Warning: getimagesize(/home/yarincom/public_html/images/banner/YENY_LOGO__copy.png): failed to open stream: No such file or directory in /home/yarincom/public_html/amp/functions.php on line 0

Warning: getimagesize(/home/yarincom/public_html/images/banner/logo11.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/yarincom/public_html/amp/functions.php on line 0
RAMAZAN-I ŞERİF AYI BENZERSİZDİR

RAMAZAN-I ŞERİF AYI BENZERSİZDİR

 
Allah’ım mal verdiğin zaman saadetimizi,
Kuvvet verdiğin zaman aklımızı,
İktidar verdiğin zaman basiretimizi,
Bela verdiğin zaman imanımızı,
Nimet verdiğin zaman şükrümüzü ve mertliğimizi,
Güzellik verdiğin zaman iffetimizi,
Zorluk verdiğin zaman sabrımızı,
Bizden alma Ya Rabbi!
Kur’an’ı nefsimize, nesillerimize sevdir.
Günlerimizi ve gecelerimizi Kur’an ile ziynetlendir.
Bizleri, Kur’an ile bilgilenen,
aydınlanan ve yaşayanlardan eyle...
RAMAZAN AYI, RAHMET VE MAĞFİRET AYIDIR
Değerli okurlar,
Allâhü Teâlâ, Ramazan ayının her gecesi şöyle buyurur: “Bir isteği olan yok mu, isteğini vereyim. Tövbe eden yok mu, onun tövbesini kabul edeyim. Bağışlanmak isteyen yok mu, onu bağışlayayım!” 
Allâhü Teâlâ, Ramazan ayının her günü iftar vaktinde, azabı hak etmiş milyon kişiyi cehennemden âzâd eder. Ramazan ayındaki cuma günü ve gecesinin her saatinde, yine azâba müstahak olmuş milyon kişiyi cehennemden âzâd eder. Ramazan ayının son gününde ise, Ramazan ayının başından sonuna kadar affedilenlerin sayısı kadar kişi cehennemden âzâd edilir.
Kadir Gecesi’nde Allâhü Teâlâ, Cebrâilaleyhisselâma emreder. Cebrâilaleyhisselâm meleklerden bir toplulukla berâber yeryüzüne iner… Cebrâil (a.s.) meleklere şöyle der:
‘Allâhü Teâlâ ümmet-i Muhammed’e rahmet nazarı ile baktı, onları affedip günahlarını bağışladı. Ancak dört kimse hâriç!  ‘Devamlı içki içen, ana babasına âsî olan, sıla-i rahim yapmayan (yakın akrabası ile alâkasını kesen) ve Müslüman kardeşiyle üç günden fazla dargın olan.’
Bayram sabahı Allâhü Teâlâ, meleklerini yeryüzünün her tarafına gönderir. Melekler, bir sokağın başına geçerek:‘Ey Muhammed ümmeti! Kerem sâhibi Rabb’inizinhuzûruna çıkın. Çünkü o, bol bol veriyor ve büyük günahları bağışlıyor.’ derler. Bunu insan ve cinlerin dışındaki bütün yaratılmışlar duyar.İnsanlar bayram namazlarını kılmak üzere evlerinden çıktıklarında Allâhü Teâlâ meleklerine:
‘Ey meleklerim! Bir işçi işini bitirince alacağı karşılık nedir?’ buyurur. Melekler:‘Ey Rabbimiz! Alacağı ücretin tam olarak ödenmesidir.’ derler. Allâhü Teâlâ: ‘Ey meleklerim! Sizleri şâhit tutuyorum ki, onların Ramazan’da tuttukları oruçların, kıldıkları namazların sevâbı olarak ben de onlara rızâmı ve mağfiretimi veriyorum.’ buyurur. Sonra Allâhü Teâlâ: “Ey kullarım! Benden isteyin. İzzetime ve celâlime yemin ederim ki, bugün dîniniz veya dünyânız için benden ne isterseniz onu vereceğim.” buyurur. (Tenbîhü’l-Gâfilîn)
 
Ramazan'ın da, orucun da en temel özelliği, ikisinin de “benzersiz” olmasıdır.

Ramazan ayını da, orucu da “benzersiz” kılan en önemli hayranlık uyandıracak kadar dikkat çekici olan şey ,Kur’an’ın “bu ayda vahyedilmiş” ve bu ayın “Kur’an ayı” olmasıdır. Ancak bu, meselenin yalnızca bir boyutu. Meselenin son derece hayatî bir başka boyutu daha var.

