banner401
banner422

“VİCDANİ SORUMLULUĞUMUZ ÖMÜR BOYU”


Cafer Elmas

1999 yılında yaşanan Gölcük depreminin ardından yürürlüğe giren 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunuyla birlikte, inşaatların denetimleri özel yapı denetim firmaları tarafından yapılmaya başlandı. Pilot bölgelerde 2001 yılında başlatılan uygulama, 2011 yılında Bilecik’te de uygulanmaya başladı. O günden bu güne ilimizde hizmet veren ve bu güne kadar 400’ün üzerinde yapının kontrolünü gerçekleştiren Osmangazi Yapı Denetim Şirketi, aynı zamanda kentsel dönüşüm hizmeti de sunuyor. Bilecik’te bir ilk olarak yapı denetim ve kentsel dönüşüm hizmetlerini birlikte sunan şirketin müdürü inşaat mühendisi Naim Erdoğan ile bir söyleşi gerçekleştirdik ve sektör hakkında görüşlerini aldık.


Özel yapı denetim şirketleri nasıl gündeme geldi?

“Özel yapı denetim şirketleri, 99 depreminin ardından çıkarılan deprem yönetmeliği ve sonrasında çıkarılan 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu ile gündeme geldi. Bu kapsamda yeni yapılan bütün inşaatların denetimi Bakanlıkça yetkilendirilmiş yapı denetim şirketlerine verildi. İlk kez 2001 yılında pilot il olarak 17 ilde uygulandı. Bunlar daha çok depremin yaşandığı ve yapılaşmanın - nüfusun çok olduğu İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Antalya, Bursa, Eskişehir Ankara gibi iller oldu.

Yapı denetim firmalarında hangi uzmanlar çalışıyor?

“Gerekli izinler alan firmaların kadrolarında denetçi belgesine sahip 1 mimar, uygulama ve proje konularında uzman 2 inşaat mühendisi ve birer makine ve elektrik mühendisi gerekiyor. Bunun yanı sıra bu kişilere yardım edecek denetçi belgesi aranmayan aynı meslek gruplarından kontrol elemanları gerekiyor. Yani çekirdek kadromuz 8 mühendisten oluşuyor. Bu 8 kişinin 5’inin denetçi belgesine sahip olması gerekiyor. İş sayısına doğru oranla kadro arttırılıyor. Meslek gruplarına tanınmış olan belirli kontenjanlar var. Örnek vermek gerekirse kontrol mühendisi olan inşaat mühendisleri toplamda 30 bin metrekarelik bir alanı denetleyebiliyorlar. Her 30 bin metrekare için bir inşaat mühendisi almak durumundayız. Bu metrekare, inşaatın toplam ruhsat alanı olarak hesaplanıyor. Sorumluluk aldığınız bina tamamlandığı zaman, bu yapıdaki metrekareler kotanızda yeniden açılıyor.”

Özel yapı denetim firmaları kurulmasının amacı nedir?

“Amacımız imar kanunu, deprem yönetmeliği ve yürürlükte olan diğer ilgili yönetmeliklere uygun olarak önce projeleri denetlemek, ruhsat aldıktan sonra da inşaatların yerinde kontrol edilmesi. Biz yapı denetim kuruluşları olarak proje hazırlama yetkisine sahip değiliz.  Denetim faaliyetimiz dışında başka mesleki hiçbir işle uğraşamayız. Yapı denetim kanunu öncesi teknik uygulama sorumluluğu diye bir uygulama şekli vardı. Bir projeyi hazırlamış olan mimar yada mühendis, o işin teknik takibini de üstleniyordu. Depremden önceki uygulama böyleydi. Bu uygulamada takip konusunda sıkıntılar olduğu görüldü. Bizim gibi gidip yerinde inşaatın hangi seviyeye geldiğinden haberdar olmayabiliyorlardı. Numunelerin alınması, işçilik takibi gibi hizmetler bu günkü gibi yürütülemiyordu. Tabiki o zaman da işini iyi yapan kişiler olmuştur onlara haksızlık etmeyelim ama genel olarak işin daha çok ustanın veya müteahhidin marifetiyle yürüdüğünü söyleyebiliriz. Deprem sonrası bu aksaklıkların fark edilmesiyle birlikte bugün yürürlükte olan yapı denetim kanununa geçildi.”


