GİRİŞİME BAK MI? GİR, İŞİNE BAK MI?


Merhaba, Sevgili okuyucularım...
Sizce acaba hangisi? Gelin iki başlığa da beraber bakalım...
Önce bir "girişime" bakalım; düşünün bir teşebbüste bulunmak isteyen girişimci ruhlu bir insan var. Bir iş modeli belirliyor, teşebbüse geçiyor, bir değer oluşturuyor
bir çok kişiye de istihdam kapısı açmış oluyor, bunun adı başarı. Yani hem ülkeye katma değer oluyor, hemde kendisine ve yaşadığı bölgeye sahip çıkmış, bir yere varmış oluyor.

"Girişime bak" vizyonu ile, bir girişimde bulunayım, başarı elde edeyim, ortaya güzel birşey çıkarayım niyetiyle çalışmalar yapana "vay sağlam girişimci,
şunun girişimine baksana, olmaz denilen işi başardı"gibi girişimde bulunmak varken maalesef yıllarca eğitim alıp diploma alındığında sudan çıkmış balık misali gençler "gireyim işime bakayım,
maaşım gelsin yeter diyor. Üretime katkıda bulunmak gibi idealler taşımıyor. "Hazır bir iş olsun, birileri bana iş buyursun, gireyim işime bakayım" fikri hakim. Tabiki bunlar benim gözlemlerim ve aynı zamanda da dikkat çekmek istediğim noktadır.

Teknoloji geliştikçe bilim ve ilmini, çok başarılı işlere yönelten gençlerde yok değil!
Biz bunun dışında davranış sergileyen çocuklar için bir şeyler yapabilir miyiz? bunun derdiyle konuyu gündeme getirmek istedim. Çünkü gençliğin en verimli döneminde
bu gençler niye böyle hareket ediyor? sorusu beni eğitim kurumlarına bakmamı sağlıyor! Gençler Kızılelmayı, okul hayatında neden edinemiyor? Demek ki eksik bir parça var!
ONU BULMALIYIZ! Okullar dört işlem öğretisinin dışında da, bir perde ile çocukları sahneye çıkarmalı.
Mezun olduklarında "gir, işine bak" ile hareket ediyorlar?
Bunun muhatabı toplumun genel algısıda olabilir, büyüdüğü ortama, imkana göre de değişebilir. Araştırılmaya, incelenmeye mahkum bir konu ama görmezden gelinecek bir konu
asla değil. Araştırılması yapılır, toplumun üzerine düşen her kesim elini taşın altına koyar. Devlet milletine, siyasetçi siyasetine, okul öğrencisine, aile çocuğuna derken
herkes puzzle'ın bir parçası gibi birleştirildiğinde büyük resmi ortaya koyabilir.
Yeni yüzyıla kendimizi nasıl hazırlıyoruz? Bu soruyu kendimize gerek kişisel, gerek kurumsal, gerek siyasal soruyor isek, vizyoner ideallerle güzel işlerin ortaya çıkacağı
bir yüzyıl insanlığı bekliyor demektir! Aksi hali problemler yumağı haline dönüşecektir.
İş hayatını, günümüz yüzyılını bir nehirde giden kayık olarak düşünürsek, Bazı gençlerimiz nehrin kenarında dikilip bekliyor,
"(...!)Biri gelse de bir kayık da bana verse, bizde küreğini çekelim. Kimse bir kayıkta ben yapayım, binip gideyim"demiyor.
Bir kayıkda kürek çekmek var, (A noksından B noktasına götürmek için, yardımcı olmak var). Birde kayığın kendisi olmak var! Kürekçi bulursun, sen kayığın kendisi ol yeter ki.
Bir kürekçi alır kim nereye gidecekse götürür ama kayık olmaz ise o nehir yüzülerek geçilmez! Kayık mı? Kayıçı mı? İkisi de lazım o nehri geçebilmek için ama hangisi
daha ehemmiyetli? Bunu fark edip kızılelmanın ne kadar önemli olduğunu ilkokul sıralarında daha vermeliyiz, okuma yazmanın ötesinde vizyoner çocuklar
yetiştirebilirsek yeni yüzyıla toplum olarak sağlam temeller atmışız demektir. İnsanların, gençlerin kendi kayığını, kendi yapıp o nehre girmesi gerekir.
Böyle evlatlar yetiştirmek önce biz anaların vazifesi hanımlar! Ama sadece hanımlar yapıyor bu işi, demeklede olmaz beyler!

Bize verilen ömürde çocuklukta daha kızıl elma, (vizyoner) fikirlere, donanıma sahip olmalıyız ki, harekete geçme yaşı olan gençlikte bir atağa geçebilelim.
Orta yaşın verdiği olgunlukla da sistemi kurmuş, gelişime yeni yeni fikirlere yelken açalım. Yaşlılık döneminde zaten artık geri çekilme evresi başlıyor.
Yaş almışlıkla bir değer oluşturmuş, fayda getirmiş olmanın huzuru içinde bize verilen ömrü nihai hedefe götürmüş oluruz.
Biz aslında şunu başarmalıyız! Yaptığımız işler ile misal, bize verilen 70 yıl gibi bir ömürde çalıştım, kazandım elvada değil. Tarihte olduğu gibi ülkemize bir iz,
çocuklarımıza bir düş bırakacak miraslar olmalıyız. Bunun adı kızıl elmadır ve gençlerin kızılelması olması lazım.

 Bir genç üretkenliğinin en zirvede olduğu çağda okul hayatında, tekdüze ilerlememesi için, okullarda itici güç oluşturmak ve iş fikri, modeli  geliştirmek gerekmez mi? "Ağaç yaş iken eğilir" Hoşçakalın