banner401
banner422
banner472

Sezai Balta yazdı...

Nizam-ı Cedid, 3. Selim ile başlayan ve 2. Mahmud ile devam eden, Osmanlı toplumunun çok önemli unsurlarından birini oluşturulan Yeniçeriliğin yerine ikame edilen yeni bir ordu düzeninin ve askeri reformların adı olmayıp; bununla birlikte Osmanlı toplum yapısının tüm geleneksel unsurlarını dönüştüren, gelişimi de kapsayan yeni düzenin ya da sürecin adıdır. Bu yüzden 2. Mahmud reform dönemi, başarılar dönemi olmaktan çok, başlangıçlar dönemi olmuştur.*

2. Mahmud, pek çok tarihçi tarafından reformcu, aydın, merkeziyetçi bir padişah olarak kabul edilmektedir. Hatta onun reformlarının ‘ Tanzimat ’ reformlarına zemin teşkil ettiği tarihi bir gerçektir. Ayrıca aşağıda önemli bölümlerine değineceğimiz reformlar, Türkiye’de ‘ Laikleşme ’ sürecinde çok önemli payları olan reformlardır.

Eğitim alanında yapılan ıslahatlar: Yeniçeriliğin kaldırılmasından sonra yeni bir ordu kurulması zorunlulukları üç okulun geliştirilmesini ya da yeniden kurulmasını gerektirdi. Bunlardan birincisi eskiden kalan Mühendishane, ikincisi yeniden kurulan Tıbbıye, üçüncüsü Harbiye olmuştur. Tıbbıye, Harbiye’den önce başarıyla kurulduktan başka hem hekimliğin geleneğini kuran hem de özgür düşünün yuvası haline gelen bir okul olmuştur. Aydınlanma dönemi Batı düşününün ilk yansımalarının burada başladığını görebiliyoruz.*

Hekimbaşı M.Behçet Efendi’nin önderliğinde 1827’de açılan “ Tıphane-i Amire ”, 1828’de açılan “ Cerrahhane ” ile 1838’de birleştirilip, başına Avustuya’lı Doktor C. Ambroise Bernard’ın getirilmesiyle “ Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane ” adını aldı. Avrupa’dan gelen hocaların ders verdiği bu okulda eğitim Fransızca olarak yapılıyordu.

Savaş alanlarında uğranılan yenilgiler, Osmanlı devlet adamlarını orduda yeni düzenlemeler yapmaya zorlamıştır. Ordu da açığı en çok hissedilen subay ihtiyacını karşılamak üzere Harbiye’nin açılmasını gerekli kılmıştır. Bu yüzden 2. Mahmud Londra büyükelçiliği yapmış Batı’yı bilen Namık Paşa’yı saraya çağırarak modern bir askeri okulun kurulması için kendisine görev verdi. Namık Paşa hemen Beşiktaş’taki Maçka kışlasını onartıp, Avrupa’dan gereken araç-gereç satın alındı. Fransız Saintcyr Askeri Akademisi örnek alınarak planlanan okul sekiz sınıflıydı. Öğretim kadrosu ağırlıklı olarak yabancı hocalardan oluşuyordu. Sultan 2. Madmud çok önem verdiği bu okulun açılışını 1 Temmuz 1835’de büyük bir törenle kendisi yaptı. 1837 yılından sonra yüksek başarı gösteren talebeler her yıl üçer-beşer Avrupa’daki askeri akademilere gönderilmeye başlandı. Zaman içerisinde okulun hem eğitim kadrosu hem de eğitim düzeyi üst seviyelere çıkarıldı.

Harbiye ve Harbiyeliler, Türk siyasi hayatında da çok etkili olmuşlardır. 2. Meşrutiyet’in ilanında, İttihat ve Terakki’nin kuruluşunda ve Devleti yönetmesinde, Balkan Harbi’nden Birinci Dünya Savaşı’na kadar ülkenin yaşadığı bütün siyasi ve sosyal olayların içerisinde olmuşlardır.

1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla Mehterhane de kaldırılmıştı. Yeni ordunun milli kahramanlık duygularını karşılamak üzere 1831’de Fransız besteci M.Mangel ve ünlü İtalyan bestecisi Guiseppe Donizetti’nin yönetiminde Beşiktaş’ta Dolmabahçe’deki köşklerden biri tahsis edilerek “ Mızıka-i Hümayun Mektebi ” adıyla bir musiki okulu açıldı.

