Bir grup insan… Başları gökyüzüne dönük… Gözlerinde merak, yüzlerinde gurur…
Bu fotoğraf, Bilecik’te uçak gözlemi yapan bir grup Bilecikliyi gösteriyor. Tarihin satır aralarına sıkışmış bu kare, bizleri muhtemelen 1931 yılına, Cumhuriyet’in henüz emekleme dönemindeki umut dolu günlerine götürüyor.
Bir Uçaktan Fazlası: Adı “Bilecik”
O gün gökyüzünde süzülen sadece bir uçak değildi… Bileciklilerin kendi imkânlarıyla, topladıkları paralarla satın aldığı ve gururla “Bilecik” adını verdikleri bir hayaldi.
Henüz uçağın bile herkes için bir mucize olduğu yıllarda, küçük bir Anadolu şehrinin insanları el ele vererek gökyüzüne bir iz bırakmıştı. Bu, yalnızca bir teknolojik gelişme değil; bir inancın, bir birlikteliğin ve Cumhuriyet ruhunun açık bir göstergesiydi.
Toprağın İnsanından Gökyüzüne Uzanan Bakış
Fotoğraftaki insanlar belki çiftçiydi, belki esnaf, belki öğretmen… Ama o an hepsi aynı duyguda birleşmişti: “Biz de varız.” Gökyüzünde süzülen uçağı izlerken, sadece kanatları değil; geleceği, ilerlemeyi, çağdaşlaşmayı seyrediyorlardı.
Bilecik’in Göğe Yazdığı İsim
Bir uçağa şehir adını vermek… Bu, sessiz ama çok güçlü bir cümleydi: “Bu gökyüzünde Bilecik’in de adı var.”
Bugün bu fotoğrafa baktığımızda, gürültüsüz ama derin bir gurur hissi bırakıyor. Çünkü bu kare, küçük bir şehrin büyük hayal kurabildiğini gösteriyor.
Bir Fotoğrafın Anlattıkları
Aradan neredeyse bir asır geçti… Ama o gün gökyüzüne bakan gözlerin heyecanı hâlâ hissediliyor.
Bu fotoğraf, Bilecik’in sadece taşını, toprağını değil; vizyonunu, cesaretini ve birlik ruhunu hatırlatıyor.
Ve sanki sessizce şunu söylüyor: “Gökyüzüne bakmayı bilen şehirler, geleceği de görür.”