Sakıncalı Piyade

Abone Ol

Bir kar yağar ince ince piyadenin hali nice, azaldıkça şafak aksine çoğalır hasret hele ki sevdikleri , kıymetini bilmediğin paha biçilmez özgürlükleri akla getirince. Avucundan kayıp giderken zaman, memleket mi yıldızlar mı daha uzak yoksa sevdiğin kızın yüreğinde yarattığı boşluk mu daha derin?

Her soru cevaplanmak için değildir bu da bu yazıda payına düşen ilk hissen olsun senin

Sevgili okuyucularım; Askerlik vazifem gereği bir süredir zorunlu olarak ayrı kaldık. Dolayısıyla ülke ve dünya gündeminden ziyade görevimizi hakkıyla icra etmek adına vazifemize odaklandık, sonunda alnımızın akıyla kazasız cezasız

Takdirle bitirip sizlerle yeniden kavuştuk.

Doğaldır ki dönüş yazımızın konsepti bu minvalde olacaktır.

Ancak hiç meraklanmayın gündem değerlendirmeye, gündemimizi belirlemeye aynen devam..

Gelelim yine esas konumuza

Ayazda tutulan nöbetler, Göktuğ komutanla uçsuz bucaksız sohbetler

Arkadaşlarla laflarken içilmesi daha bir keyifli olan kahveler, Çavuşken kırdığım kalpler (sebepsiz yere değil hiçbirisi) amiyane tabirle kimi zaman kolladığım kimi zaman haşladığım arkadaşlar, kurulan planlar geçiyor bir bir gözümün önünden

Zaman dediğimiz kavram oldukça göreceli her ne kadar ölçsek birimlere bölsek bile an an’a denk değil zemberek tarafsız olsa dahi güzel zamanları alabildiğine uzatmak ,zor zamanları kısaltmak mümkün değil. Tam tersi mümkünken.

Askerliğe dair pek çok şey işittik, okuduk, izledik bizatihi yaşayıp tecrübe ettik

Şunu çok rahat olarak söyleyebilirim hiçbir anti militarist söylem eylem veya eser orada yaşadığın olumsuz bir deneyime eşdeğer olamaz aynı şekilde iyi muamele değer atfeden bir davranış kadar aidiyet duygusunu pekiştiremez

Çok şükür ki üstlerimden hep iyi muamele gördüm elbette buna layık olmak adına çabaladım ancak öğretmenin iyisi nasıl büyük şans ise komutanın iyisi de büyük şans. Şansım yaver gitti o hususta da.

Zamanla boğuştuk, rütbelilerden konuştuk, devreleri satır arasında yâd ettik

Soğuk iklimi sanki geçiştirdik tam hakkını vermedik öyle ki soğukluğuyla nam salmış Polonya, Norveç gibi memleketlerde bile bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum. Keskin soğuk yakar geçer. İlginçtir soğuktan eli ayağı şişen arkadaşım oldu revirde doktor bile şaşırmıştı , çocuğun eline bir torba ilaç tutuşturmuşlardı ihtiyar teyzelere çevirdiler seni diye makarasını yapmıştık beraber.

Ruslardan kalma kalın duvarlı Orduevi’nin dili olsa konuşsa Kim bilir neler anlatır neler , meşhur, kudretli askerlerden Sabri Yirmibeşoğlu ‘nun armağan ettiği yağlı boya tablo , kütüphanede denk geldiğim Rahmetli Ata Nirun’un başında bulunduğu Bilinmeyen Dergisi yazar algısına takılan sayısız küçük detaydan birkaç tanesi

Zaten sözün fazlası aptala söylenir gereksiz konuşmakta aptallığın belirtisidir

Yazımızın ikinci kıssadan hissesi olsun

Velhasıl kelam

İyi dostlar biriktirdik, vazifemizi yerine getirdik. Böylece hayatımızda bir safhayı daha bitirdik gelecek bize neler vaat ediyor yaşayıp göreceğiz, Sakıncamız doğru duruşumuzdan bu manada sakıncalı piyadeliği ömür boyu sürdüreceğiz..