banner716
banner401
banner422

Rektör Özcan: “Kainatta her şeyin mühendislik eseri olduğuna inanıyoruz”
 

31. Mühendislik Dekanları Konseyi (MDK) toplantısı Şeyh Edebali Üniversitesi Mühendislik Fakültesi ev sahipliğinde başladı. İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda açılış konuşmaları başlayan etkinlik bugün de çeşitli etkinliklerle devam edecek.

Programın açılış konuşmasın da söz alan Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan, Anadolu Üniversitesi, Dumlupınar Üniversitesi ve Sakarya Üniversitesi’nin mühendislik fakültesine büyük destek verdiğini söyledi. Mühendislerin, insanlık tarihi açın önemine dikkat çeken Özcan, şunları söyledi:

Mühendislik Fakültesi’nden çok ümitliyiz

“İçinde yaşadığımız toprakların değerlerini hakkıyla temsil etmeye çalışan bir eğitim kurumu olarak yolculuğumuza başladık. Öyle de gidiyoruz. Yolculuğumuzun başında Anadolu Üniversitemizin çok büyük desteğini gördük. Şu andaki mühendislik fakültemizde yürüyen pek çok programımız esasen Anadolu Üniversitesiyle beraber yürümekte. Bunun dışında Dumlupınar Üniversitesi aynı şekilde, Sakarya Üniversitesi de aynı şekilde pek çok alanda bize desteklerini veriyorlar.

Mühendislik Fakültemiz de nedeyse üniversitemizle yaşıt. İnanılmaz derecede umutlu olduğumuz bir fakültemiz. Çünkü biz duruş olarak kainatta her şeyin bir mühendislik eseri olduğuna inanıyoruz. Bizatihi içinde bulunduğumuz kurum da bir mühendislik eseri. Bütün eser sahipleri nasıl seyirci isterse biz de seyirci istiyoruz ki hem denetlenelim, hem takdir edilelim.

Kısa bir süre Mühendislik Fakültesi’nde Bilim Tarihi dersleri de vermiş bir sosyal bilimci olarak kendimi de ait hissettiğim bu toplulukta Mühendislik Fakültelerinden benim de hem bir akademisyen olarak hem bir yönetici olarak beklentilerim var. Şöyle ki; Kelimenin kökeni ister Latince ister bizim kendi geleneksellerimizde zeka ve beceriyi bir arada tutabilen ve bunu da bilimi ete ve kemiğe dönüştüren bir meslek olarak tarif edilebilir. Böylelikle bilimin soyut verilerini insanlığın faydasına somut olarak aktarabilecek bir zeka ve beceriyi içermesi gerekiyor. O zaman mühendislerimizin aynı zamanda çok nitelikli insanlar olması gerekiyor ki buna bir de insanlık adına nelerin faydalı nelerin yararlı olduğunu takdir edebilecek bir gönül, ruh ve kültür derinliği olsun. Çünkü, ne yazık ki insan olarak dünya tarihinde yaşadığımız pek çok felaketlerin de sebebini bir anlamda mühendisler olarak söyleyebiliriz. Sorumsuz bir mühendisin imza attığı bir baraj projesinin insanlara nelere mal olduğunu, ya da atom mühendisliğinin, ya da diğer mühendislikleri. Diyeceğim şu ki; Bizler sosyal bilimciler olarak hata yaptığımız zaman etkimiz belki sınırlı olabiliyor ama mühendislerimiz hata yaptığı zaman insanlığın bütünü ilgilendirebiliyor. Sözgelimi, atom bombaları. O zaman tek başına kontrol edilmezse hakikaten şiddetli bir güç olabilecek bilgiyi aynı zamanda da içinde yaşadığımız toprakların değerleriyle denetlenebilecek ve denetleyebilecek, yönlendirebilecek bir ruh enginliği de eğitimler için de verilmesi gerekiyor diyebilirim.

