banner401
banner422

Söğüt ve Bilecik’in tarihi önemi bu Mevzuata Kurban Edilmemeli


Kıymet Aslan-
 

Bilecik Şeyh Edebali Üniv. Rektörü Prof.Dr. Azmi Özcan ve Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. İlber Ortaylı , 732. Söğüt Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Yörük Şenliklerini
  canlı yayında değerlendirdi.

Rektör Özcan, SKYTÜRK 360 kanalı yayın yapmakta olan Genel Yayın Yönetmeni Cengiz Özdemir'in hazırlayıp sunduğu Stüdyo 360 Söğüt Özel adlı programda canlı yayın konuğu oldu.

732.si gerçekleşen Ertuğrul Gaziyi Anma ve Yörük Şenliklerinin 2. Gününde Hamidiye Külliyesi bahçesine oluşturulan SKYTÜRK 360 kanalının stüdyosuna Vali H. İbrahim Akpınar, Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı ve Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan tarafından  canlı yayında çok önemli açıklamalar yapıldı.

Osmanlı ve Söğüt konuşulan programda ilk olarak Osmanlı’nın Yalova da kurulduğu ile ilgili çalışmaların yapıldığına dair konuyu soran Genel Yayın Yönetmeni Cengiz Özdemir’e,  rektör Özcan’dan yanıt “Osmanlı Devleti bu coğrafya da kuruldu şeklinde tanıtım ve reklam programlarına girdi. Diğer bir konuda Söğüt ve Bilecik’in tarihinin yeniden gün yüzüne çıkarılması çabalarına ilişkin engellerin ortadan kaldırılmasında dair oldu.


            Yani Osmanlı Devletinin kuruluşu için bir senede ihtiyaç yok. Türkiye geleneğinin de de  bir senede ihtiyaç yok. Onun emareleri Söğüt’te var.”şeklinde geldi.

Bilecik’in tarihi mirası yüzey araştırmaları ile tespiti yapılıyor

Rektör Prof. Dr. Özcan açıklamasında;  “Tarih kendisine yüklenen anlam itibariyle anlaşıldığı zaman önemi kendiliğinden takdir ediliyor. Tarih aslında bizim kimliğimiz, fakat ne yazık ki dünyada ideolojik kavgaların hakim olduğu dönemlerde tarihte şanssız şekilde ideolojik hesaplaşmaların kullanıldığı bir alan oldu. Şimdi çok şükürler olsun ki onu aşıyoruz ve gerçek tarih olarak anlama gayretleri giderek çoğalıyor. Bunun dışında kaynaklarından birisi de burası. Üniversite olarak bu anlamda yüzey araştırmalarına başladık. Osmanlı belgelerinde, menkıbelerde ve vakayinamelerde bu bölgeyle ilgili her ne varsa, her ne kahraman varsa onları coğrafya ve yüzey araştırmaları ile gezerek tespit etmeye çalışıyoruz. Bir merkez kurduk dünyada mevcut olan ne kadar vesika varsa toplamaya gayret ediyoruz. Güçlü bir tarih bölümünü kurmaya gayret ediyoruz. Hocamın temennisi burada gerçekleşecek. Ülkemizin diğer güçlü tarih bölümleri gibi burada da bu çalışma başlayacak. Fakat her alan gibi bizde zaman zaman magazin ve kapitalist rekabet piyasasının da malzemesi olabiliyoruz.”dedi.

 “Gelenekle fazla oynamamak lazım”

Diğer yandan “Gelenekle fazla oynamamak lazım” diyerek başka arayışlar peşinde olmamak gerektiğine dikkat çeken BŞEÜ Rektörü Prof. Dr.  Azmi Özcan şöyle devam etti.

