Bilecik, nüfusuna oranla komşu illerine göre daha fazla göç alan bir il. Bu açıdan bakıldığında eğitim, mesleki gelişim, eğitimden iş hayatına geçiş, sosyal destek, işgücü politikaları gibi müdahale alanları da önemli ölçüde belirleyici oluyor.
Bilindiği gibi, göç konusunda araştırmaya dahil edilen iller arasında anlamlı bazı farklılıklar görülüyor. İller arasındaki bu farklılıklar özelinde en fazla göç alan illerden biri ise Bilecik. Bu durum şehirde ortalama hane halkı geliri arasındaki farkları da açıklar nitelikte görülüyor. Nitekim göçle gelen bireylerin vasıf gerektirmeyen ve daha düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını tahmin etmek te zor değildir. Bilecik’e en fazla göç İstanbul, Kütahya, Bursa ve Eskişehir gibi yakın çevre illerden oluyor. Türkiye, özellikle 1950'li yıllardan itibaren sanayinin yavaş yavaş gelişmesine koşut olarak modern anlamda göç dönemine girdi ve ülkenin yerleşim yapısı ve nüfus hareketleri bu dönemden sonra nüfus artışı ve tarım kesiminde yaşanan yapısal dönüşümler nedeniyle tamamen değişmeye başladı.
Bilecik, nüfusuna oranla komşu illere göre daha fazla göç alıyor. Bu gerçek yalnızca demografik bir eğilim olarak değil, aynı zamanda kentteki ekonomik ve sosyal dinamiklerin bir göstergesi olarak da değerlendiriliyor. İnsanlar yaşamlarını sürdürmek, geleceğe daha güvenle bakmak ve fırsatları yakalamak için yer değiştirdiklerinde yeni geldikleri yerlerin sunduğu imkanları göz önünde bulundururlar. Bilecik’in göç çekmesinde eğitimden iş hayatına geçiş süreçleri, mesleki gelişim olanakları, yerel işgücü politikaları ve sosyal destek mekanizmaları belirleyici rol oynuyor. Eğitim, bireylerin iş gücüne katılımında temel bir basamak. Bilecik’te eğitim kurumlarının niteliği ve çeşitliliği, genç nüfusun ilgi alanlarına uygun mesleki eğitim programlarıyla desteklendiğinde bu durum hem yerel gençlerin, hem de çevre illerden gelen gençlerin eğitim sürecini cazip hale getiriyor. Okullarda verilen teorik bilgiler, yerel işletmelerle oluşturulacak güçlü bağlarla pratiğe döküldüğünde mezunlar için iş bulma süreci kolaylaşıyor. Bu bağlamda staj imkanlarının artırılması, yerel firmalarla eğitim kurumları arasında köprü kurulması ve mezunlara danışmanlık hizmeti sağlanması göç eden gençlerin kentte tutunmasını güçlendiriyor.
Göç alan Bilecik’te toplumsal uyumun güçlendirilmesi yalnızca yeni gelenler için değil, mevcut yerel halk için de ortak fayda sağlıyor. Son olarak işgücü politikaları, göçü yönlendiren ve sürdürülebilir kılan bir diğer unsur. Bilecik’te iş piyasasının esnekliği, girişimcilik eko sisteminin desteklenmesi ve nitelikli iş imkanlarının artırılması, bireylerin burayı tercih etmesinde etkili oluyor. KOBİ’lerin desteklenmesi, kadın istihdamının teşvik edilmesi ve genç girişimcilere finansal ve mentorluk desteği sağlanması iş gücünün çeşitlenmesine katkı sağlarken, yeni gelenlerin de kent ekonomisine entegrasyonunu kolaylaştırıyor. Bilecik’in göç alan bir kent olma özelliği eğitimden istihdama, sosyal destekten işgücü politikalarına kadar geniş bir alanda yapılacak bilinçli müdahalelerle güçlendiriliyor. Bu alanlardaki stratejik yaklaşımlar göç sürecinin sadece sayısal bir artış değil aynı zamanda sürdürülebilir ve kapsayıcı bir kalkınma fırsatına dönüşmesini de sağlayacak.