banner401
banner422
banner472

TES BİLECİK ŞUBE BAŞKANI YEL’DEN BAKAN SELÇUK’A “BİLECİK MİLLİ EĞİTİMİNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLER"RAPORU

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Bozüyük programı kapsamında Sivil Toplum Örgütlerinin de davetli olduğu akşam yemeğine katılan TES Bilecik Şube Başkanı Ömer Yel, burada  Bilecik Milli Eğitimine ilişkin sorunları ve çözümleri içeren 30 maddelik ayrıntılı  raporu Bakan Selçuk’a verdi.

Raporda şu ifadelere yer verildi:

1-İlimiz eğitiminin en önemli sorunlarından olan ve başı çeken konu; ilimize atanan İl Milli Eğitim Müdürlerinin büyük bir kısmının ilimizde kısa bir süre çalıştıktan sonra bu görevlerinden ayrılmalarıdır. Öyle ki; 2018 yılı Şubat ayında ilimizde çalışmaya başlayan bir öğretmen şu anda 3. İl Milli Eğitim Müdürü ile çalışmaktadır. İlimize atanan bir il milli eğitim müdürü daha çevreyi ve okulları yeni tanımaya başlamışken tayin olmakta, daha projelerini ortaya koyamadan ilimizden ayrılmak zorunda kalmaktadır. Bu da eğitimimizin gerilemesine yol açmaktadır. Ayrıca; ilimize atanan birçok il müdürü de evini ve çocuklarını buraya getirmemektedir. Bu da ilimiz adına bir olumsuzluk teşkil etmekte, müdürün işlerine yeterince odaklanmasına engel olmaktadır.

2-İlimizdeki birçok okulda yanlış yönetim anlayışından dolayı çalışanların moral ve motivasyonları bozulmuştur. Görev yapan yöneticilerimizin bazıları eğitim çalışanlarını sendikalarına göre sınıflandırmakta ve kendi sendikasından veya düşüncesinden olmayanları ötekileştirmektedir. Bu durum eğitimin bütünleştirici yönünü unutturmakla beraber okul veya kurumlarımızda çalışma ortamını, kurum kültürünü olumsuz şekilde etkilemektedir. Sonuç olarak okul çalışanlarının bakış açıları değişmekte eğitimin asıl hedefinden sapmasına ve okul başarısının düşmesine sebep olmaktadır. Özellikle 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra tüm Türkiye’de olduğu gibi okul ve kurumlarımızda da ortak bir eğitim politikası oluşturulup birlik ve beraberliğimizi arttırıcı çalışmalar yapılmalı ve gerekli tedbirler alınmalıdır.

3-Fetö terör örgütünün etkin olduğu dönemlerde uygulanan sınav veya mülakatlarda örgütün referansı ile yüksek puanlar verilen ve okul veya kurumlara haksız bir şekilde yönetici yapılan birçok kişi bu görevlerine devam etmektedir. Her ne kadar daha sonra bu yapıdan ayrılmış gibi gözükseler de bu kişilerin bu makamlara geliş şekilleri iyi incelenmeli ve bu makamlara haksız geldikleri tespit edilenlerin yöneticilik görevlerine son verilmelidir.

4-İlimizde ilçe milli eğitim müdürü görevlendirmeleri veya atamaları yapılırken çoğunlukla belirli bir sendikanın üst düzey yöneticiliğini yapan kişilerin seçilmesi eğitim çalışanlarının büyük bir kısmının tepkisini çekmekle beraber yönetime karşı olan güveni zedelemektedir. Bu makamlara atanan sendika yöneticiliği yapmış kişiler tarafsız davranmamakta, sendikası lehine çalışmalar yürütebilmektedir. Oysa bu makamlara atanan kişilerin her çalışanı kucaklayıcı davranışlar sergilemesi gerekirken ayrıştırıcı davranışlar sergilemesi eğitim çalışanları arasında huzursuzluk yaratmaktadır. Bu da eğitim öğretim faaliyetlerinde başarıyı olumsuz etkilemektedir. Özellikle Osmaneli ve Söğüt İlçe Milli Eğitim Müdürleri her türlü ayrımcılığı körüklemektedir. Bu ilçelerde ilçe milli eğitim müdürleri sendika yetkilisi gibi hareket etmektedir. Bu ilçe müdürleri ya değiştirilmeli ya da ciddi bir şekilde uyarılmalı, tarafsız davranışlar sergilemeleri sağlanmalıdır.