“Öncesinde bir espri olarak başlayan fakat sonrasında epeyce konuşuldu. Halil hocanın da belki bilmediği sorumluluğu paylaşıldı. 1302 tarihli bafeüs savaşı  Bizans kaynaklarında Osman beyin ve Osmanlıların isminin geçtiği il savaş olarak kayıtlarda yerini alıyor. Bu savaş Yalova civarında bir mevkii de geçtiği için Halil hoca muasır kaynaklarda ilk bahsedilen tarih olması itibariyle bunun çok önemli olduğunu ve Osmanlı Devletinin rüştünü ispat anlamında bir tarih vermek gerekirse bu tarihin verilebileceğini söylüyor. Fakat daha sonra bu iş başka gayelerle aldı götürüldü ve Osmanlı Devleti bu coğrafya da kuruldu şeklinde tanıtım ve reklam programlarına girdi. Yani Osmanlı Devletinin kuruluşu için bir senede ihtiyaç yok. Türkiye geleneğinin de de  bir senede ihtiyaç yok. Onun emareleri var. Hilati sancak, kös, toy bütün bunlar Söğüt’te var. Bu konu da da bir tartışmanın olduğunu pek zannetmiyorum.

Elimizdeki bütün mevcut anonim tarihlerde, menkıbelerde ve milletin hafızasında ve etrafımızda gördüğümüz eserlerde az ilerde Çelebi Mehmet Cami 1411 tarihlidir yani Ertuğrul gazi buraya gelmiştir ama Çelebi Mehmet niye burada cami yaptırma ihtiyacı hissetsin. Demek ki aradan geçen  100 seneyi aşkın süredir, belleklerde buranın bir önemi var. İşte Ertuğrul Türbesi, Şeyh Edebali Türbesi, başka imaretler. Kanaatimce üzerinde %100 herkesin ittifak ettiği bir metin olmadığı zaman mevcut halkın mahşeri vicdanı kabullerini pek deşmemek, rahatsız etmemek lazım. Başka arayışlar peşinde olmamak lazım. Hocamızda söyledi biz tarih yapan bir millet ama yazan millet olmadığımız için(…) tarih yazıcılığımız daha çok 1. Murattan sonra şekillenen bir şey. Oda Timurların Osmanoğullarını siz kayı’dan değilsiniz diye aşağılamalarından sonra duyulan bir ihtiyaca binaen kendi şecerelerini Oğuzhan’a ve kayıboyuna dayandırma ihtiyacı olduğu söylenir ama her hâlükârda  genel bir kanaat var.  Osmanlılar Oğuzların kayı boyundandır.  Kayı boyu en asil boylardan birisidir, dolayısıyla bir meşruiyetinde müteselsil olarak ortaya konulması gayesi vardır. Yani gelenekle fazla oynamamak lazım”dedi.

Prof. Dr . Ortaylı; “Şenlikler çağı yakalayarak geliştirmek gerekir”

Şenliklere dair konuşan Prof. Dr. İlber Ortaylı, çağı yakalayarak geliştirmek gerektiğini söyledi. Diğer taraftan insanoğlunun mazisinin öğrenme isteğini eğitimle karşılamanın önemine değindi. Eğitim ile karşılanmayan tarih ve geçmişi öğrenme isteği  dizilere konu olabildiğini bu durumun önemine vurgu yapan açıklamalarda bulundu. 

Prof. Dr. İlber Ortaylı , “Türkiye yarı göçebenin kültürümüzün esası teşkil ettiği bir unsurdur. Bayram ise yılın muayyen zamanlarındaki anaev kültürüdür. Buralarda sadece tüccar esnaf karşılaşmaz, aynı zamanda insanlarda buluşur oralarda. Pilav yeme, cirit atma, yürüyüş gibi Şenlikler bu işin küçük bir parçası ama olması lazımdır. Hatta çağımızı yakalayarak geliştirmek lazım. Burada bu şenlikleri yürütecek bir birim olması lazım ki, buradaki eğlence, adetler dejenere olmasın sürdürülsün. Orta Avrupa milletleri için böyle törenler çok önemlidir.”dedi.

