HESABI KİM VERECEK?
26 Haziran 2017 Pazartesi

“Bilecik'te yiyecek ekmeğimiz bu kadarmış”

HESABI KİM VERECEK?

15 Mayıs 2014, 09:50
HESABI KİM VERECEK?
Yine canımız çok yandı.
Soma Maden Ocaklarından tüm milletimizi kahreden acı haber geldi.
200’den fazla maden işçimiz feci şekilde can verirken, 400’e yakın işçimizde çöken maden ocağında mahsur kaldı. Gözyaşlarımız bir kez daha maden ocaklarından sel olup taştı.
Yüzlerinde kömür karası işçilerimiz maden ocakların karanlığını aydınlattıkça yerüstü karanlığa büründü. Onlar her öldüğünde doğudan güneş değil kömürün zifiri karanlığı doğdu adeta.
Yeraltı aydınlandıkça işçinin canıyla, yerüstü karardı sermaye sınıfının vurdumduymazlığıyla…
Bu yaşadığımız facia bir iş kazası değil!
Bunun adı 200’den fazla canımızı alan bir ‘işçi katliamı’dır.
Ülkemizin tarihi bu kara işçi katliamlarıyla dolu maalesef. Çünkü işçinin canı çıkardığı kömür kadar değerli olmadı hiçbir zaman.
İşçilerimize değer veren insanlar yok değil, fakat mecliste ve piyasada işçinin emeğini sömüren sermaye sınıfı AKP iktidarı sürecinde çok güçlü duruma geldi. Bunu nereden anlıyoruz hafızalarımızı tazeleyerek bir bakalım.
CHP’li milletvekilleri 2013 yılın meclis dönemi içerisinde Ekim ayında meclise bir önerge verdi. Önerge Soma’daki sık sık yaşanan ‘iş kazaları’ hakkındaydı. Aylar sonra 29 Nisan’da konu ile ilgili önerge mecliste görüşüldü.
Önerge sonucu ne oldu dersiniz tabii ki de reddedildi!
CHP, MHP hatta PKK’nın yasal partisi BDP bile önergeyi kabul ederken AKP vekilleri önergeye ret oyu vererek meclisten geçmesine engel oldu.
Ve sonuç ortada 200 işçi öldü korktuğumuz başımıza geldi göz göre göre…
AKP’li vekiller neden bu önergeyi neden kabul etmedi, cevap gayet basit aslında.
İktidara geldiği günden bu yana sermaye sınıfını her zaman kollayan onlara ağabeylik yapan AKP iktidarı, aman SOMA Holding’e bir şey olmasın diyerek önergeyi reddetti.
AKP’nin sermayeye olan aşkı ortada, işçiye olan duygularını da gayet iyi bilmekteyiz. Nasıl mı biliyoruz?
Tarih 17 Mayıs 2010
 Zonguldak’taki Karadon Maden Ocağı’nda grizu patlaması olmuştu.Tam dört gün boyunca madendeki işçilerin hiçbirine ulaşılamadı. Ardından 28 talihsiz madencinin cansız bededi çıkarıldı madenden. Geriye iki işçi kalmıştı. Onların cesetlerine tam sekiz ay sonra ulaşıldı.
Bu durum karşısında AKP iktidarının açıklamaları bizi dehşete düşürürken, AKP’nin işçi sınıfına bakış açısını gayet net bir şekilde ortaya koymuştu. Ne demişti Başbakan, “Maden işçilerinin kaderinde bu var.” O da yetmezmiş gibi dönemin Çalışma Bakanı Ömer Dinçer ‘in  “İlk 19-20 cesedimizde bahsettiğiniz türden herhangi bir şey yoktu. Güzel öldüler. O konuda ben acı çekmediklerini ve fizik olarak da güzel öldüklerini buradan rahatlıkla söyleyebilirim.”sözleri Türk Madenciliğinin tarihine kömür karasıyla yazıldı.
 
2002 yılında Türkiye Cumhuriyeti iktidarına oturan AKP’nin söylemi yanında yaşanan işçi kıyımı rakamları da ürkütücü boyutlara ulaştığını bilmekteyiz.
Gelin AKP iktidarı döneminde ‘Güzel Ölüm’ listemize utanarak bakalım:
 
13 yılda 14 bin cinayet.

2002’de 872 işçi

2003’de 810 işçi,

2004’de 841 işçi,

2005’de 1072 işçi, 

2006’da 1592 işçi,

2007’de 1043 işçi iş cinayetlerinde katledildi.

2008'de yaşanan 72 bin 963 iş kazasında, 866 işçi hayatını kaybetti, 

2009’da 64 bin 316 iş kazası oldu. % 35 artışla ölen sayısı 1171’e çıktı. 1668 kişi iş kazası sonucu, 217 kişi ise, meslek hastalığı ile sürekli iş göremez hale geldi.