Başladığımız zaman 20 binlerde öğrencilerimiz vardı ama şimdi bu 100 binleri geçti. Demek ki ülkemizin mühendislik planlamamsında bizim eğilmemiz gereken ciddi sorumluluklarımız var. Ben o 20 bin öğrenciyle de ders yaptım, daha sonraki öğrencilerle de ders yapma şansına da erdim. Sizler şüphesiz bunu mütemadiyen tecrübe ediyorsunuz ama çok farklı bir duygu. Anadolu deyişi bunu çok güzel ifade etmiş, iyi kumaştan iyi elbise olur. O zaman biz nitelikli kumaşlar yetiştirmeliyiz. Nitelikli kumaşlar sizin dilinizle malzemeler demek zorundayız. Bu eğitim sistemi bu itibariyle  en azından mühendislik fakültesi  açısından sadece üniversite eğitimine değil, ona kaynak sağlayan ilk, orta, lise eğitiminin de  bir bütünlük içerisinde değerlendirilip, o andan itibaren planlanmalı diye düşünüyorum.

Buradaki mühendislik fakültesi ekibimiz inanılmaz genç, kondisyon ve yaş ortalaması itibariyle belki de Türkiye’nin  en gençlerinden birisi. Ama heyecanla çalışıyorlar. Sanki arkalarında 20-30 yıllık bir tecrübe varmış gibi gayret sergiliyorlar. Biz de idare olarak onların ve çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu her türlü teknik donanımı hiç sorgulamadan sağlamaya çalışıyoruz. Kısmet olur da ziyaret etme şansınız olursa bir mühendislik fakültesinde olması gereken donanımın hepsine aşağı yukarı sahibiz. Bundan sonra da olacağız. Arkadaşlarımız da yaptıkları projelerle çok büyük destek sağlıyorlar. Bize çok büyük heyecan ve enerji sağlıyorlar. Ben de huzurlarınızda onlara teşekkür etmek istiyorum. Bu çalışmamızın memleketimize, ülkemize faydalı sonuçlar getirmesini diliyorum.”

Ülkenin gelişiminde mühendislerin rolü büyük

İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, konuşmasında ülkenin gelişiminde mühendislik fakültelerinin çok büyük katkısı olduğunu belirtti. Karaca, ‘Değişmeyen tek şey değişimdir demişler. Aslında biz mühendisler olarak değişime en çok açık mühendislerden bir tanesiyiz. Benim sunumum aslında biraz daha değişimi nasıl yapmalıyız ile ilgili. Başlıca sorunları nasıl ele almamız gerektiği ve geleceği nasıl şekillendirebiliriz ile ilgili.  İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kuruluşundan bu yana 242 yıl oldu. Bazı tarihçilere göre 1734 yılında kuruldu, bazıları da 1775 diyorlar. Ülkenin gelişmesine baktığımızda mühendislik fakültelerinin büyük emekleri olduğunu görüyoruz. Hepinize saygıyla sevgiyle selamlıyorum’ dedi.

Üniversite şehrimizin lokomotifi

Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı, üniversitenin Bilecik’in gelişimi noktasında büyük katkılar sağladığını belirterek, ‘Şehrimizin tarihi son derece köklü ama o derece şehrimizin lokomotifi konumunda olan, bizleri heyecanlandıran üniversitemiz de o derece genç. Bizler Bilecikliler olarak tüm kurum ve kurullarımızla el ele, gönül gönüle vererek bu iki karışımı iyi değerlendirerek, köklü tarihimiz ve genç üniversitemizin enerjisini birlikte değerlendirerek geçmişiyle övünen, geleceğe emin adımlarla yürüyen marka şehir Bilecik’i oluşturma çabası içindeyiz. Üniversitemizin kurulması şehrimizin gelişimi ve değişimi noktasında katalizör görevi yaptı, lokomotif görevi yaptı. Hem geçmişimizi hem daha iyi anlar olduk hem de geleceğimize o kadar emin adımlarla yürüyen bir şehir olduk. İnşallah atalarımızdan aldığımız bu mirası tarihi misyonuna uygun bir vizyon yükleyerek gelecek nesillere ulaştırma çabası içindeyiz. Bu yolculuğumuzda sizler gibi değerli misafirlerimizi ağırlamaktan son derece mutluluk duyuyoruz. Mühendislik fakültesi dekanlarımızın ucuzun süreden beri yürüttüğü bu istişare toplantıları ülkemizin bugünü ve geleceği açısından da bizleri son derece ümitlendiriyor ve gurur veriyor. Birliğimiz her zaman daim olsun. Cenab-ı Hak bizleri kardeşlikten ayırmasın diyorum. Toplantının hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum”