Ramazan'ın önemli olması, Kur'ân'ın Ramazan ayında nâzil edilmesinden ziyade, Kur'ân'ın bu ayda bihakkın hayata geçiriliyor olmasıdır. Hatta Ramazan'ın önemi, “Kur'ân” olmasıdır.

RAMAZAN'IN “KUR'ÂN” OLMASI NE DEMEK?
Ülkemizde de, diğer Müslüman coğrafyalarda da, Ramazan ayının Kur'ân ayı olduğu özellikle vurgulanır. Ama Kur'ânayı'nın da, Kur'ân'ın da ne demek olduğu, en önemlisi de Kur'ân'ın neden münhasıran bu ayda nâzil olduğu pek konuşulmaz.

Önümüzde çok esaslı ve hayatî bir mesele var: Ramazan ayına da, oruca da, Kur'ân'a da, bizzat Kur'ân'ın kendi diliyle yani tefekkür ederek, tefakkuh ederek, taakkul ederek, tedebbür ederek, tezekkür ederek yaklaşmayı bütünüyle terketmiş, bu meseleleri avama ya da özellikle televizyonlardaki reyting canavarına dönüştürülen tele-teologların avamî, sığ dillerinin insafına bırakmış durumdayız.

O yüzden olsa gerek, Ramazan ayının önemi, Kur'ân'ın indirildiği bir ay olmasında gizlidir, deniyor ve mesele burada noktalanıyor.

Önüne gelen böyle kuruyor cümleyi; ama acaba öyle mi? Meseleye böyle baktığımız içindir ki, Ramazan'ın hakîkî mahiyetini ve değerini de; Kur'ân'ın anlamını, hayatımızda olması ve alması gereken merkezî yeri de hakkıyla idrak edemiyoruz.

Ramazan ayının önemi, Kur'ân'ın sadece ve sadece Ramazan'da indirilebileceği, Ramazan'da indirildiği zaman, anlamlı olabileceği gerçeğidir.

Başka bir ifadeyle, Ramazan, önemini ve benzersizliğini Kur'ân'ın Ramazan'da nâzil olmasından ziyade, Kur'ân'ın nasıl hayata geçirileceğini bizzat ortaya koyan, aynı anda hem bir vasat hem de vasıta olmasından ve sunmasından alıyor.
Kur'an-ı Kerîm, Allah'ın insanlara indirdiği son Mukaddes Kitaptır. Kur'an, son Peygamber Hz. Muhammed’e (sav) Cebrâil (as) tarafından vahiy yoluyla indirilmiş ve ondan tevatür yoluyla nakledilerek günümüze kadar gelmiştir.
Kur'an-ı Kerîm ferde ve cem'iyete, bütün insan sınıflarına, bütün memleketlerde ve bütün devirlerde insan hayatının bütününe, maddî - mânevî bir hidayet rehberidir. Hükûmet başkanından, kumandandan sade vatandaşa ve sokaktaki adama kadar herkes, orada kendisiyle alâkalı olanı bulur. Dünyevî ve uhrevî huzur ve saadeti için gerekli bilgi ve dersleri ondan alır.
Şöyle buyuruluyor;"Bu Kur'an, akıl sâhiplerinin, âyetleriniiyice düşünüp anlamaları ve ders almaları için, sana indirdiğimiz saadet kaynağı bir kitabtır." (Sâd, 38/29).
Kur'an, insanlığın hakikî saadetini te'min edecek her türlü îtikad, amel ve ahlâk esaslarını ihtiva eder. Hem lâfzı, hem de mânası itibariyle, en büyük ve ebedi bir mu'cizedir. Peygamberimiz (sav) bu hususta şöyle buyurmuştur:
"Hiçbir peygamber yoktur ki, onlara kendi zamanlarındaki insanların inandıkları kadar mu'cize verilmiş olmasın. Mu'cize olarak bana verilen ise, ancak Allah'ın bana vahyettiği (Kur'an)dır. Bunun için kıyâmet gününde ben, peygamberlerin en çok ümmeti bulunanı olacağımı ümid ederim." (Buhari, Fezailü'l-Kur'an, 1)
Meselemiz, elbette ki, Kur’an’ın anlaşılması, hayatımıza aktarılması ve Sünnet'e gidebilmektir. İyi de nasıl?