Yapı denetimleri konusunda tek yetkili siz misiniz?

“Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü bu konuda halen yetkili. Bizleri denetleyen merci ve üst kuruluşumuz diyebilirim. Yapı Denetim Kanunu çıkmadan önce bu denetim sorumluluğu onların üzerindeydi. Ancak şu an bakanlık sadece denetçi konumunda, yapıların sorumluluğu ise bizim üzerimizde. Bir binanın yapımı bittikten sonra yapı kullanma ruhsatı alınıyor. Bu tarih itibariyle biz 15 yıl boyunca bu yapının fiilen sorumlusuyuz. Can güvenliği konusunda 15 yıl boyunca sorumluluğumuz devam ediyor. Ancak vicdani sorumluluğumuz ömür boyu devam edecek. Biz binalarımızı genelde 15 yıl için tasarlamayız ama kanuni sorumluluğumuz 15 yıldır.”

Kanunun tün ülkede uygulanması 10 yılı buldu. Bu sürede neler oldu?

“Bilecik 2011 yılında yapı denetimle tanıştı. Pilot illerde ise belirttiğiniz gibi 10 yıllık bir deneme süreci yaşadık. 10 yıl içerisinde, ilk çıkarılan yapı denetim kanununda 3 değişiklik yaşandı ve 2008 yılında son şekline kavuştu. Yapı denetim kadroları eskiden daha zengindi. Bununla ilgili bir düzenleme oldu. Daha makul kadrolara çekildi. Doluluk oranında çalışan bir firma önceden 720 bin metrekarelik iş alabiliyordu, şu an 360 bin metrekare alabiliyor. Ama şu an işin ilerleyişiyle beraber, fiili seviyesi yarıya geldiğinde bizim üzerimizdeki metrekare kotasının yarısı da düşürülüyor. Eskiden iş bitmeden kotalar hiçbir şekilde düşmüyordu. Bu da gereksiz kadro yığılmasına sebep oluyordu.”


Kanunla birlikte Bilecik’te yapılarda güvenlik artışı oldu mu?

“Güvenlik açısından mutlaka bir artış oldu.  Çünkü Denetim firmaları bu işten sorumlular ve bir yandan da kendileri denetleniyor. Halen eksik yanlarımız var. Biz işi müteahhitten alıyoruz. Dolayısıyla müteahhitlerle muhatabız. Kanun, ‘senin muhatabın yapı sahibi’ dese de yapı sahipleri genelde kat karşılığı müteahhitlerle sözleşme imzalamış oluyorlar ve işin teknik kısmını hiç bilmiyorlar. Finans kısmıyla da ilgilenmiyorlar. Hal böyle olunca, işin yapı denetim ayağı da müteahhide bırakılınca, biz de genel olarak işlerimizi bu kişilerle sürdürüyoruz. İşverenimiz onlar oluyor. Bu da ister istemez denetimde çarpıkların olmasına yol açıyor.”

Sistemin daha sağlıklı işlemesi için ne gerekiyor?

