Warning: getimagesize(/home/yarincom/public_html/images/banner/YENY_LOGO__copy.png): failed to open stream: No such file or directory in /home/yarincom/public_html/amp/functions.php on line 0

Warning: getimagesize(/home/yarincom/public_html/images/banner/logo11.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/yarincom/public_html/amp/functions.php on line 0
SİYASET KIZIŞTI

SİYASET KIZIŞTI

Tezkere tartışması büyüyor




CHP İl Başkanı Çağatay Karaahmet’in geçtiğimiz hafta sonu sosyal medya hesabından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik olarak yazdığı, “AKP’nin bastonu ol, en son tezkereye evetle, vatan toprağına haçlı ordusunu sok, sonra milliyetçi geçin. Şehitlerin elleri yakanda Bahçeli” açıklamasına MHP kanadından tepkiler gecikmedi. Geçtiğimiz yerel seçimlerde MHP’nin Belediye Başkan Adayı olan Hüseyin Şensoy sosyal medya üzerinden Karaahmet’e cevap verirken, dün de MHP İl Yönetimi bir basın toplantısı düzenleyerek CHP İl Başkanını ucuz kahramanlık peşinde olmakla suçladı.

2 Ekim tarihinde AKP ve MHP’li milletvekillerinin kabulüyle meclisten geçen tezkerede “Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması” ifadelerinin yer alması üzerine CHP Bilecik İl Başkanı Çağatay Karaahmet sosyal medyadan bir paylaşımda bulunmuş ve MHP’yi AKP’nin bastonu olmakla suçlamıştı. “AKP’nin bastonu ol, en son tezkereye evetle, vatan toprağına haçlı ordusunu sok, sonra milliyetçi geçin. Şehitlerin elleri yakanda Bahçeli” ifadelerini kullanan Karaahmet’e ilk tepki Geçtiğimiz yerel seçimlerde MHP’nin Belediye Başkan Adayı olan Hüseyin Şensoy’dan geldi.

Şensoy; “Karaahmet’in haddine değil”

Şensoy Karaahmet’e yönelik olarak yaptığı paylaşımda; “CHP İl Başkanı neyin kaygısında? Meclis'te Türkiye’nin güvenliği için verilen tezkereye Hayır diyen CHP ve PKK’nın siyasi uzantısı HDP’dir. Bugünlerde Ayn el Arap için çarpışalım IŞİD i yok edelim diyen, yeni bir tezkere çıkarmaya destek vereceklerini belirten CHP yöneticileri, ülkeyi ateş çemberine dönüştüren, bebek katilinin ev hapsine “Anlaşırsak neden olmasın?” diyen, özerkliği Türkiye’ye getirmek isteyen, ülke bütünlüğünü düşünmeyen, oy kaygısıyla hareket eden CHP yöneticileri milliyetçiliği anlayamamışlardır. Bu nedenle sırf gündemde olabilmek için Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin milliyetçiliğini sorgulamak CHP İl Başkanı Sayın Çağatay Karaahmet’in haddine değildir. Saygılarımla.” ifadelerini kullandı.


Eraslan; “Ucuz kahramanlıklar peşinde değiliz”

Karaahmet’e bir cevap da dün MHP İl Yönetiminden geldi. İl Başkanı Sabri Eraslan başkanlığında bir araya gelen İl genel Meclis üyeleri Mehmet Yılmaz, Osman Varolu, Başkan Yardımcısı Mustafa Aydemir ve Muhasip Üye Hakif Pekince ortak bir basın açıklaması yaptılar.

Açıklamada, CHP İl Başkanını ucuz kahramanlık peşinde koşmakla suçlayan Eraslan, CHP’nin PKK elebaşı Öcalan’ın ev hapsi konusunu mevzubahis yaptığını hatırlattı ve eleştirmesi gereken partinin AKP olduğunu söyledi. MHP İl Başkanı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“İl başkanlığımızda bugün itibariyle hafta sonu öğrendiğimiz bir olaya istinaden basın toplantısı yapma gereği duyduk. Siyasi konularda şahsımıza yapılan eleştirilere ve sataşmalara prensip olarak cevap vermiyoruz. Kimsenin partimiz üzerinden prim yapmasına, kendi reklamını yapmasına müsaade etmiyoruz, fırsat da vermiyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak ucuz kahramanlıklar peşinde değiliz. İcraatlarımızla gündem yaratmak yegâne düşüncemiz. Sanal âlemde fotoğraf paylaşarak, yorum yaparak kimseye cevap vermeyiz. Bulunduğumuz makamın ağırlığının farkındayız.

