Warning: getimagesize(/home/yarincom/public_html/images/banner/YENY_LOGO__copy.png): failed to open stream: No such file or directory in /home/yarincom/public_html/amp/functions.php on line 0

Warning: getimagesize(/home/yarincom/public_html/images/banner/logo11.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/yarincom/public_html/amp/functions.php on line 0
Bağlanamıyorum

Bağlanamıyorum

İlişkide ve / veya flörtte bağlanamıyor musun? Belki yine aynı mesele yani herşey çocukluğumuzda. Çocukluktaki psikososyal gelişim dönemleri gelecekteki kişiliğimizi belirlemede ve davranışlarımızı yönlendirmede çok çok önemli oynar.
İlişkide ve/ veya flörtte bağlanamayan kişiler kendini bağımlı hissetmeyeceği cinsel ilişkilere ya da fantazilere yönelirler. Bağlanamaz fakat ilgisini çeken bir kişi ve kişileri hedefler ve onu elde etmek için elinden gelen herşeyi yapar; rahatsız eder, asla başıboş bırakmaz, sen reddetsen de o bir yol bulur veya sürekli fantazinel içerikli içi boş sözler söyler ve bu gibi durumların peşinden koşar. Bunu yaparken asla yorulmaz ve usanmaz. Bu davranışlar hemen hemen bir obsesyon şeklindedir fakat kişinin bu iç dünyasından ya da davranışlarından kimsenin haberi yoktur. Herşey ise ona ulaşana kadardır. Ulaştığı an görev biter ve büyü tamamen yok olur. Hedefler aşk değildir bağlanmak ise hiç değildir. Amaç sadece ruhsal ihtiyaçlarını doyurmaktır. Bunun için uzun süreli olmayan kısa süreli bağımlı hissetmeyeceği ilişkileri seçerler. İlişkilerinde duygularını mümkün olduğunca saklarlar. Kadın onun için sadece cinsel bir objedir. Cinsel güdü ve ego doyumlarını kadınlar üzerinden yaşarlar. Bu tür kişilerin ilişkileri başlatması ise çok zordur çünkü kaygıları ve güven sorunu vardır. Bu adamların duygu sözcükleri alaycı, küçümseyici ve değersizleştiricidir. Bağlanamayan adam ilişki de her zaman güçlü taraf olmak ister . Bir kadına bağlanırsa ve duygularını açıklarsa adam yerine konulmayacak, küçük düşecek, önemsenmeyecek ve saygınlığını kaybedecektir. Bağlanmaktan korkan adamlar sergiledikleri bu davranışlarla kendilerine olan güvenlerini tamamlamaktadırlar aslında en altta yatan sebepte özgüven eksikliğidir. Bununla birlikte herşeyin altında paranoid şekilde niyet ararlar ve sürekli ama sürekli kanıt talep ederler. Çünkü bağlanamayan adamın tek güvendiği kişi ‘’KENDİSİDİR’’. Kanıtları sunarsan da boşuna çünkü reddecektir, reddetmesi de bilinçaltında ZAFERE ULAŞMASIDIR. Bağlanamama durumu genelde erkeklerde görülür. Bağlanamayan adamlar ilişkilerde ve/ veya flörtlerde acemi ve vasat adamlardır. Bağlanamayan adamların tek ama tek emin olmak istediği şey SEVİLEBİLMEK ve bundan EMİN OLMAKTIR. Buna ise o kadar çok ihtiyaçları vardır ki. Bağlanamayan adamlar bencildir de. İlişki kendi etrafında döner. Duygusunu vermekte sıkıntısı olmakla birlikte bazen sözleriyle aşağılar karşı tarafı alaya alır yada davranışlarıyla rahatsız edici tavırlar sergiler fakat bunların hepsini sevdiği için yaptığını söyleyerek böyle bir mazeret bulurlar. Bazen de abartılı sözler, abartılı mesajlar ve aşırı öfke nöbetleri yaşarlar . Böyle adamların ‘’sen beni seveceksin’’ mantığı vardır. Bu arada ben istediğim gibi hareket ederim düşüncesi de işin bonusudur. Bağlanma korkusu olan kişiler gerçek bağlanma yaşayamazlar bu sebeple mutlu ve anlamlı bir hayat yaşayamazlar. Zaman zaman artan çaresizlik ve mutsuzluk duyguları onları ağır psikolojik sorunlara itmektedir.