5-Özellikle Bozüyük ve Merkez ilçemizde ilkokul bina ihtiyacı olduğu tarafımızca gözlemlenmektedir. Bozüyük ilçemizde 4 Eylül mahallesinde eğitim öğretime devam etmekte olan Necip Fazıl Kısakürek İlkokulunun binası daha önce Anadolu Öğretmen Lisesi yurt binası olarak kullanılmakta idi. Binada yapılan tadilat sonrası ilkokula çevrilmiş olup binanın iş güvenliği kanununa göre okul olarak kullanılması uygun bulunmamaktadır. Öğrenci mevcudu iyice artmış durumdadır. Artık bina iyice yetersiz kalmaktadır. Hemen arkasında bulunan boş arsaya mahallenin yükünü kaldıracak şekilde ya yeni bir bina yapılmalı ya da Bozüyük Devlet Hastanesi tarafına yeni bir ilkokul açılmalıdır. Merkez ilçede de Bahçelievler, Ertuğrulgazi ve İsmet Paşa mahallerindeki ilkokulların fiziki kapasiteleri artık yeterli gelmemektedir. Önümüzdeki eğitim-öğretim yıllarında ikili öğretime geçmeleri şart olacaktır. Bu sebeple, bu mahalleler arasında kalan uygun bir bölgeye yeni bir ilkokul kazandırılmalıdır.

6-Bozüyük Mimar Sinan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin eski binası depreme dayanıksız çıktığı için yıkılmış, okul ise Şehit Zafer İpek Lisesinin eski binasına taşınmıştı. Eğitime devam ettikleri şu anki bu bina bir meslek lisesine uygun değildir. Şu anki kullandıkları binanın bahçesine yeni bir bina inşaatına başlanmış ve inşaatın kaba inşaatı neredeyse bitirilmiştir. Ancak, inşaat bir süredir durmuştur. İddialara göre yüklenici firma hak edişlerini alamadığı için iflas etmiş ve çalışmayı bırakmıştır. Şimdi, yasa gereği gerekli sürenin dolması beklenmekte olup yeniden ihaleye çıkılacağı konuşulmaktadır. Mimar Sinan Mesleki Teknik Anadolu Lisesinin öğrencilerinin mağduriyetinin giderilmesi bir an önce sağlanmalıdır.

7-2017-2018 öğretim yılı Kasım ayında 1. TEOG sınavının yapılması beklenirken alınan ani bir kararla TEOG sınavı iptal edilmiş ve daha sonra yeni bir sınav sistemi getirilmişti.  Getirilen yeni sistemde ilimizde Bozüyük’te Fen Lisesi, Merkez ilçede ise Refik Arslan Öztürk Fen Lisesi, Kız İmam Hatip Lisesi ve Bilecik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin iki bölümü sınavla öğrenci alır hale getirilmişti. İlimizdeki hiçbir Anadolu Lisesi sınavla öğrenci alan okullar arasına alınmamıştı. Yapılan sınav sonrası öğrenci başvuruları alınınca öğrencilerin sınavsız öğrenci alan Anadolu liselerine akın ettiği, meslek liselerini tercih eden öğrenci sayısının ise iyice azaldığı görüldü. Bunun sonucunda ise Anadolu liselerinin kontenjanları arttırıldı ve neredeyse her isteyen Anadolu liselerine yerleştirildi. Bu uygulama sonucu, Anadolu liselerinin eğitim kalitesi çok düşmüş, meslek liseleri ise öğrenci bulamaz hale gelmiştir. Bu durum önümüzdeki yıllarda da sürdürülür ise bu sefer Meslek liselerinde öğrenci sayısı iyice azalacak, bunun sonucunda bir çok bölüm kapanacak, bu durumda da meslek liselerinde görev yapan meslek dersleri öğretmenleri girecek ders bulamayacak duruma düşecektir. Başka bir deyişle Meslek Lisesi Memleket Meselesi olmaktan çıkmıştır. Bu sebeple, 2018-2019 öğretim yılı itibariyle sınavla öğrenci alacak okulların yeniden düzenlenmesi ve Bilecik Merkez ile Bozüyük ilçemizde sınavla öğrenci alacak okullar arasına Bozüyük’ten bir ve Merkez ilçeden de bir adet Anadolu Lisesinin de eklenmesi ilimizin eğitim kalitesini arttırmasına vesile olacaktır. Ayrıca, öğrencilerin meslek liselerine tercih etmelerini özendirecek düzenlemelerin acilen uygulamaya konulması gerekmektedir.