Fakat hafta sonunda yerel ve genel seçimlerde başarısız olmuş bir partimizin il başkanı, genel başkanımız Dr. Devlet Bahçeli’ye hakarete varan sözler sarf etmiştir. Bu sebeple siz değerli basın mensuplarımız yolu ile kamuoyunu bilgilendirmek zarureti hasıl olmuştur.

Sayın İl Başkanı, hareketin lideri MHP genel başkanına laf atmak senin haddin değildir, senin görevin de değildir. İl başkanının sataşacak hedefi şaşırdığı görünmektedir.. Mücadeleyi kiminle yapacağının farkında değildir. Ülkeyi 1980 öncesindeki gibi kaosa sürükleyen, sokaklarımızı kan gölüne çeviren iktidar partisiyle mücadele etmen gerekir. Yerel seçimlerde de yaptığınız gibi şu oyumuz var, bu oyumuz var diyerek MHP seçmeninin kafasını karıştırmak, yanıltmak için gazete kupürleri dağıtıp seçmenin aklını bulandırmaya çalıştınız. Sizin için sonucun hüsran ve hezimet olduğunu da en sonunda far ettiniz ama sizin için geç oldu.

Partinizin eleştireceği, tenkit edeceği parti AKP olmalıdır. Partinizin sataşacağı, emanetçi başbakan Ahmet Davutoğlu ve onu bu göreve getiren cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır. Çünkü Senin genel başkanına ‘’ Twitter Kemal, Partisinin genel müdürü, bugün meclise girmiyorsunuz ama tıpış tıpış gelip bu sıralarda oturacaksınız’’ diyen o zamanki AKP’nin genel başkanıdır.



Eleştireceksen kendi genel başkanından başlamalısın. Yerel yönetimlere özerklik isteyen, ayrı bir lokal tezkere çıkaralım diyen, PKK’lılara, İmralı’da cezasını çekmekte olan terörist başı için  ‘’ev hapsi dahi görüşülebilir, oturup konuşabiliriz’’ diyen CHP genel başkanının ta kendisidir.

Bizler Milliyetçi Hareket Partisi olarak başka bir ülkenin toprağında gözümüz yok; fakat bizim toprağımıza da göz dikenlere fırsat vermeyeceğiz. Bu sebeple Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, emniyet güçlerimizin elini güçlendirmek için tezkereye onay verdik. Bizler ne Akp’nin payandası ne de bastonuyuz. 46 yıllık geçmişimizde milli ve manevi konularda taviz vermedik. Dini konularda da kendini  dini yaşayan ve yaşatan parti görünümü kazandırmaya çalışan Akp’nin de takiyye yapmasına fırsat tanımıyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi, Bilecik’te il ve ilçe teşkilatlarıyla girdiği seçimlerden başarıyla çıkmış, halkımızın güvenini kazanmış, bizler de bu güvene layık olmaya çalışıyoruz. Çünkü vatandaşımız bizi Bilecik’te ana muhalefet partisi yapmıştır.

Sayın başkan, sizin derdiniz bizimle olmamalı, AKP ile olmalı. Çünkü ülkeyi kaos ortamına sürükleyenler AKP mensuplarıdır. Her sözünü, her hareketini tartarak yapan hareketimizin lideri, genel başkanımız Dr. Devlet Bahçeli ‘’Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben’’ diyerek ne denli bu vatanın bekası için samimi olduğunu apaçık her ortamda söylemiştir.

AKP, Pkk’ya tavizi vererek en büyük hatayı yapmıştır. Anadolu insanının tabiriyle ‘’ Yüz verirsen deliye gelir pisler halıya’’ sözü, AKP iktidarının Pkk’ya verdiği tavizi en iyi anlatan atasözü olsa gerek.