Türkiye de çekilen Osmanlı filmlerine ilişkin ise  “Yurt dışında insanlar dizilere bakıyor, çünkü ortada bir Türk dolaşıyor, bir ottoman (Osmanlı) dolaşıyor. Sen okumazsan yazmazsan, görmek istersin. İnsanoğlu Maziyi merak eden bir mahluktur. Çünkü öleceğini bilen tek mahluktur ve dolayısıyla geleceğini merak eder. İkisi birbirine bağlıdır. Bu bilgiyi, bu duyguları kes dejenere et insanlar arar. Kitap vermezse bunu eğitim vermezse ki maalesef vermiyor. İş böyle dizilere kalır ve dizilerin iyisiyle kötüsü ortaya kalır. Bu çok önemli bir şey şuanda o kadar önemli görev düşüyor ki “bize anlatmıyor” deniliyor. Haklısın anlatmıyorsa bir kere filme ortak olursun Fransa da, İtalya da devlet ortak oluyor filimlere. Ona göre uzman verirsin ve doğru dürüst iş ortaya çıkar.”dedi.

Rektör Özcan ise Ertuğrul Gaziyi Anma ve Yörük Şenlikleri için “Millet olmak ortak duyguları paylaşmak bu vesileler o ortak duyguları paylaştırıyor” diye ekledi.

Söğüt ve Bilecik’in tarihi önemi bu mevzuata kurban edilmemeli

Kuruluştan,  kurtuluşa gelinen dönemlere dairde konuşan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Özcan, bölgede tahrip edilen değerlerin bir takım çalışmalar başlatılarak , gelecek nesillere taşınmasının önemine dikkat çekti. Geçmişimizdeki duygusal bağların Söğüt’te başladığına ve koparılmaması gerektiğine ve herkesin üzerine düşen çok önemli görevlerin olduğuna işaret etti. 

Özcan; “Söğüt sadece kurulmasıyla değil, aynı zamanda milli mücadelenin zaferle sonuçlandığı merkezlerden birisi olmasıylada bizim tarihimiz de önemli o yüzden bu bölge insanları Söğüt ve Bilecik’i kuruluş ve kurtuluşun beşiği olarak tanımlarlar.1. ve 2. İnönü savaşlarından sonra hemen yakınımızdaki metristepede bir zaferi taçlandıran sonuçla birlikte Ankaraya çekilen bir bilgi telgrafına Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği cevap o günleri bize taşıyan önemli bir ifadedir. “Siz orada sadece düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz” cevabı bu bölgenin milli mücadeledeki konumunu ortaya koyması bakımından önemli. Ama çok bedel ödemiş bölge Anadolu’da belki en fazla tahribatı yaşayan yer olmuş 3 defa Yunan tarafından yakılmış. 3 defa yakıldığı zamanda sadece taş, toprak değil tarih bir kültür yakılmış. Hemen yakınımızdaki bir Ertuğrulgazi türbesinde o günlerin hatırası olanşarapnel ve kurşun izleri, mezar taşlarına duyulan hınçların izleri halen burada. Zaten yakın zamandaki Balkan savaşları da hatırlanırsa ne hikmetse bazı topluluklar “Biz tarihle savaşıyoruz” diye ifadeler kurmuşlar. İşte o tarihle savaşmanın ilk örneklerini bu bölgede görüyoruz. Bilecik’te, Söğüt’te tarihin bize bıraktığı her ne var ise çok büyük oranda tahrip edilmiş. İşte burada hüzün dolu bir alana giriyoruz. Çünkü en azından bir milli mücadele müzesi olabilirdi. Tahrip edilen değerlerin reprikaları bir şekilde inşa edilebilir. Milli Mücadele müzesiyle birlikte buranın tarihi, yaşadığı talihsizlikleri, kaderi, mukadderatı, gelecek nesillere taşınabilir. Belediyelerimizin bu konuda ciddi çalışmaları var ama mevzuat pek çok yere ciddi sıkıntılar çıkartıyor. Ama Söğüt ve Bilecik’in tarihi önemi bu mevzuata kurban edilmemeli. Aradan duygusal bağlarda koparsa burası artık çok aranacak mekanlar olur.”diye söyledi.

