banner795
banner401
banner422
banner806
banner773
banner819

Mustafa İsmet…

1892 Askeri Lisede öğrencisiniz

1903 Teğmen olarak Askerliğe başladınız

1905 Üsteğmen

1906 Yüzbaşı

1908 Kıdemli Yüzbaşı

1912 Binbaşı

1914 Yarbay

1915 Albay

1921 Tuğ-Tümgeneral (1. İnönü Muharebesi Ödülü)

1922 Korgeneral

1926 Orgeneral

Askeri okulların tümünü birincilikle bitirdiniz ve Padişah Abdülhamit bu yüzden size madalya taktı.

Yemen’de çarpıştınız, Kafkas cephesinde, Sina cephesinde.

Edirne’de, Çatalca’da, Keşan’da görev yaptınız.    

Genel Kurmayda çeşitli görevlerde bulundunuz.

Mebus yapıldınız, Kuzey cephesi, Doğu Cephesi, Batı cephesi komutanlığı yaptınız.

Dışişleri Bakanlığı yaptınız, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı.

Yaptığınız görevlerin bir kısmında Osmanlı’da tebaa(uyruk) idiniz, Cumhuriyette yurttaş.

1920 de Genelkurmay Başkanlığı’na seçildiniz.

1921 de İnönü Zaferi ile Yunanlıları durdurdunuz ardından 2. İnönü Zaferini kazandınız.

Onlarca iç ayaklanmada ayaklanmalara karşı görev yaptınız.

1922’de ‘Büyük Zafer’ den sonra Mudanya Antlaşması’nı imzalayan sizsiniz.

1922’de Lozan Barış görüşmeleri ’ne gönderilen, bu anlaşma ile ülkenizin tapusunu yurttaşlarının cebine koyup geri dönen yine sizsiniz.

1923’de Başbakansınız. Olmadı, anlaşamadınız ayrıldınız. 1925’te tekrar Başbakansınız.

Tüm bunlar yaşanırken aynı zamanda askersiniz. 1927’de Askerlikten emekli oldunuz.

1934’te; çok sonra “vatan sana minnettardır” diyeceğiniz Atatürk tarafından verilen İNÖNÜ soyadını aldınız.

1938’de Atatürk’ün ölümü ile Cumhurbaşkanı seçildiniz.

Aynı yıl CHP Kongresinde Değişmez Başkan ve Milli Şef unvanlarını aldınız.

1950’de Cumhurbaşkanlığınız sona erdi. 1961’e kadar muhalefette kaldınız.

1961 tekrar Başbakan oldunuz.

1965 Başbakanlıktan istifa ettiniz.

1972 değişmez başkanı olduğunuz CHP’den ve milletvekilliğinden ayrıldınız, Senato üyesi oldunuz.

Çocukluk yaşlarınızda sıtmaya yakalandınız ve hastalık ağır işitmenize neden oldu.

Yemen cephesinde koleraya yakalandınız bu hastalık işitme sıkıntınızın artmasına neden oldu.

Yaşadığınız yılların sağlık sistemi yetersizliğinden genç yaşta kalp krizi geçirdiniz ve arkasından diyabet (şeker) le tanıştınız.

25 Aralık 1973 tarihinde vefat ettiniz.

Hayatınızın bir döneminde Birleşmiş Milletler konusun da ;

“…Bütün insanlığa ait bir temel yasanın tesisi ile bireysel varlığının şuuruna sahip her halka; bütünlüğünün korunması teminat altına alınmış bağımsız bir devlet kurma hakkı verilmesi gerekmektedir.Güvenlik için bir ortak arayış uluslararası ilişkilerimizin geliştirilmesinde bizi ayni ilkeleri paylaşan ve aynı düşünce yapısına sahip uluslar ile ortak bir cephe oluşturmaya yöneltmiştir. Bizim yaptığımız ittifaklar ve uluslararası anlaşmalar bu açıdan değerlendirilmelidir… şeklinde açık görüşlerinizi paylaştınız…

Odatv4 internet adresinde Soner Yalçın’ın bir yazısında okudum.

1970 yılında dönemin gazetecilerinden Örsan Öymen’in İsmet Paşa ile yaptığı bir konuşmada;

Öymen soruyor, “Paşam Kurtuluş Savaşı devam ediyor mu?”

Ve bugünlerde ota, b.ka kurtuluş savaşı veriyoruz diyenlere bile cevap içerircesine yıllar önce şöyle dediniz:

“…Kurtuluş Savaşı devam ediyor lafı başka, bugünkü meseleler geçen meselelerden daha az önemli değildir başka.

Kurtuluş Savaşı devam ediyor demek o zamanki gibi fevkalade usullere müracaat etmek lazımdır zannedenlerin dümen suyuna girmek demektir...

