banner358
İşsizliğe bağlı anksiyete kaygı bozukluğu %40 arttı

Samet bir Fransız kolejini bitirdi, ardından Yıldız Teknik Üniversitesini kazanıp 4 yıl mühendislik okudu, daha sonra da yüksek lisansını tamamladı fakat 10 aydır iş arıyor.

Samet tedirgin. Arkadaşlarıyla yemek yemeğe, eğlenceye vb. gitmek istiyor fakat gitmiyor. Çünkü kendisine yapacağı bu harcamaları anlamsız, gereksiz buluyor ve bunları hak etmediğini düşünüyor. Odasından çıkmak istemiyor, hep uyumak istiyor ve işsizlik yaşadığı bu durum için çok utanıyor. Binlerce Samet, Ayşe, Nazlı, Hüseyin aynı durumda ve aynı duyguları yaşıyor. İş hayatı hiç kimsenin inkar edemeyeceği kadar hayatın büyük bir alanını oluşturuyor. İnsanlar kişilere anlamlar atfediyorlar ve bu anlamlar kişilerin iş durumlarına göre belirleniyor. Kişi sahip olduğu iş ile çevresi tarafından değer, saygı görüyor. İşsizlik maddi bir durum olmakla birlikte sosyal bir durumdur da.

İşsizlik Sosyal Bir Sorundur

Çocuklar büyük umutlar yüklenerek aileleri tarafından okutuluyor. Aileler pek çok ihtiyaçlarını öteleyerek, büyük maddi yatırımlar yaparak çocuklarını okutuyorlar ve bitiş noktasına gelindiğinde ailelerin çocuklarından hızla koşması, ilerlemesi beklenirken çocuklar çakılıp kalıyorlar. Bu durumun sonucu sadece çocuğa yansımıyor. Çocukla birlikte aile de başarısızlık duygusu yaşıyor.

Yapılan araştırmalara göre işsizliğe bağlı anksiyete bozukluklarında % 40 artış var. Cumhuriyetin ilk kuşağında eğitimli iş gücü arzı, talebi karşılayamıyordu. Son 36 yılda ise talep, çoğunlukla arzın altında kalmış durumda. Ekonomik kriz ise üniversite mezunu gençlerin iş bulmasını zorlaştırdı.

Yıllara baktığımızda;

1923-1950; eğitimi gençler gözdeydi. Mezunların sayısı az olduğundan eğitimli gençler kolayca iş bulabiliyorlardı.

1950-1970; mezun sayısında patlama. Bir fakülte diploması iyi bir iş bulmaya yetiyor, şirket sahipleri de kendi iş koşullarında gençler yetiştirmek için deneyimi olmayan sıfır kilometredeki gençleri tercih ediyorlardı.

1970-1990; yüksek öğretim mezunlarının sayısı bu 20 yılda toplam yüzde 252 oranıda artarak, 1980'de 81 bine yükseldi. Rekabet sebebiyle birikim sahibi olan gençler daha fazla işe alınıyordu, örneğin bir dil bilenlerin işe girme şansı daha yüksek oluyordu.

1990 ve sonrası; çıtanın yükseldiği anlar. İşe girişte aranan niteliklerin sayısı arttı. Aynı dönemde mezun sayısı da artmıştı işe alımda da çıta yükseldi. İşe alırken gençleri elemek daha ön koşul oldu. Örneğin; 3 yıllık iş deneyimi, 30 yaş altında olmak, bir veya daha fazla dil bilmesi kişinin işe alımını hızlandırıyordu.

Türkiye İstatistik kurumunun (TUİK)  ise bu ay içinde açıkladığı verilere göre işsizlik, yüzde 10,5 ile son 3,5 yılın en yüksek oranını gördü. Genç işsizliği, genç nüfusu dünya ortalamasının üzerinde olan Türkiye için önemli bir risktir. Üstelik örgünler, nüfusunun artış eğiliminin 2030'a kadar devam edeceğini gösteriyor. Genç nüfustaki işsizlik durumu kronikleşiyor ve iş bulanların önemi bir bölümü de işinden memnun olmuyor.

Sadece genç değil ailelerde kendini başarısız hissediyor

Depresyon sebeplerinden biri de işsizliktir. Uzun süre işsiz kalmak intihar riskini arttırıyor. Genç birey hayata dair hiç bir şey üretemiyor. Genç bireyin işsiz olması tüm aile için bir kaygı sebebidir. Aileler de çocuklarıyla birlikte üzgün, kaygılı ve mutsuz oluyorlar. Aileler çocukları okurken, ileride çocuklarının okuma hayatı bitip iş hayatına atılacakları dünya ile ilgili beklentileri oluyor ve bu beklentiler karşılanmayınca aileler uyum bozukluğu yaşayıp biz uzman psikologlara geliyorlar.  Ailelerin, çocuklarının iş hayatlarıyla ilgili hayalleri oluyor ve çocuklarının bu hayali gerçekleştirmelerini istiyorlar. Ailelerin bu hayalleri çocukları tarafından gerçekleştirilmediğinde aileler de kendini başarısız olarak görüp kendilerini suçlayabiliyorlar.

Kişiler İşsiz Kalınca

Eve kapanıyorlar; kimseyle görüşmek, konuşmak, yüz yüze gelmek istemiyorlar. Geçici işlere girişiyorlar; bu işler kendi işleriyle ilgili olmuyor ve kazançları da iyi olmuyor. Aynı derde sahip olan arkadaşlarla bir araya geliyorlar; Boşuna mı okuduk?  Boşuna mı bunca maddi ve duygusal emekler? gibi sohbetler edebiliyorlar.

İşsizliğin ortaya çıkardığı psikolojik problemler

Kaygı bozukluğu, depresyon, uyum bozukluğu, öfke kontrolsüzlüğü, alkol ve madde kullanımı ve uyku problemleridir.

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner94

banner92

banner357

şeker et

banner353

banner366