Bu değerlerin  ülke gündemine taşınması, milli bir mesele haline getirilmesi noktasında ekranlara taşıyarak sağladığı katkı için SKY 360 ekranlarına teşekkür etti.

Rektör Özcan yüzyıllık yapılanmaya dikkat çekti

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitemizin rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan, Dünya’nın yüzyıllık yapılanmalarının olduğuna dikkat çekerek bütün İslam Alemine Söğüt’ten adeta haykırarak çok önemli bir noktaya temas etti.

Özcan, 21. yüzyılda tarih yapılandırılacağı önümüzdeki kritik dönemlerde iç hesaplarımızı, bütün husumetleri en azından geçici bir süre dondurarak küresel tehdide karşı birlik ve beraberlik içinde karşı koymamız lazım.”diyerek  başarılı olmanın tek yolunu temas ettiği bu konuyla gündeme getirdi.

Prof. Dr. Özcan, “Tarihin garip bir cilvesi yüzyıllık dönemlerde Dünya’da yeniden yapılanmalar olur. Şimdide o yeniden yapılanmaları Viyana kongresiyle başlayan 19. Yy başlarında, 20.yy yapılanmasından sonra şimdi de 21.yy ın yapılanmasında eğer kaçırdığımız diğer 2 yapılanmanın maliyetini, bedelini tekrar ödemek istemiyorsak bu yapılanmayı kaçırmamız lazım. Bunun da asgari şartı aramızdaki bütün ihtilafları bütün tartışma konularını, bütün husumetleri en azından geçici bir süre dondurarak bu tarihin en önemli 10-15 yılını bu fırsatı kaçırmamalıyız. Çünkü şunu hatırlamak lazım, enerjisi kaybolmuş Emevi, Abbasi mirasında, Emevi ve Abbasilerin genel ifadesiyle Arapların kendi aralarındaki kavgaları taşımayan taze bir güç olan Türklerin İslam Tarihini omuzlamasıyla birlikte bin yıllık bir tarih yeniden inşa edilmiş. Türklerin bu başarısında Arapları çökerten iç ihtilafların benimsenmemesi yatar. İlk İslam Kültürünü çökerten iç ihtilafların temelinde de mezhep kavgaları yatar ve Türk tarihinde de bu başarının yakalanmasından biriside Arapları İslam tarihinden ikinci aşamaya bıraktıran o iç kavgaların mirasını kabul etmemeleri yaşar ki fakat Türkiye'nin ve Türklerin İslam Tarihinin düşmanları sürekli bunu kaşıyorlar. Bunu bu cephesiyle bakmak ve anlamak lazım ve 21. yy’da tarih yapılandırılacağı önümüzdeki kritik dönemlerde iç hesaplarımızı muvakkaten de olsa  en azından dondurarak küresel tehdide karşı birlik ve beraberlik içinde karşı koymamız lazım.”dedi.

Prof. Dr. İlber Ortaylı’da bu konuyla ilgili değerlendirmesinde  “Bu bölgelerin üniversitelerinde yani batı Anadolu’da tarih eğitimine önem vermeliyiz. Buradaki tarihi eğitim merkezlerine önem vermeliyiz, çevrenin üzerinde durmalıyız.”diye üniversitenin ve eserlerin önemine temas etti.

“Devlet ve miras kesintisiz devam etmektedir”

Tarihe bütün bakmak anlamında Osmanlı ve Cumhuriyet devamlılığını nasıl ele almak gerektiğine dair  Hem kuruluşla hem de kurtuluşla ilgili tarihi işaret edecek ayrıntının da konuşulduğu programın sonunda ise Osmanlı ve Cumhuriyetin ayrılmaz bir bütün olduğuna temas edildi.