2010 yılında iş kazası sayısı 62 bin 903, ölen sayısı %24 oranında artarak bin 444 kişi oldu. 

2011’de ölüm sayısı 1563’e yükseldi. 

2012 yılında 744 kişi hayatını kaybetti. 2012 yılında 74.871 işçi kaza geçirdi. Bu, 2011 yılındaki 69.277 iş kazasına göre %8 oranında artış demekti.

2013 yılının 11 ayında, tam 1153 ölüm yaşandı iş kazalarında. 2.036 kişi iş kazası sonucu, 173 kişi ise meslek hastalıkları sonucu sürekli iş göremez hale geldi.

Son 13 yılda (2013 yılının 11 ayı dahil) tam 21 bin 291 kişi iş kazaları sonucu sürekli iş göremez hale geldi. Hayatını kaybeden kişi sayısı ise tam 14 bin 315 kişi.


Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO)'nun 2003-2008 yılları arası iş kazası oranlarına göre Türkiye, ölümlü iş kazalarında dünyada üçüncü sırada, Avrupa’da birinci sırada.

Katliamda Avrupa şampiyonu, dünya üçüncüsü olmak, hükümetlerin en büyük yüz karasıdır.

Maden kazaları niye yüksek ve ölümlerde baş sırada madenler?

Maden Mühendisleri Odası’nın tespitlerine göre, yeraltı kömür işletmeciliği yapılan 157 işletmenin, % 43’sinde herhangi bir gaz ölçümü yapılmıyor.

Patlayıcı madde kullanılan 101 kömür işletmesinin % 23’ünde patlayıcı madde deposu yok.

AKP, maden işletmeleri için İşletme Belgesi alma zorunluluğunu da kaldırdı. İşletme belgesi gereken 240 işyerinin, % 83’ ünde, yani 200 işyerinde İşletme Belgesi yok. 

İşyeri hekimi olması gereken 86 işyerinin %20’sinde işyeri hekimi yok.

Bulunması gereken işletmelerin %18’inde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulu yok.

Bu canlarımızın hesabını kim verecek!
Hangi söz madencilerimizin katledilen işçilerimizin evlerine düşen ateşi söndürebilecek!
İşçi sınıfı ne zaman ‘Güzel ölmekten’ vazgeçecek!
 
Madenciye Ağıt
Soma Ocağı’ndan yükselir çığlıkları
Yanar bedenler yitip gider yitip gider umutları
Yazgıları kömür gibi kazar bitmez yerin dibi
Bir tas yemek biraz ekmek
Güneş görmez hiç yüzleri oy gülüm
Hasret çöker yüreklere
Toprak dolar gözlerine oy
Haber ulaşır köyüne
Yetim kalır oğlu kızı oy gülüm
Bir gün gelir ocaklardan
Kazma kürek ellerinde oy
Yürüyünce yeryüzüne
Değişecek yazgıları hey heeey gülüm 


YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • mehmet KÜÇÜK 3 yıl önce yorumlandı

      hali̇mi̇z
      kufe hz. ali taraftarlarının yoğun olduğu bir şehirdir.
      kufe'li bir arap erkek devesiyle şam'a gelir.
      şam sokaklarında dolaşırken,yanına biri dikilir.

      -ver o dişi deveyi bana!”der.
      -"bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir"
      tartışma büyüdükçe büyür.
      konu muaviye'ye götürülür.
      halk meydanda toplanır.
      devenin davası başlatılır.

      muaviye kufe'liyi dinler.
      sıra şam'lıdadır,o da dinlenir.
      muaviye kararını verir.
      -bu dişi deve şamlınındır”.

      sonra toplanan kalabalığa sorar
      -ey cemaat, bu dişi deve kimindir”.
      cemaat hep birlikte bağırır:
      -şamlınındır”
      kufe'li şaşırır,
      devesinin arkasından bakakalır.

      kalabalık dağılır.
      muaviye kufe'liyi yanına çağırır.
      -ey küfeli, dinle!
      sen de, ben de biliyoruz ki; bu deve senindir.
      üstelik dişi değil, erkektir.

      fakat sen kufe'ye döneceksin.
      ali'ye şunu söyleyeceksin.
      -"ey ali, muaviye'nin,yanında öyle adamlar var ki ;
      dişi deveye erkek diyecek kadar kör.
      muaviye ne derse evet diyecek kadar bonkör.
      onbin tane adam yanındadır.
      ali

    banner18
    ARŞİV
    

    banner311

    banner318

    banner310

    banner312

    banner317