8-Öğretmenlerin il içi tayinleri her yıl Mayıs ayı sonu Haziran ayı başı gibi yapılmaktadır. Oysa norm belirleme işlemleri genelde Temmuz ve Kasım ayı gibi sonuçlandırılmaktadır. Yine öğretmenlerimiz 15 Temmuz maaşını aldıktan sonra emekli oldukları için norm boşalmaları da bu tarihten sonra olmaktadır. Bu durumda da öğretmenlerin il içinde yer değiştirmeleri neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu sebeple, öğretmenlerin il içi atamalarında sıra uygulamasının 2015 yılına kadar olduğu gibi yeniden yönetmelik maddesi yapılması öğretmenlerin beklentilerini karşılayacaktır.

9-Son yıllarda üzülerek şahit oluyoruz ki, öğretmene şiddet vakaları artık sıradanlaşmış üçüncü sayfa haberleri arasına girmiş durumdadır. Neredeyse gün geçmiyor ki, öğrenci ya da veli tarafından sözlü ya da fiziki şiddete maruz kalan bir öğretmen haberiyle karşılaşmayalım. Son yıllarda ilimizde de birçok şiddet vakası olmuştur. Öğretmenlerimizin motivasyonuna, itibarına, sıhhatine ve hatta canına kast eden şiddet vakaları, artık eğitim hayatımızın en hayati problemlerinden birisi haline gelmiştir. Öğretmene ve kamu çalışanlarına yönelik şiddet hadiseleri üzerine ciddi idari ve hukuki tedbirler en kısa sürede alınmalıdır. Şiddet vakaları konusunda önleyici ve caydırıcı tedbirleri hayata geçirecek mevzuat düzenlemeleri zaman kaybedilmeksizin hayata geçirilmelidir.

10-Yapılan ölçümler sonucu ilimizdeki birçok okul binamızın depreme dayanıklı olmadığı anlaşılmıştır. Bu binaların zamanla güçlendirme çalışmaları yapılmaktadır. Bu bağlamda, her yıl bütçe imkânları doğrultusunda bazı okullarımızın ihaleleri yapılmaktadır. Ancak; ihaleleri alan firmaların büyük bir kısmı almış oldukları işi süresi içerisinde bitirmemekte öğrenci, öğretmen ve veliler mağdur edilmektedir. Bunun bir örneği de maalesef şu anda Bilecik Osmangazi Ortaokulunda yaşanmaktadır. Bu firmaların daha sıkı denetimleri yapılmalı, iş ve işlemlerin süresi içerisinde bitirilmesi sağlanmalıdır.

11-2017-2018 eğitim öğretim yılı içerisinde bazı okullarımıza güvenlik elemanı verilmiştir. Bu uygulama 2018-2019 eğitim öğretim yılı içerisinde de biraz daha genişletilerek devam ettirilmiştir. Bu durum tüm eğitim camiası tarafından olumlu karşılanmakla beraber bu elemanların çalışma sürelerinin 7-8 ay gibi bir süre ile sınırlandırılması olumsuz bulunmuştur. Bunun yanında bazı okullarımızda hala güvenlik kameralarının bulunmadığı tarafımızca gözlemlenmektedir. Okullara güvenlik elemanı görevlendirme işi geçici süreden ziyade tüm yıl boyunca olmalı ve tüm okulları kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca; pansiyonlu okullarımıza da gece bekçisi verilmelidir.

12-Kısa bir süre önce İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü arasında değerler eğitimi ile ilgili işbirliği protokolü imzalanmıştır. Bu gelişme sevindirici olmakla beraber bazı okullarda değerler eğitimi adı altında hala bazı vakıf veya dernek üyelerinin eğitimler yaptığı duyumları almaktayız. Bu eğitimi veren kişilerin kim olduğu, ne tür bir yapılanmaların mensubu bulunduğu bilinmemektedir. Devletimizi yönetenlerin ne olduğu belli olmayan bu tür yapılardan uzak durması gerektiği düşüncesi ile bu tür eğitimleri devletin kadrolu öğretmenleri tarafından yürütülmesi sistemin güvenilirliğini arttıracaktır.