Rektör “Dünya üzerinde kadim milletler vardır. Dünya üzerinde yeni milletler vardır ve dünya üzerinde ki kadim milletler ve gelenekler için en önde gelenlerden bir tanesi de Türklerdir. Bilinen tarihte müteselsil olarak bağımsız varlığını devam ettiren devletler geleneği vardır. Bunlar o yüzden Cumhurbaşkanlığımız forsunda da sembolize edilirler. Değişen aslında rejimlerdir Osmanlı ve Cumhuriyette. Fakat ne yazık ki cahil cüheylan takımı sanki bir devlet yıkıldı yerine bir başka devlet kuruldu gibi yani saltanat rejiminden cumhuriyet rejimine geçmiştir. Bugün Cumhuriyet Türkiye’sinde kutlanan kurumlar tarihine baktığınızda itfaiyenin tarihi 150 yıldır, Polisin tarihi 250 yıldır, zabıtanın, kara kuvvetlerinin zaten bunlar mündemiç olarak bu ifadeyi içine çok rahat koyan ama kraldan fazla kralcılar tarihide tahrip eden onlardır. Her kim ki bu devlet armasının üzerini sıvayla örtmüş ona medyunu şükranız. Nitekim İstanbul Üniversitesinin üzerindeki girişindeki eser tahrip edilmiştir. Ya da başka yerlerdeki pek çok eser. Devlet kesintisiz devam etmektedir, miras kesintisiz devam etmektedir. Böyle zengin bir mirası reddetmek hangi akıllının yapacağı iştir?! Hem zuhur olup bu dünya arenasında savunmasız, şahsiyetsiz, kimliksiz milletler var. Dünyayı dolaşsanız izzetü şerefimiz varsa bunun bir kısmı da tarihimizden gelmedir.”diyerek yine hassasiyet verici açıklamalarda bulundu.

“Zeki çocuklara davetimizi iletiyoruz”

Şeyh Edebali Üniversitesine insanların Osmanlının kuruşunu, kurtuluşuna çok daha yerinde öğrenmelerine dair  üniversiteye görevler düştüğünü söyleyen SKYTÜRK 360 kanalı Genel Yayın Yönetmeni Cengiz Özdemir, üniversitenin çalışmalarını Rektör Özcan’a sordu.

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesinin rektörü olan Prof Dr. Azmi Özcan adeta, bir çok gence “ideal” yükleyici bir seslenişte bulundu.

“Hayatının gayesini tarih ve tarihçilik üzerine yoğunlaştırmak isteyen zeki çocuklara biz davetimizi iletiyoruz.”diyen bir rektörün çağrısına kulak veren idealist gençlerin( BŞE)üniversitesine ilginin artması bekleniyor.

Özcan; “İlber hocamız sağolsun bizi hiç kırmıyor, Bilecik’in ve Söğüt’ün hocamızda hatırı her zaman vücut. Bizde ülkemizin seçkin tarihçileriyle zaman zaman sempozyumlar yapıyoruz. Bu meseleleri bir sempozyumda tartıştık ve bir kitap haline getirdik. Bölgemiz Türk tarihini ilgilendiren meselelerini  zaman zaman uluslararası sempozyumlarla gündeme getiriyor. Vilayetimiz ve belediyemizin katkılarıyla inanılmaz heyecan var burada. Ama hakikaten burada yeniden tarih yazıcılığı başlatılmak durumunda. Bu biraz ilgi, biraz destek, biraz teveccüh, biraz iltifat, biraz da zeka işi o yüzden zeki çocuklarında gelmesini arzu ediyoruz. Çünkü bizim öteden beri hayıflandığımız bir şey var. Tarih ve tarihçilik zeki insanların işidir ama eğitim sistemimizdeki skalada maalesef zeki çocuklarımız “para kazanılan alanlara” yönlendiriliyor. Bu bir handikap. Gene de hayatının gayesini tarih ve tarihçilik üzerine yoğunlaştırmak isteyen zeki çocuklara biz davetimizi iletiyoruz. Sizlerin ve hocalarımızın desteğiyle bu yolculuk her geçen gün devam edecek” şeklinde yanıtladı. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner369

banner92

banner417

banner466

banner406

banner461

banner390

banner404