Öymen “Ben de mecazi(değişmeceli) anlamda sordum zaten.” deyince,

“Mecazisi olmaz bunun. Benim ağzımdan mecazi (değişmeceli) mana çıkmaz.” diyeceksiniz.

Türkiye Cumhuriyeti tarihini yaratan ve yazan ‘İkinci Adam’sınızdır.

Şimdi durup bakalım;

İnönü Vakfı internet sitesi içeriğinde okuduğumla alıntılayarak aktarıyorum:

“Bir büyük imparatorluğun çökmekte bulunduğu kaygısı ve memleketi kurtarmak ödevinde olduğumuz düşüncesi, bizim gençlik yıllarımızın en unutulmaz hatırasıdır. Altmış sene bu hislerin heyecanları, ümitsizlikleri ve zafer günleri içinde geçmiştir.

İmparatorluğun çöküşü içinde vazife yapmaya çırpınırken, hesapsız şehitler ve felakete uğrayanlar arasında, yaşayarak çıkmak gibi bir umulmadık olay başımdan geçti.

Milli Mücadele, ben otuz sekiz yaşında iken zaferle bitmiştir. Bu devirde, amansız ve kudretli dış düşmanlar karşısında, kendi memleketimizi temsil yetkisi iddia edenlerin idam fermanını boynumuzda taşıyarak çıkabildik.

Ümitsiz günleri unutmuş olarak, vatanı yeniden kurmak ve yükseltmek azmi ile işe başlanmıştır. Yepyeni bir Türkiye’nin her sahada temellerini atmak, elimize geçen emaneti yüz akı ile yeni kuşaklara devretmek tek amacımız olmuştur.

1920’den, yani otuz altı yaşımdan beri memleket idaresinde birinci derecede mesuliyet taşıyanlar arasındaydım. Doğrudan doğruya siyasi kudret sahibi olarak 1950’ye kadar, yani altmışaltı yaşıma kadar, Türkiye’nin selameti ve ilerlemesi gibi bir ödev yolunda bulundum.

1950 senesini; memleketin yüz seneden beri hasretini çektiği yeni hayat tarzını, yüreğimiz ümit ve iftiharla dolu olarak seçmiş bulunuyoruz.

Aklımın erdiği günden beri sıra ile başımdan geçen aşırı güçlük ve başarı anlarının, bu yeni devirde de birbirini kovaladığını görüyorum.

Bu uzun siyasi hayatı bir cümlede canlandırmak isterim: Bütün ömür boyunca her zaman elde edilmesi millet için aziz olan bir amaç peşinde koştum.”

Resmi hizmet yolunun en büyük mükâfatı, resmi hizmetten ayrıldıktan sonra milletten sevgi görmektir. Bu ikbale ermiş insanlardan biri olmakla iftihar ederim. Hususi ve siyasi hayatın hilatlarından(kaftan, burada resmiyetinden kurtuluş gibi algıladım) sıyrıldıktan sonra sevgi ile karşılanmak, bizde nadir görülmüştür. Muarızlarım(karşı çıkanlarım) dâhil olarak, bütün siyaset adamlarına bu ikbali yürekten dilerim.”

Diyecek kadar da kendinizi ifade edecek dürüstlük ve hoşgörüdesiniz.

1923 yılında Lozan’da Birleşik Krallık, Fransa, S.S.C.B, Yugoslavya, Belçika, Portekiz, Romanya, Yunanistan, Japonya ve İtalyanlara karşı üstünlük sağlamışsınız.

Dönemin Rus devlet başkanı Stalin sizin için:

“Rusya’nın dışında tavsiyesine saygı duyduğum tek kişi İnönü’dür” diyecek,

Dünya, sizi 2. Dünya savaşında Adolf Hitler’i de köşeye sıkıştırabilecek kadar sert ve yetenekli bir Devlet Başkanı olarak tanıyacak.

Birileri kalkıp sizi ötekileştirecek, size iki sarhoştan biri diyecek.

Öyle mi ???

Ölümünün 48. Yılında İsmet İnönü’yü rahmet ve saygı ile anıyorum.

Hoşça ve Dostça Kalınız. Saygılarımla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hayri 12 ay önce

Yaratmak ALLAH'a mahsustur sedat efendi....!

Avatar
Mustafa akkaş 12 ay önce

Evet bu günlerde herkesin okuması gereken bir yazı olmuş kalemine yüreğine sağlık

Avatar
Hayri Y 12 ay önce

Koskoca metinde bula bula "yaratmak" fiilini bulup buldumcuk mu oldunuz sayın hayri efendi?
TDK Sözlük/ Yaratmak (nesnesiz mecaz):Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak o zamana kadar görülmeyen yeni bir şey ortaya koymak, yapmak.

banner817

banner524

banner92

banner714

banner679

banner620

banner390

banner510

banner503