13-İlimizdeki okullara gelen ödeneklerin iyice azaldığı şikâyetlerini almaktayız. Özellikle ilkokullara eskiden olduğu gibi kırtasiye ve temizlik malzemesi dağıtılmadığını görmekteyiz. İçinde bulunduğumuz 2019 yılında bu ödeneklerin daha da kısıtlanacağını duymaktayız. Okullarımızın ödeneklerinin arttırılması mutlaka sağlanmalıdır.

14-Son yıllarda ilimizde yaşanan bazı üzücü olaylardan da anlaşıldığı gibi psikolojik danışmanlık ve rehberlik son derece gerekli ve uzmanlık gerektiren bir iş olduğu halde okullarımızda rehber öğretmen eksiği kapatılamadığı için bu görev bu alanda hiçbir eğitimi olmayan sınıf öğretmenleri ve alan öğretmenlerine bırakılmaktadır. Norm kadro uygulamasındaki öğrenci sınırı kaldırılmalı ve tüm okullarımıza rehber öğretmen mutlaka atanmalıdır.

15- Okullarımıza çeşitli dernek ve vakıflar yardım kampanyası adı altında kumbara koymakta, para toplamaktadır. Bu paraların nereye gittiği ise yeterince denetlenmemekte ve bilinmemektedir. Bu tür faaliyetlere son verilmelidir. Ancak, okullarımızın kendi bünyelerinde de yardıma muhtaç öğrencilerimiz bulunmaktadır. İlle de böyle bir uygulama yapılacaksa, bu kendi ilçesindeki veya okulundaki fakir öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde uygulanmalıdır.

16-Çocuklarımızın bedensel gelişmesine destek verecek spor tesisleri eksiğimiz vardır. Yapılacak iyi bir planlama ile birçok okulun ortak kullanabileceği spor tesisleri yapılmalıdır. Bu tesislere ayrı bir yönetim ve yardımcı personel görevlendirilmelidir.

17-Okullarımızda memur kadrosu çoğu okulda kalmadı. Okul ve kurumlarımızda memurların yapacağı işleri asli görevleri olmadığı halde müdür ve müdür yardımcıları yapmaktadır. Yine, okullarımızda yardımcı hizmetler personeli kalmamıştır. İşkur tarafından okullarımızda görevlendirilen hizmetliler kısa süreli iş akdi ile çalışmakta olduğundan zaman zaman okullarımızda sıkıntı yaşanmaktadır. Okul ve kurumlarımızda memur ve yardımcı hizmetler personeli sıkıntısı yaşanmasına rağmen, personelin bir kısmı zaman zaman valilik ve kaymakamların değişik birimlerinde görevlendirilmektedir. Okul ve kurumlarımıza mümkünse kadrolu, mümkün olmaması halinde uzun süreli iş akdi ile memur ve yardımcı hizmetler personeli görevlendirilmelidir.