Üniversitelerimizden umutluyuz

Vali Ahmet Hamdi Nayir, yaptığı konuşmada, ‘Bugün bir tatlı heyecanı yine birlikte yaşıyoruz. Bölgemizin belki coğrafi ve nüfus olarak küçük bir ili Bilecik ama tarihi ve kültürüyle büyük, Osmanlıya yapmış olduğu ev sahipliğiyle, o ulu çınarın toprağa düştüğü yer olarak büyük. Kurtuluş Savaşı’ndaki fonksiyonuyla büyük. 7.’si kurulmakta olan organize sanayi bölgeleri 300’ü aşkın sanayi tesisiyle büyük. 4 ayrı coğrafyanın toprağını taşıyıp, 4 bin dönümün üzerindeki serasıyla İstanbul’un en büyük tedarikçisi olması hasebiyle büyük. İnanıyorum ki bu şehri iyi tanıyan kişiler, bu şehirdeki gelişmeleri takip eden kişiler, ülkemizin ve insanımızın geleceğine daha ümitle bakacak, bir sürü güzelliği burada görebilecekler. Bu toplantıların ilimize olan katkıları kadar bu toplantılara katılımcı olarak gelen kişilerin ilimizdeki bu güzellikleri gördükten sonra ayrı bir şevk unsuruyla gelişmelerin farklı yerlerdeki farklı derecelerdeki durumunu da tespit ederek ayrı bir şevkle kendi okullarına, kendi eğitim kurumlarına döneceklerine de inanıyorum. Bir taraftan kendimizi tanıtıyoruz, bir taraftan da ilimizdeki bu gelişmelerle büyük şeyler beklediğimiz üniversitelerimize, fakültelerimize bir şevk unsuru olabiliyorsak ondan da mutluluk duyuyoruz. Tecrübe, insanlığın ortak mirası. Bu mirası paylaşmak için vesileler bulmak lazım. Bu toplantılar da bunun en güzel örneği. Biz bir şeylere kolay başlıyoruz ama sürdürmede aynı kolaylığı taşıyamıyoruz. Ben burada şahsen sevindim. 31.’si düzenlenen bir toplantı. İlimizde ilk ama ülkemizde 31.’si düzenlenen bir toplantı. Bir istikrarın, bir sürdürülebilirliğin ölçüsü olarak bize de umut veriyor. Dileriz ki nice 100’lere, 200’lere ulaşan bir rakamla bu tecrübeleri, yeni usulleri tanımak ve aranızdaki sempati kanallarını açık tutarak bu çalışmaların, iyi çalışma örneklerinin diğer fakültelerimizde, diğer  üniversitelerimizde yaygınlaşmasını sağlayacak bu çalışmalar devam edip gitsin.

Üniversitelerimizden umutluyuz. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitemizde huzur iklimi içerisindeki eğitimiyle, kişilikli binalarıyla ve özverili öğretim kadrolarıyla hem ilimize, hem ülkemize çok önemli baaşrılar getirdi ve getirecek. Biz ümidimizi sürekli yüksek tutuyoruz. Yapılanları da yapılacakların bir garantisi olarak görüp, bu toplantılarda bulunmayı da bu açıdan değerlendirdiğimizde çok önemli addediyoruz. Biz kendimizi burada ev sahibi olarak görüyoruz. Olması gereken her türlü desteği vermeye çalışıyoruz. Ben tekrar bütün misafirlerimize geldikleri için teşekkür ediyorum. Bu çalışmaların başarılı sonuçlarını hep birlikte görmek dileğiyle  hepinize saygılar sunuyorum’ dedi. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner524

banner92

banner714

banner679

banner620

banner390

banner510

banner503