İktidar partisi, sokak olaylarına müsamaha göstermeyeceğini söylüyor. Nereye kadar? Kaç şehit gelene kadar müsamaha gösterilecek. Sözde açılım zırvaları yapanlar, terör örgütü mensuplarına daha ne kadar ses çıkarmayacaklardır?


Ağız birliği yapan AKP, PKK, HDP, KCK, CHP; bu kaosun müsebbibi olarak tarih önünde yerlerini alacaklardır. MHP'liler olarak genel başkanımız Devlet Bahçeli'nin talimatıyla sokağa çıkmayacağız. Doğru bildiğimiz yoldan Türk milletinin muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için var gücümüzle çalışmalarımız devam edecektir. Bazı ellerini ovuşturan siyasi partiler, MHP mensuplarını, gençlerimizi sokaklarda bu çatışmaların içinde göremeyeceklerdir, avuçlarını yalayacaklardır. Bizler de parti olarak dilimizin döndüğü, gücümüzün yettiğince yüce milletimizi bilgilendireceğiz, çalışmalarımıza aynı heyecan ve şevkle devam edeceğiz.”

Yabancı silahlı kuvvetler Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye atmaz mı?

Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Eraslan, tezkerede yer alan “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerektiği takdirde sınır ötesine harekat müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara yönelik olmak üzere olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması” yönündeki ifadenin Türkiye’nin güvenliğini riske atıp atmayacağı yönündeki bir soruya ise şu cevabı verdi:

Şimdi biz yabancı ülkelerin askerinin Türkiye'de konuşlanacağına ihtimal vermiyoruz. Bildiğiniz gibi dünyada hiçbir ülke bağımsız değil. Ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda diğer dünya ülkeleriyle beraber hareket ediyor, tabi bu da güvenlik alanında da diğer ülkelerle işbirliği yaparak çalışmalar oluyor. Bildiğiniz gibi NATO'ya üyeyiz ve NATO üyesi olan ülkeler silahlı bir tehdide düştüğü zaman kendi araç-gereç, teçhizat ve askerini o ülkeye, talep etmese dahi, gönderiyor. Bizim tezkereye onay vermemizin sebebi de bu diğer dış ülke askerlerinin ülkemizde olması değil, Suriye ve Irak'tan gelecek silahlı tehditlere karşı ülkemizi savunma amaçlıdır. Bildiğiniz gibi son günlerde de askerimizin eli kolu bağlı, gelen havan ve top mermilerine bakıyor. Biz buna güvenlik güçlerimizin elini kolunu rahatlatmak için onay verdik. Biz AKP'nin tezkeresine onay vermedik, biz hiçbir askerimizin, emniyet mensubumuzun eli kolu bağlı bir şekilde silah çekemeden şehit olmasını tasvip etmiyoruz. Zaten dış ülke askerleri  İncirlik'te, Malatya'da Kürecik'te konuşlanmış vaziyette; ama bizim dediğim gibi dış ülke askerlerinin öyle 50 bin-100 bin civarında gelip de Türk askeriyle birlikte ülkemizde konuşlanacağına ihtimal vermiyoruz. Sadece sınırlarımızın dışı, Suriye'ye veya Irak'a, bizim askerimiz dahi gitmeden sınırlarımızı koruyabilmesi için tezkereye onay verdik.”


İŞTE SURİYE TEZKERESİ

Tartışmanın çıkış noktasında bulunan 2 Ekim 2014 tarihli Suriye Tezkeresinin tam metni şöyle:

“Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye’deki tüm terörist örgütlerden ülkemize yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı güvenliğinin idame ettirilmesini sağlamak, kriz süresince ve sonrasında hasıl olabilecek gelişmeler istikametinde Türkiye’nin yüksek menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara yönelik olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması, bu kuvvetlerin hükümetin belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 4.10.2014 tarihinden itibaren bir yıl süreyle izin verilmesini Anayasanın 92. maddesi uyarınca arzederim. Başbakan Ahmet Davutoğlu.”

Haberler