“Sistemin daha sağlıklı işlemesi için, inşaatları denetleyecek yapı denetim firmalarının bakanlık ya da müdürlük tarafından atanması gerekir. Örnek vermek gerekirse, bir davanız olduğunda nasıl ki mahkemenizi ve hâkiminiz seçemiyorsanız, yapı denetimde de firmanızı seçmemeniz gerekir. Böyle bir merkezi dağıtım sisteminin olması işlerin daha doğru devam etmesini sağlar kanaatindeyim. Ama bakanlık, rekabet ortamı oluşması gerektiğini söylüyor ve taraf olmak istemediklerini belirtiyorlar. İnşaatı yapanla denetleyen firma arasında herhangi bir anlaşmazlık olduğunda durumdan sorumlu olmak istemiyorlar. Hal böyle olunca denetim firmaları tam bağımsız olamıyor. Burada işin içine vicdani taraf giriyor. Bir yapının hem hukuki olarak sorumlususunuz hem de içince yaşayacak insanların hayatları söz konusu olduğu için vicdani olarak da durumdan sorumlusunuz. İleride o binada kendiniz yaşayacakmış gibi bakmanız lazım.”

Denetimlerde nelere bakıyorsunuz?

“Binanın can güvenliği açısından bakıldığında, ki öncelikli hedefimiz budur, binanın ana taşıyıcısına göre numuneleri alırız. Genel olarak ülkemizde betonarme binalar kullanılır. Temel malzemesi beton olduğu için binanın can damarı betondur. Betonun doğru analiz edilmesi lazım, doğru uygulanması lazım. Tabi depremden sonra ortaya çıkan bir hazır beton kavramı var. Tüm Türkiye'ye yayılmış, artık zorunlu hale gelmiş bir hazır beton kavramı var. Sonuçta daha önceki beton üretimlerimiz, imalatımız biliyorsunuz inşaat sahasında, şantiyede el yapımıyla, biraz usta becerisiyle hiç de homojen olmayan rastgele karışımlarla yapılıp devam ediliyordu. Şimdi artık hazır beton daha doğru, daha homojen bir karışım olarak kullanılıyor. Kontrolü daha kolay ve daha doğru analiz edebiliyoruz.


Hazır beton şirketlerini de siz mi kontrol ediyorsunuz?

“İnşaat yerine beton dökümü sırasında numuneler alarak takip edebiliyoruz. Yine Çevre ve Şehircilik Müdürlüğümüz rutin denetimlerine gelip bunları bizlerden hariç olarak kontrol ediyorlar.

Beton nerede kontrol ettiriyorsunuz? Bilecik'te bunu kontrol ettirebileceğiniz bir laboratuvar var mı?

“Bilecik'te, yine bakanlık tarafından yetki almış laboratuvarlar var. Sonuçta santrallerin kendilerinin de kendi imalatlarını kontrol ettirdikleri bazı laboratuvar üniteleri olabilir; fakat bunların bizim nezdimizde hiçbir hükmü yok. Onlar kendi kalite kontrollerini yapmak zorundalar. Ama düzenli kalibre takiplerinin, kalibrasyonların takibini yapacak bir mercii olması lazım. Onları yine bakanlık, izin verdiği laboratuvarlarla takip ederek yürütüyor.  Yani kanunen bu laboratuvarların değerleri, raporları bizim için doğrudur. Zaten resmi kurumlara da biz dosyalarımızda bu raporları sunuyoruz. Beton dökümü sırasında laboratuvardan destek alıyoruz. Onları çağırıyoruz, gerekli föyleri var, onları doldurarak hangi inşaata ait olduğu, hangi kat betonu, hangi sınıf beton kalitesinde döküldüğünü not ediyoruz. Onlar gerekli numunelerini yerinde alıyorlar, sonra laboratuar ortamına götürüp orada test ediyorlar. Biz de bunların raporlarını onlardan düzenli olarak alıyoruz.

Raporlarınızı hangi aralılara il müdürlüklerine veriyorsunuz?