18-MEB Yönetici Atama Sistemine geri dönmelidir. Yönetici atama, mutlaka sınav esaslı olmalı, yöneticiliğin asli görev, kazanılmış hak olduğuna dair, düzenleme yapılmalıdır. MEB’de, şuan uygulanan, yönetici görevlendirme sistemi var oldukça, huzur ve sükûnun sağlanması mümkün görünmemektedir. Mülakat komisyonunda hep aynı kişilerin görevlendirilmesi, bunların da hepsinin bir sendika üyesi olması yönetici adaylarını tedirgin etmekte, huzursuzluk yaratmaktadır. Yapılan her mülakat sınavı sonrası istatistikler incelenince hep aynı sendika lehine müthiş bir uçurum oluşmasından da anlaşıldığı gibi bu sınavlarda torpilin nasıl döndüğü görülmektedir. Bu mülakatlar sonucu, yıllardır okulunda çok iyi çalışmalar sergileyen birçok yönetici tasfiye edilmiştir. Bunların yerlerine getirilenlerin ise tasfiye edilen bu kişilerin yerlerini dolduramadığı tüm eğitim çalışanlarınca görülmektedir. Mülakat sınavlarında sonucun önceden belli olduğunu düşünen birçok yönetici adayı da bu sınavlara müracaat etmemektedir. Yönetici atama konusunda tartışmaların devam etmesi, eğitim öğretim faaliyetlerini de olumsuz etkileyen bir boyut kazanmakta, çalışma barışı her geçen gün bozulmaktadır. Bu olumsuzluk ortamı besleyecek, tüm mevzuat sil baştan ele alınmalı, en hızlı şekilde düzeltilmelidir. En iyi yöneticiyi nasıl belirlerim kaygısını duymayan MEB’den, tüm camiayı kucaklayan MEB anlayışına süratle geçilmeli, tartışmaların yeni bir boyut kazanmasına, müsaade edilmemelidir. Sendikalar arasında açık taraf olan ve bu yüzden yaşanan huzursuzluğu besleyen bir kurumun, Türkiye’yi geleceğe taşımak, iddiasında olması mümkün değildir.

19-Son yıllarda izlenen yanlış politikalar sebebiyle öğretmenlerin maddi haklarıyla birlikte özlük haklarında da ciddi kayıplar yaşanmış öğretmenlik mesleği toplum içinde gün geçtikçe saygınlığını yitirmiştir. Ders içinde ve dışında öğretmenin yaptırım gücü kalmamış öğrenci ve veliler öğretmeni saymaz hale gelmiştir. İyi ve kaliteli bir eğitim yapılabilmesi için öğretmenlerin huzurlu olması gerekir, öğretmenlerin huzurlu olabilmesi için de maddi ve özlük hakları derhal düzeltilmelidir.

20- Ek ders ücretlerinde uzun yıllardır bir iyileştirme yapılmamıştır. Ek ders ücretleri diğer kurumlardaki fazla mesai ücretlerinin bile gerisinde kalmıştır. Öğretmenlerin ek ders ücretleri iyileştirilmelidir.

21-Okul ve kurumlarımızdaki müdür, müdür yardımcısı ve öğretmenler hiçbir ekonomi ve muhasebe eğitimi almadıkları halde, yaptıkları görev gereği 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununa göre kurumlarında Harcama Yetkilisi, Gerçekleştirme Görevlisi, ihale komisyonu üyeliği gibi görevleri yapmak zorunda bırakılmışlardır. Son derece teknik konular olmasına ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ihale komisyonu 5 üyeden oluşur ve bu üyelerden en az biri hesap uzmanı, birisi ise teknik uzmanı olmak zorunda demektedir. Ancak pek çok okulumuzda ihale komisyon kuracak kadrolu öğretmen yokken okullarımız teknik uzmanı ve hesap uzmanını nereden bulacak. İhale ve satın alma işleri il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde kurulacak komisyon marifeti ile yapılmalıdır.

22-Öğretmen ve diğer personelin görevlendirilmelerinde şahısların istekleri dikkate alınmamakta, hatta istekleri dışında belediye sınırları dışına görevlendirme yapılabilmektedir. Belediye sınırları dışına yapılan görevlendirmelerde yolluk ve yevmiye ödenmemekte, pek çok kişi görevlendirmelerle mağdur edilmektedir. Görevlendirmelerde şahısların istekleri dikkate alınmalı, belediye sınırları dışına yapılan görevlendirmelerde personelin yolluk yevmiyeleri ödenmelidir.

23-Emekli maaşları çok düştüğü için çalışanlar emekli olmak istememektedirler. 3600 meselesi Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu ikinci 100 günlük programa alınmış olmakla beraber şu ana kadar yasalaşmamıştır. 3600 meselesi tüm eğitim çalışanlarında bir beklenti oluşturmuş olup, tüm eğitim çalışanların ek göstergelerinde iyileştirme yapılması beklenmektedir.

24-Öğretmenlerin maaş karşılığı girdikleri ders saati sayısı, artık ciddi rahatsızlıklar oluşturmaktadır. Sınıf öğretmenleri 18 Saat, teknik öğretmenler 20 saat maaş karşılığı derse girerken, branş öğretmenleri 15 saat girmektedir. Aynı işi yapan insanların farklı sayılarla maaş karşılığı derse girmesi, haklı tepkileri beraberinde getirmektedir. Tüm öğretmenlerin, maaş karşılığı ders sayısı, 15 saatte eşitlenmelidir.