Peki bu adamların bu halde olmalarının sebepleri nedir?
Terkedilmekten korkma
Acı çekmekten korkma
İntikam duygusu

Peki azcıkta bağlanma çeşitlerinden bahsedelim. Çocuklukta çocuk ve ebeveyn arasındaki bağlanma şekli ,kişinin ileriki hayatında ilişkideki bağlanma şeklini etkiler.
*Güvenli Bağlanma; Genelde sıcak, güvenilir ve sevgi dolu ailede yaşayanlar güvenli bağlanma geliştirirler. Yakınlaşma uzaklaşma ile ilgili sıkıntıları yoktur. Rahat, güvenilebilir kişilerdir ve başkalarının da ona güveneceğine inanır.
*Saplantılı ve Kaygılı Bağlanma; Kaygılı bağlanan kişiler partnerleriyle sürekli yakın olmak isterler ve yakın ilişki kuramadıklarında rahatsız, huzursuz olurlar. Sürekli yakınlık ihtiyaçları onların ilişkide bağımlı olmalarına neden olur. Bu kişiler duygularını aşırı şekilde belli ederler fakat kaygılarını ve dürtülerini kontrol etmede güçlük çekerler.
*Kayıtsız ve Kaçıngan Bağlanma; Bu kişilerin duygusal ilişkileri olmasa da kişiler kendilerini rahat hissederler. Bu kişiler başkalarına bağımlı olmak istemezler başkalarının da ona bağımlı olmalarını istemezler.
Çocukluktaki farklı bağlanma stilleri kişilerin romantık ilişkiye nasıl baktıklarını ve ilişkide partneriyle durumunu etkilemektedir. Kişiler ebeveynleriyle olan bu bağlanma tarzlarıyla ilişkideki davranışlarının şeklini belirliyorlar. Çocukluk döneminde sağlıklı bağlanma yaşayamayan kişiler ilişkide de sağlıklı bağlanma gerçekleştiremezler. En önemlisi de çocukken anneyle yaşanan olumsuz deneyimler kişinin güvensiz bağlanmasına sebebiyet verir.
Issız adamlar yani bağlanamayan adamlar çocukluk döneminde ebeveyniyle güvensiz bağlanma yaşayan kişilerdir. Bu sebeple bugün, bağlanamayan adamların içinde yanlış bir alarm sistemi vardır. Bu yanlış alarm sistemi gereksiz yere sürekli öter. Alarm sisteminin görevi kişilere güvenebilmesini, onlara yakınlaşabilmesini engeller ve tek gecelik ilişkiler seçmelerine sebebiyet verir. Bu yakınlaşamama ve güvenememe durumu sadece partnerine karşı değildir. Özellikle annesiyle de aynı mesafe(yakınlaşamama) ve güvenememe sorunu mevcuttur.
Peki bu bağlanamayan adamlar hep böyle mi yaşar?
Tabiii ki de hayır. Psikoterapinin önemi azımsanmayacak kadar önemlidir. Öncelikle danışan terapist ilişkisi bağlanamayan adam için ilk önemli maddelerden biridir. Çünkü seans odasında terapist ile danişan arasında güven ilişkisi kurulur. İkinci olarak bağlanamayan adamın önceki partnerleri ile arasında güvensiz bir bağlanma olduysa güvenli bağlanan bir partnerle değişiklik yapması gerekir. Bireysel ve çift terapisinin önemi de büyüktür. Bireysel terapi de kişinin sosyal çevresiyle olan ilişkisindeki sorunları düzeltilirken , çift terapisinde de kişinin ilişki yaşadığı partneri ile sorunlarını çalışıyoruz.