RAMAZAN NİMETİNİN KIYMETİNİ BİLELİM
Cevabını veremediğimiz soru bu… Benimcevabım; RamazanAy’ıyla buluşarak ve Ramazan orucuyla kuşanarak.MübarekRamazân-ı Şerîf ayı, 11 ayın sultânıdır. Ümmet-i Muhammed’in ayıdır.Gündüzleri oruçla, geceleri terâvih namazlarıyla ihyâedilir. Oruç yaralanmadığı müddetçe kalkandır.
Ramazân-ı ŞerîfKur’ân ayıdır. Bu itibarla, Kur’ân okumasını bilen herkes, bu ayda Kur’ân-ı Kerîm’i hatim etmelidir.Kur’ân okumasını bilmeyenler bu ayı fırsat bilip öğrenmeye gayret etmelidirler.Allah’a en yakın olunan an Kur’an-ı Kerimin okunduğu andır.
Ramazan ayının evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden âzâda vesiledir.
Kur'ân'ın Ramazan ayında vahyedilmiş olması, elbette ki, Ramazan'a bambaşka bir önem kazandırıyor. Ama bundan daha önemli olan şey, Ramazan'ın Kur'ân'ın anlaşılmasına ve uygulanmasına kattığı benzersiz imkân ve derinlik; oluş, varoluş   hâli.

Ramazan'da insan, oruç vasıtasıyla dünyadan, dünyevî olandan kendine, kendi benine, bedenine ve ruhuna açılıyor; orada ilâhî güçle buluşuyor; diriliyor; kendine geliyor: İnsan oluyor; nefsine teslim olmak yerine nefsini teslim almayı başarıyor.

Kur'ân, toplanan / toplayan, bir aya gelen / getiren, demek.

Kur’an, aynı zamanda “okumak ”la da irtibatlı bir kelime. “Okumak”, anlamanın, idrak etmenin, yani parçaları, birbiriyle ilgisiz olguları, durumları bir araya getirmenin bir başka adı. Kur’an-ı okuyan Hz. Adem (as)’dan itibaren indirilen bütün kitapları toplamış demektir. Çünkü Kur’an 104 kitabı ihtiva eder.

Burada Kur'ân'ın iki anlamına ulaşıyoruz: (Okuyarak) Anlamak ve Topla/n/mak.

İşte Ramazan ayı, hakikatin (Yaratıcı'nın hakikatinin; eşyanın hakikatinin; tabiatın renklerinin, kokularının hakikatinin; açlığın, yoksulluğun, zenginliğin hakikatinin) anlaşılması için, bizzat bu hakikatlerin tabiatlarıyla buluşulduğu, kendileriyle hemhal olunduğu, kendilerinin tecrübe edildiği, kısacası, ilâhî olan'la beşerî olan'ın buluştuğu, insanın melekût âleminden süt emerek mülk âleminde meleksi melekelerini geliştirdiği, Yaratıcı'nın bu varoluş, varediş, varkılış diliyle bize kendimizin ve eşyanın tabiatını öğrettiği, sonuçta, insanın ilâhî olan'a ulaştığı, ilâhî olan'ın kendi Söz'ünün / Kur'ân'ın da bizzat insana lûtfedildiği, ihsan edildiği; o vahyedilen kitapta anlatılanın bizzat tecrübe edilerek fark ve idrak edilip hayat hâline getirildiği benzersiz bir “okuma” ve idrak, “toplanma” ve toparlanma zamanı ve zemini, mekânı ve imkânı sunuyor hepimize.

Ne kadar şükretsek azdır, o zaman.Kur’an TÜM İNSANLIĞA HİTAP EDİYOROYSA;  Ey akıl sahipleri, Ey insanlar, Ey iman edenler, Ey kâfirlerEy kitap ehli diye birçok âyet vardır.Hz. Allah’ın rahmet ve rahim sıfatı vardır. Rahman 4 harf Rahim ise 3 harftir. Rahman sıfatı dünyaya, Rahîm sıfatı ise ahirete taalluk eder. O  bir harf olmasa. bu dünyada inanmayanlar helak olur, aldıkları nefesi veremezlerdi..
Değerli okuyucular, dünya hastahanesinin baştabibi Efendimizdir.124 bin bir rivayete göre 224 bin peygamber bu hastahanenindoktorlarıdır.Bizim doktorlara olan ihtiyacımız çok fazladır.Bu düşüncelerle yazımı sonlandırırken,Ramazan-I Şerif ayı, yeniden dirilişimize vesile olsun, fitne-fesadı, şer-şirreti defetsin, kardeşliğimizi pekiştirsin diyor, siz değerli okuyucularıma ağız tadıyla ve hakkıyla yaşayabileceğiniz bir Ramazan-ı Şerif Ayı, Kadir gecesi ve Bayram diliyorum.