25-Öğretmenlerin nöbet görevleri artık ücretlendirilmektedir. Ancak, bazı okul veya kurumlarımızda haftada 1 den fazla nöbet yazılabilmektedir. Tutulan her nöbet görevine ücret ödemesi yapılmalıdır.

26-Okul öncesi öğretmenlerinin teneffüs sorunu çözüme kavuşturulmalıdır.

27-Hizmetli, memur, teknisyen gibi eğitim çalışanlarının görev tanımları hala belirsizdir. Bu belirsizlik bir hukuk devletine yakışmamaktadır. Bu belirsizlik ortamında eğitim çalışanlarına her türlü angarya iş yüklenebilmektedir. Hizmetli, memur, teknisyen gibi eğitim çalışanlarının görev tanımları en kısa zamanda yapılmalıdır.

28-Eğitim öğretime hazırlık ödeneği, sendikaların tüm taleplerine rağmen, öğretmen dışında diğer eğitim çalışanlarına ödenmemektedir. Bu ödeneğin, üniversite çalışanlarını da kapsayacak şekilde, tüm eğitim çalışanlarına verilmesi için, gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

29-Ücretsiz dağıtılan ders kitaplarının içeriğinin ve görselliğinin zenginleştirilmesi ve bu kitapların her yıl değiştirilmemesi eğitimin devamlılığı açısından sağlam bir zemin oluşturacaktır.

30-Sınıflarında mülteci öğrenci bulunan okulların, öğrencinin okula uyum, öğreniminin devamı konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Bu öğrencilerin illerde belirlenip halk eğitim veya ayrı bir eğitim kurumunda ülkelerine döneceği zamana kadar eğitimini buralarda almaları eğitimimizin ilerlemesi ve bu öğrencilerin eğitilmeleri açısından uygun olacaktır.

Yukarıda ifade ettiklerim, eğitim hizmet kolunda yaşanılan problemlerin bir kısmıdır. Bu   problemlere onlarcasını dahil etmek mümkündür. Eğitim çalışanları bir bütünün

vazgeçilmez parçalarıdır. Ülkeyi yönetenlerin, okul öncesinden, yükseköğretime kadar, yaşanan tüm problemlere duyarlı yaklaşması, çözüm iradesini ortaya koyması gelişmiş,

huzur ve refah içinde yaşayan bir ülke olmanın temel şartıdır. Huzursuz ve mutsuz eğitim  çalışanları ile eğitim davasında başarılı olmak mümkün değildir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ögretmen 4 hafta önce

Tebrikler...En azindan Bilecik için çalışan insanlarda var...

Avatar
Misafir 4 hafta önce

Objektif tesbitler . İnşAllah dikkate alınırda bugünün öğrencileri olmasa bile gelecek nesiller faydalanır.

Avatar
eğitimci 4 hafta önce

çoğu tespite katılıyorum.en önemlisi de iş huzur ve barışı.bu ayrımcılık yapanlar Milli Eğitimin en büyük problemi.Aslında öğretmenler arasında bir problem yok olamaz, hepimiz eğitimciyiz,belli bir eğitim seviyesine sahibiz, işimiz çocukları sevmek ve rehberlik etmek.ama malesef koltuk vb.sebeblerle ayrımcılık yaparak prim yapmak isteyenler ..en büyük problem bunlar.

Avatar
misafir 3 hafta önce

4. Maddede bahsettiğiniz iki milli eğitim müdürüyle de sizin sendikanızda iken çalışmış bir eğitimci olarak söylüyorum: buna her ikisi de ancak güler ve her ikisi ile de çalışan sendika üyeleriniz de güler. Lütfen kendi sendika üyelerinizle hatta ilçe başkanlarınızla konuşun böyle birşey var mı yok mu olmadığını onların ağzından da duyun (sizin gibilerin yönettiği sendikadan ayrılmakla ne kadar doğru bir karar vermişim)

banner369

banner92

banner504

banner503

banner517

banner402

banner406

banner509

banner515

banner390

banner404

banner510