Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği, yaptığı basın açıklaması ile Türkiye’nin en önemli su kaynaklarına sahip olan Murat Dağı’nda altın ve maden arama faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi durumunda, Bilecik ve çevresindeki illerde yetişen tarım ürünlerinin suya karışacak siyanür ile zehirleneceğini kaydetti.

2017’de Uşak-Kütahya il sınırında bulunan Murat Dağı’nda Anadolu Export Maden A.Ş. tarafından yapılmak istenen altın madeni projesi yöre halkının direnişi ve açtığı davalar sonucunda engellenmişti.

Şirket beş yıl aradan sonra “altın gümüş madeni kapasite artırımı, pasa döküm ve kırma eleme tesisi” kurmak için başvuruda bulundu.

Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı Sadık Yurtman, içlerinde Bilecik’in de olduğu 10 şehir için tehlike çanlarının çaldığını belirterek; altın ve gümüş madeni arama faaliyetlerinin gerçekleştirildiği takdirde bölgedeki nehir ve göletlere zehirli maddelerin karışacağına dikkat çekti.

Yapılan açıklamada şu ifadeler yeraldı:

2017 yılında Murat Dağı'nda altın madeni aranması ile ilgili girişimi Eskişehir, Kütahya ve Uşak halkının direnişi ve itiraz davalarının kazanılmasıyla engellenen Anadolu Export Maden A.Ş., 3 yıl aradan sonra bu kez “Altın gümüş madeni kapasite artırımı, pasa döküm ve kırma eleme tesisi” kurmak için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuruda bulunmuştur.

Şirketin hazırladığı ÇED dosyası 18 Kasım 2022 Cuma günü Bakanlık’ın alt birimi (İDK) İnceleme Değerlendirme Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı.

Murat Dağı Yok Olmasın Platformu’nun organizesi ile Uşak ve Kütahya’dan 20 köy muhtarı, meslek odaları başkanları ve çevre örgütlerinin de olduğu 100 kişi ile Ankara’ya gidildi.

Bakanlık’ın “Beş temsilci katılabilir” kararına rağmen toplantıya Gediz ve Banaz’dan 10 Muhtar, 1 belde Belediye Başkanı, Su Kooperatifi Başkanı, Banaz Ziraat Odası Başkanı, Ankara ve Uşak Tema temsilcileri ile Uşak ve Kütahya Barolarından 5 avukat toplantıya katıldı.

Şirketin ruhsatlı sahası 1.300 hektar olup işletme ruhsatı almak istediği ve maden arayacağı sahasında 415 hektarın tamamı ormanlardan oluşmaktadır.

Şirketin ÇED dosyasında, “1 yıl içinde 212 bin ağaç keseceğiz” demesine rağmen kesilecek ağaç sayısının 1 milyonu geçeceği hesaplanmaktadır.

Bölgenin en önemli özelliği su havzası olması ve Anadolu’nun toplam su rezervinin %40’nı karşılaması, Gediz Nehri ve Porsuk Çayı’nın doğduğu, Menderes ve Sakarya’nın beslendiği ayrıca 1. derece deprem riskinin olduğu saha aynı zamanda ormanla kaplı olduğu halde bile heyelan riski taşımakta ve buna rağmen milyonlarca ton ağır metal içerecek pasa bu bölgeye yığılacaktır.

Cevheri çıkarmak için Gediz Nehri’nin ve Porsuk Çayı’nın doğduğu sahada ikisi ana ocak olmak üzere 5 ayrı alanda patlatma yapacağı ilk 5 yıl için bu ocakların derinliğinin 30 ile 98 metre arasında olacağı ÇED raporunda belirtiliyor.

Murat Dağı’nda altın, gümüş madeni aranmasıyla başta Uşak, Kütahya, Eskişehir, Ankara, Denizli, Manisa, Aydın, İzmir, Bilecik, Adapazarı illeri suya karışacak siyanür ile zehirlenecek ve bu illerde yetişecek her türlü tarım ürünleri, meyve ve sebzeler bundan etkilenecektir.

Proje kabul edilip Altın aramaya başlanılırsa, Uşak ve Banaz’ın içme ve sulama suyu ihtiyacını karşılayan Küçükler Göleti ve Çokrağan Mağarası maden sahasının hemen altında olup ilk patlatmalarla mağaranın çökmesi ve göletin zarar görmesi, yeraltı sularının kaçması veya yok olması kesindir.

Bölgenin ormansızlaştırılması ve binlerce kilo dinamitin yaratacağı toz ve duman ve moloz bölgeyi yaşanmaz bir bölgeye çevirecektir. Beş yılın ardından 2 Kışladağ büyüklüğünde oluşacak çukurların ve çöp diye yığılacak 100 milyon ton pasanın yaratacağı ağır metal kirliliğinin, Porsuk ve Gediz çaylarının kurumasının hesabını ve sorumluluğunu kim üstlenecek?”