Bakanlık, bize bu işi yaparken bir yapı denetim sisteminde sayfa tanımlıyor. Bütün yapı denetim firmalarına bağımsız, kendi işlerini girebileceği ve onun üzerinden raporlayıp güncelleyebileceği bir sayfa veriyor. O sayfaya biz her yüklendiğimiz işi büyüklüğüyle, katsayısıyla, projecileriyle, adresiyle tanımlıyoruz. Sistem bunlara ait birer kimlik numarası atıyor bu tanımlamadan sonra. Artık Türkiye'de sadece o numaraya sahip bir iş oluyor. Bakanlık bu numara üzerinden o inşaatın nerede, ne aşamada olduğunu güncel olarak görebiliyor. Zaten bizlere teftişe geldiklerinde bu belgelerle yerindeki imalatın doğruluğunu takip edebiliyor. Habersiz de çıkabilir, gittiği yerde neyle karşılaşacağını da bilmesi lazım aslında. Ben şu seviyede bir inşaatı göreceğim diyebilmesi lazım. Bu güzel bir şey. Ben firma olarak bu işi devrettiğim zaman, tut ki şirketimi kapatıyorum ya da bir ceza aldım, bu iş başka bir firma üzerinden devam ederse de bu bilgiler doğrultusunda diğer bir firmaya devri gerçekleşiyor.


Firmanızdan bahseder misiniz?

Bilecik Osmangazi Yapı Denetim olarak, Bilecik'te 1 Ocak 2011 yılı itibariyle faaliyete geçtik. Tabi bizim şirketi kurmamız bir önceki yılın ortalarında, Mayıs-Haziran aylarında oldu. O zamanlar tam olarak kanunun ne zaman çıkacağı, yürürlüğe gireceği belli olmuyordu. Biz altyapı hazırlığımızı yapmıştık ve 1 Ocak 2011 tarihinde resmen faaliyete geçmiş olduk. İlgili kadromuzu, dosyamızı bakanlığımıza verdik. Olurunu aldıktan sonra izin belgemizle beraber faaliyete geçtik. Bakanlık, illerin nüfus yoğunluğu ve inşaat durumunu göz önüne alarak bir sayı verdi. Bilecik'e 3 tane firma uygun görülmüştü o dönemlerde, başvuru sayısı 18'di zannedersem. Firmalar kura usulü ile tespit edildi, biz de o üç firmadan birisi olduk.

Bu rakam zamanla arttı mı yoksa hala üç mü?

Yok, üç firma değil. Bu sayıyı kaldırdılar ve doğrudan nüfusa oranladılar. Her 25 bin nüfusa bir yapı denetim gerekir düşüncesiyle il genel nüfusu göz önüne alındı. Şu anda Bilecik için 11 yapı denetim, istenirse, kurulabilir. Fakat çok da mantıklı bir iş değil, yani inşaat sayısıyla baktığımızda üç firma bile fazlasıyla yetiyor Bilecik'e.

Belli bir izin süreniz var mı?

Vizemiz 5 yılda bir yenileniyor. Yine bakanlık yerine gelir, kadromuzu, yerimizi, aradığı asgari donanım şartları var, araç sayımız var, bilgisayar sayımız var. Bunların yerinde tespitini yapıyor, vizemizi uygun görürse veriyor.


Bozüyük’te de bir şubeniz var bildiğimiz kadarıyla…

Şube demeyelim; çünkü farklı bir kelime olur, irtibat bürosu diyelim. Bozüyük'te , neticede büyük bir ilçe olduğu için, o hizmeti daha doğru ve zamanında verebilmek adına kurulduğumuz günden beri bir ofisimiz daha var. Orada da Bozüyük'te bulunan bazı arkadaşlarımız sağ olsun yardımcı oluyorlar. Sonuçta o da bizim firmamızın devamı.

Şirketinizde kaç kişi çalışıyor?

40'ın üzerinde çalışanımız var. Çoğunluğu mühendis kadrosu, tabi tekniker arkadaşlarımız da var bu sayı içerisinde. Düzenli, genç arkadaşlarımız sürekli aramızda. Tam sayısını bende kestiremiyorum; çünkü sürekli bir döngü var. Gelenler oluyor, ayrılanlar oluyor. Bozüyük'le birlikte yaklaşık 40 çalışanımız var diyebilirim.