Sultan Mahmud, tüm Osmanlı vatandaşlarının Yurtta ve Dünya’da olan olayları ve yaşanan gelişmeleri bilmesi ve öğrenmesi, yanlış ve yalan haberlerin yayılmasını önlemek için 1831 yılında Osmanlı’nın ilk resmi gazetesi ‘ Takvim-i Vekayi ’ çıkarıldı.

İdari ve Hukuki Alanda Yapılan Islahatlar: Giriştiği reform çabalarından dolayı Büyük Petro’ya benzetilen 2. Mahmud, Yeniçeri Ağalığı yerine ‘ Seraskerlik ’ Makamını getirdi. Daha önce ordu komutanlıklarına verilen bu isim yeni durumda Savaş Bakanı (Harbiye Nazırı) pozisyonuna getirildi ve Sadrazamlık, Şeyhüslamlıkla eşdeğer hale gelmiş oldu. Sadrazam tabiri yerine ‘Başvekil’ ifadesini kullandı.(1838) Sadrazamın sahip olduğu pek çok yetki ‘ Nazırlara ’ verildi. Vakıfları tek bir yetki altında toplamak amacıyla ‘ Evkaf Nezareti ’ kuruldu. Böylece Hükümdara karşı sorumlu ilkel bir ‘ kabine sistemi ’ sistemine bir adım atılmış oldu.*

İdari alanda çok önemli reformlardan birisi de, bugünkü Danıştay ve Yargıtay yetkilerine sahip ‘Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliyye’ (1838) teşkilatının kurulmasıdır.***

Rumeli’de ve Anadolu’da görev yapan Valiler atandıkları vilayetlerde kendi topladıkları vergilerle geçimlerini temin ediyorlardı. Bu duruma son veren Sultan Mahmud, onlara maaş vermek suretiyle memur statüsüne getirdi. Ayrıca başta başkent İstanbul olmak üzere, bütün vilayetlerde hükümet –halk ilişkilerini sağlayan ‘ Muhtar Teşkilatı ’nı kurdu. 1831 yılında modern çağdaki ilk Osmanlı ‘nüfus sayımı’ ve ‘arazi ölçümü’ yapıldı.** Yine kamu hizmetinde çalışan kişilerin ölünce mallarına el konulması olan ‘ müsadere sistemini ’ kaldırarak burada çalışanların mal güvenliğine kavuşmasını sağlamış oldu.

İmparatorlukta, daha önce Hıristiyan’ların görev aldıkları, yabancı devletlerle yapılan görüşmelerde ve yazışmalarda tercümanlık hizmetleri birtakım sıkıntılara yol açmaya başladığından Sultan Mahmud 1833 yılında Bab-ı Ali’de bir ‘ tercüme odası ’ kurdurdu. 3. Selim’in tahttan indirilmesinden sonra uzun yıllar başıboş bırakılmış olan Londra, Paris ve Viyana elçilikleri yeniden faaliyete geçirildi.** Tercüme odasında ve dış temsilciliklerde göreve getirilen personel ülkenin neredeyse takip eden elli yıllık döneminde, yapılan tüm reform girişimlerinde görev alacak kadroları oluşturdular. Tanzimat’ın aydın / yönetici kadrosu bu kurumlarda yetişti. Batı Aydınlanma düşüncesinin ve siyaset anlayışının Türkiye’ye girişinde bu kurumların ve okulların çok önemli etkileri olmuştur.***

Ana başlıklar şeklinde sunmaya çalıştığımız bu reform çalışmaları 1839’da vefat eden ve aynı yıl tahta çıkan oğlu Abdülmacid tarafından ilan edilecek olan “ TANZİMAT FERMANI ” ile devam ettirilecektir.

(*): Prof.Dr. Niyazi Berkes / Türkiye’de Çağdaşlaşma/ Yapı Kredi Yay.

(**): Prof.Dr.Bernard Lewis / Modern Türkiye’nin Doğuşu / Arkadaş Yay.

(***): Prof.Dr. Ejder Okumuş / Türkiye’nin Laikleşme Serüveninde TANZİMAT

(****): Orhan Koloğlu / Takvim-i Vakayı Türk basınında

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa 1 hafta önce

Şuanda bile batıyla aramızda 300 yıl fark var nasıl batılaşmaymış bu...

banner524

banner92

banner504

banner503

banner402

banner406

banner520

banner390

banner510