden bir tabloya dönüşebilir. Suların kapalı şişe suyu, kaynatılarak ya da klorlanarak kullanılması bulaşı önlemede önemlidir.

Hasarlanan kanalizasyon sistemleri için önlem alınmalı

Deprem sonrası kanalizasyon sistemlerinin hasarlanması ve içme suyuna dışkı karışması sonucu tifo, dizanteri, kolera gibi ishalle seyreden hastalıklar görülebilir. Deprem sırasında hayatını kaybedenlerin bedeninden bulaşabilecek enfeksiyon hastalıkları ise sınırlıdır. Kolera, bu enfeksiyonların başında gelmektedir. Dışkı-ağız yoluyla bulaşan sarılık türleri (Hepatit A ve Hepatit E virüse bağlı) ve paraziter enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu tür hastalıkların önlenmesi için tuvaletlerin sağlıklı bir biçimde kullanılabilir olması gerekir.

Sular klorlanarak kullanılmalı

Su tüketiminin kapalı şişelerde, kaynatılmış ya da klorlanmış olarak kullanılması önemlidir. Suyu klorlamak için Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi 1 litre suya 1 çay kaşığı %4’lük kokusuz çamaşır suyu konulup 30 dakika beklendikten sonra suyun kullanılması şeklindedir. Sebze ve meyvelerin klorlanmış suyla yıkanması ve ellerin dezenfeksiyonu da gıda güvenliği için çok önemlidir.