Bilecik'te bugüne kadar kaç binayı denetlediniz?

Bilecik genelinde benim sorumluluk aldığım 400'e yaklaştı sanırım. Yani metrekare olarak bakarsak da ben 800 bin metrekare civarında iş sorumluluğunu almışımdır herhalde. Bilecik, inşaat yönünden dinamik bir yer. Sonuçta sanayicinin tercih ettiği bir bölge. Üniversitenin burada olması, normal konut sektörüne de ister istemez bir ivme katıyor. Yani inşaat, belki yurt genelinde birçok yerde hızlıdır; ama Bilecik'te kolay kolay kesilecek gibi görünmüyor. Bugüne kadar çok fazla gelişmemiş olması, artık batıdaki şehirlerimizin ister istemez bu tarafa doğru kayması, bilhassa sanayinin bu tarafa kayma eğilimi şehri de canlı tutuyor. Üniversite de yeni bölümler açtıkça, nüfusunu, öğrenci sayısını artırdıkça o da bu sektörü ayakta tutuyor. Belki il olarak dışarıdan, bu inşaat hızına baktığımızda çok fazla göç almıyor olabiliriz; ama kırsal kesimlerden merkeze doğru bir kayma var. Artık konut stokumuz eski. Şu son birkaç yıl içerisinde çok fazla değişim yaşandı. Eski olması nedeniyle ister istemez daha güvenli, daha kaliteli yapılar tercih ediliyor. Normal yaşayan halkın da çok rahat yeni bir yere geçme düşüncesi var. Göç aldığımız için yeni inşaatlara talep var değil yani, eski yapılar yavaş yavaş dönüşüyor.


Aynı zamanda kentsel dönüşüm hizmeti de veriyorsunuz. Bundan da bahsedebilir misiniz?

“Kentsel Dönüşüm Kanunu 2 sene önce yürürlüğe girdi. Bu bildiğimiz ketsel dönüşüm bölgesi şeklinde uygulanan kanundan farklı olarak, parsel bazında yapı sahipleri ya da yer sahipleri kendi istekleriyle eski binalarını depreme karşı risk içerip içermediğini test ettirebiliyorlar. Tespit sonunda riskli çıkarsa yasal süresi var, bunu 60 gün içerisinde tahliye edip en geç 90 günde de yıkılması gerekiyor. Yıkıldıktan sonra o parsel sahibine, yeni yapıyla ilgili muafiyet hakkı veriliyor. Resmi kurumlarla, tapu dairesinden başlayıp belediyeden ruhsat ve iskan aldığı zamana kadar, hatta noterde de yapacağı tüm sözleşmelerde harçlardan muaf kalıyor. Harç muafiyeti, ister istemez eski binalarında yenilenmesi için bir teşvik gibi avantaj sağlıyor. Şu anda daha çok son dönemde bu tarz yapıların dönüşümü şeklinde bana başvurular var. Bununla ilgili ben lisansımı da aldım, riskli yapı tespiti lisans belgesi. Bunu almak için illa yapı denetim firması olmanız gerekmiyor.

Kentsel dönüşümün Bilecik'teki yansımaları nedir? Şu anda vatandaşımız yeterince bilgili mi?

Hala bilmeyen birçok vatandaşımız var tabi ki; ama genelde inşaatla alakası olan kişiler bu işi öğrendiler. Her şeyini tam olarak bilmese de en azından avantajından haberdarlar. Gönül rahatlığıyla kiminle, nasıl konuşacağını biliyorlar. Bir olayın doğrusunu nasıl öğrenebileceğini, nasıl konuşulabileceğini öğrendiler, biliyorlar. Harç muafiyeti, onlar için büyük bir imtiyaz sağlıyor. Ne tip bir bina yaparsanız yapın harçların tamamından muafsınız. Küçük yapı da yapmış olsanız, yıktığınızdan daha büyük bir yapı da yapsanız harçlardan muafsınız.  Biz Bilecik'te yapı denetimle kentsel dönüşümü birlikte yürüten tek firmayız.

