Neren acırsa canın ordadır, herkesin bir derdi var durur içerisinde de derler.

Kimseninki kimseye benzemez, herkesin derdi kendine ağır, gerisinin dili lâl,  kulağı sağır da derler.

Ama bu kulağı sağır olanlar bizim canımızı emanet ettiğimiz devlet yetkililerimiz olmasaydı keşke!

Sosyal devlet; ekonomik ve toplumsal yönden yurttaşlarının yaşam düzeyi, sosyal güvenliği vb. konularında gereken önlemi alır ve vatandaşının eğitim, sağlık, barınma, korunma gibi ihtiyaçlarını karşılamakta yükümlüdür.

Aylardır eczacılar odası yetkilileri bas bas bağırıyor,  İlaç yok! İlaç yok! İlaç yok! diye.

Neden ilaç tedariki böyle sıkıntılı durumlara geldi? Ne tür satın almalar, anlaşmalar yapıldı da bu yokluk peydah oldu ülkede? Sebep nedir bu duruma?

Ve ne olacak peki böyle?

Günlerdir kaç kez rastladım; eczacı çaresizce "maalesef yok" diyerek reçeteyi geri iade uzattığında trajik sekilde boynunu büküp, reçetesini eline sıkıştırıp, bir umut bir başka bir eczanede bulurum diye çıkıyor kapıdan vatandaş.

Ne yapsın hayati önem arzeden ilacını bulamayanlar?

Kanser hastası, tansiyon hastası, şeker hastası, başı ağrıyan dişi ağrıyan, midesi ağrıyan...

Ne yapsın bu millet?

Ölsün mü?

Virüsten ölmeyenler, patlamada çatışmada ölmeyenler, kazada ölmeyenler ilaçsızlıktan mı ölsün?

Hastaneler tıklım tıklım, doktorlara ulaşmak imkânsız, randevu almak imkânsız artık günümüzde. Hastaneler çoğaldı, doktorlar çoğaldı ama yine yok yine yok!

Araya hatırlı kişileri sokmadan doktorun kapısından içeri girmek bir başarı. Bir yolunu bulup, derdine derman olacak kişiden randevu alabildiğinde, bir zafer kazanmış edasıyla, yaydan fırlayan ok gibi doktorun odasına dalıyor vatandaş can havliyle.

Ee, en doğal hakkı olan devlet hastanelerinde muayene olabilmek için de hatırlı kişi peşinde mi koşsun insanlar?

Ya hatırlı kişisi olmayan ne yapsın?

Ağzında dişi, önünde işi, evinde aşı olmayan gariban; zaten çaresiz, zaten kimsesiz olan ve devlete güvenen,  güvenmek zorunda olan, devletten başka güvenecek kimsesi olmayan gariban vatandaş ne yapsın? Lokum çiğneyip koysun yarasının üstüne, taş bağlasın ağrıyan yerine, otu çöpü ezip bağlasın orasına burasına, bilmediği kocakarı ilaçlarını mı öğrensin sil baştan.

Ülkemizde en kolay şey köşe yazısı yazmak. Gündem o kadar zengin ve kalemini oynattığında ortaya çıkan sözcükler o kadar "cuk" diye yerine oturur ki, binlerce insanın sesi soluğu olursun, yarasına parmak basarsın her daim.

Terör dersin, hayvan hakları dersin, işsizlik dersin, ev kiraları dersin. Dersin de dersin...

Hele hele hayat pahalılığı dersin ki bin dokunur bin ah işitirsin.

İşte bu nokta atışlardan birisi de ilaç yokluğu bana göre. Kendimi çaresizce ilaç arayanların yerine koydum bugün, içim daraldı, kalbim sıkıştı gerçekten.

Bulamazsa daha kötüye gider, iyi olacaksa olamaz, düzelecekse düzelemez, ölmeyecekse ölür insan yahu!

Tamam nefesimiz sayılı, ne zaman öleceğimizi Allah bilir tabi ama, öbür tarafa gidişimizin sebebi de ilaç bulamamak olmasın ya.

Bu vesileyle ağrısız başlar, doktorsuz, ilaçsız günler dilerim herkese.