Sektördeki eksiklikler neler?

Yapı denetim, mutlaka gerekli bir şey; ama yapı denetimin elini güçlendirebilecek düzenlemeler gerekiyor bu işin daha da sağlıklı olabilmesi için. Yapı kalitesi emin olun daha da yükselecek. Bir deprem gerçeği var. Sadece depreme bakarak bizim bunlara karar vermemiz de doğru değil aslında. Deprem gözümüzü açtı bu konuda. Sonuçta yapılmış olan yapılar, yüzlerce milyonluk yatırımlar onlarca yıl bu yatırımlardan biz hizmet bekliyoruz yaptığımızda, yani kolay değil. Bunların yok olması, gitmesi ki bunların bir de canını, malını tehlikeye atmak bu kadar kolay değil. Son 10 yıldır ciddi bir inşaat yükselişi var yurt genelinde. Denetimlerin bir şekilde eskiye göre daha doğru gittiğini söyleyebiliriz; çünkü kontrolün dışında yönetmeliklerimizi de düzelttik, bu yönetmelikleri takip edebilecek mekanizmalar kurduk. Sonuçta kanun çıkarmakla kanun uygulamak aynı şey değil ne yazık ki. İşte uygulanmasını takip ettiriyorsunuz, bağlayıcı şeyler koyuyorsunuz, bu güzel bir şey. İnşallah ileriki tarihlerde daha güzel şeylerle karşılaşırız diye umuyorum.

Son olarak söylemek istedikleriniz neler?

Bizim görevimiz daha güvenli ve daha kaliteli binaların yapılmasını sağlamak. Binaların kalitesi de çok önemli, çünkü bir ısı yalıtım gerçeği var. Sonuçta enerjiyi dışarıdan alan bir ülkeyiz. Yani bu enerjiyi de böyle çarçur etmek gibi bir lüksümüz yok. En büyük kayıplarımız nerelerde, nasıl yaşanıyorsa yapılarımızı da ona göre kaliteli yapmamız lazım. Belki yapının toplam maliyetinin yanında çok düşük rakamlarla bu işler yerine getiriliyor; ama bize getirileri onlarca kat fazla ve bu çalışmalar yaşam standardını yükseltiyor bir taraftan. Biz hepsinin takip edilmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Tabi bu sadece bizde olmuyor, işin içinde olan belediyelerimizin imar servisleri var, öncesinde proje arkadaşlarımız var; çünkü doğru projelerle, doğru tasarımlarla gelmeleri gerekiyor bize. Hepsi bu işin içinde pay sahibi. Aynı şekilde sorumlu olduğumuz bakanlığımızın da doğru hamleler yapması lazım. Eksik kalan noktaları zamanında tespit edilip, kanunla ilgiliyse kanun maddesiyle, uygulamayla ilgiliyse uygulamada düzeltmeleri lazım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
atiye(ya habibi) 5 yıl önce

kardeş binanın önünde tabelası varsa yeter,çok fazla denetime gerek yok bence.isim önemlidir.demir ve betonu tek tek kontrol çok zaman alır.400 adet binaya 400 ayrı personel gerekir.ama bunu başarabiliyorlarsa helal olsun.keşke her yapı denetim firması böyle çalışsa

Avatar
recepin ruhu 5 yıl önce

2011 den beri ne kadar para cezası kesildi acaba,yok ceza kesilmediyse,bu inşaatlarda nasıl oluyorda birsürü eksik var,bizim muhtarda inşaatları denetliyor ama hiçbir bilgisi yok,eğitim şart.

banner524

banner92

banner504

banner503

banner402

banner406

banner520

banner390

banner510