banner401
banner422
banner472

OSMANLI’DA MODERNLEŞME ( BATILILAŞMA )( 2 )

 OSMANLI’DA MODERNLEŞME ( BATILILAŞMA )( 2 )

     3. Selim Döneminde Modernleşme Çalışmaları (1789-1807) :

3. Selim tahta çıktığı zaman Osmanlı orduları Rusya ve Avusturya ile iki yıldan beri savaş halinde idi. Tahtta bulunan amcası 1. Abdülhamit Özi kalesinin Ruslar tarafından alındığı haberini okurken felç geçirerek vefat etmişti. Saraydaki kafesinden çıkıp tahta oturan 3. Selim şehzadeler içinde devletin uzun zamandır gördüğü en yetenekli, bilgili ve tecrübeli sultandı.

3. Selim, gün geçtikçe  çözülüp anarşiye gömülen müesseseleri Batı usulleriyle yenilemeye karar verdi. Ne var ki, Batı’yı doğru dürüst tanımıyordu. Devlet adamları içinde de tanıyan yoktu..Bu sebeple, yakınlarından,  Ebu Bekir Ratip Efendi’yi, Batı müesseselerini görüp incelemek üzere Avrupa’ya gizli memuriyet ile gönderdi.* Ebu Bekir Ratip Efendi Avrupa’dan 500 büyük sayfalık bir risale ile İstanbul’a döndü. (1793) Türk elçisi, bu ve diğer müşahedeleri ile, Batı’da din ile  dünya işlerinin ayrılmış olduğunu görmüş ve Batı devletlerinin, filozofların ve devlet işlerinden anlayan kimselerin düşünce ve bilgilerine göre geliştirdiklerini belirtmiştir. 3. Selim’in orduda ve donanmada yapmak istediği Batılılaşma hareketi bile dine aykırı görüldü ve önce Ebu Bekir Ratip Efendi boğduruldu; sonra da ıslahatçı ekibi ile, şeriat adına katledildi.(1807)

Savaş meydanlarında alınan yenilgiler ve verilen kayıplar dolayısıyla modernleşmede öncelik orduya verildi. Bunun için bile Avrupa’nın organizasyonu ve tekniğinden faydalanmak gerekiyordu.3. Selim, önceliği askeri alana verdiğinden, “ Nizam-ı Cedid ” adıyla bir askeri ocak oluşturuldu. Nizam-ı Cedid yeni düzen demekti. Deniz Harp Okulu (1773) ve Topçu  Okulu (1794 ) açıldı. Bu okulların açılmasında ve eğitim programlarının hazırlanmasında Fransa örnek alındı ve eğitmenler oradan temin edildi.**

 3.Selim devrinde yapılan en önemli diplomatik yenilik daimi elçiliklerin kurulmasıdır. Avrupa’lılar yüzyıllardan beri Osmanlı devletinde daimi elçilikler bulundurdukları halde Osmanlı Devleti, üstünlük psikolojisinden dolayı Avrupa’da elçilik bulundurmamıştır. 1793’de Paris, Viyana, Berlin, Londra elçilikleri açıldı.

18. Yüzyıl, Türk ve Batı tarihi açısından önemli bir yere sahiptir. Amerika’nın bağımsızlık  hareketi  (1776) ve Fransız  İhtilali (1789) bu yüzyılın ayrıca iki önemli olayı idi. Fransız Devrimi Kilise’nin Devlet yönetimi üzerindeki mutlak hegemonyasına son veren Avrupa’daki ilk toplumsal ayaklanmaydı. Özellikle Fransız İhtilali  kıta Avrupa’sını  dalga dalga  sarsarken Manş’ın ötesinde İngiltere’de yepyeni üretim ve iktisat sistemlerinin temelleri atılıyordu. Teknolojide çok önemli gelişmeler olmuş, endüstride kol gücünün yerini makine ve buhar gücü almıştı. Bütün bu gelişmelerden Osmanlı maalesef çok uzak kalmıştı.

Hatta ulema, birkaç asırdır, Avrupa’lıların  kafirliğinden söz ederek, kamuoyunu, kaynağı Garp olan her şeye karşı tepki göstermeye ya da onu küçük göstermeye alıştırdı. Batı lisanlarını öğrenmek, ilmiye sınıfı mensupları için “ küfür ” alameti olarak bile görüldü.  Batı’nın “ kafir ”, matbaanın  “gavur” icadı olduğunu bu sınıf ilan etmiştir. Bu yüzden Osmanlı yönetici ve aydını Avrupa  lisanlarını bilmediği için, devletin dış politikası, Rum ve Ermeni’lerin eline geçti.**

Osmanlı’da siyasi-idari değişme, yönetimden halka empoze edilen bir süreç izlemiştir. Halkın bu hareketlerde aktif bir rolü yoktur. Bunlar tepeden bir ‘ihsan’ olarak verildiği için, yine tepeden kolayca geri alınabilmektedir. Halkımızda, kendi hakları ve özgürlükleri için mücadele etme kültürü gelişmemiştir. Oysa Batı’daki değişiklikler halktan yönetime doğru olmuştur. Halk. Kendi çabasıyla haklarını elde ettiği için, bunu korumak konusunda da hassas davranmaktadır.**

Bütün bu  reformcu  çabalarına rağmen 3.Selim kendini, yenilikleri bir türlü kabullenemeyen mutaassıp Ulemanın ve zorba Yeniçerilerin elinden kurtaramadı. Bütün gerici güçlerin kendi aleyhinde birleştiğini gören 3.Selim kardeş kanı dökülmemesi uğruna bir  Hatt-ı Hümayun yayınlayarak  Nizam-ı Cedid’i  kaldırdığını ilan etti ve tahttan ayrıldı.  Kabakçı Mustafa’nın başını çektiği isyancılar hal fetvası ile görevden alınan Sultan Selim’in yerine yeğeni 4. Mustafa’yı tahta çıkardılar. (1807-1808) Ayaklanmadan kurtulup kaçan yenilikçiler Rusçuk Ayan’ı Alemdar Mustafa Paşaya sığındılar. 3. Selim’i tekrar tahta çıkarmak ve Nizam- Cedid’i  tekrar kurmak isteyen Alemdar ve taraftarları saraya yürüdü. Bunu gören 4. Mustafa 3. Selim’i öldürttü. Kardeşi 2. Mahmut’u da öldürtmek istediyse de bunu başaramadan kendisi ve  isyancılar  Alemdar  tarafından  öldürülerek 2. Mahmut tahta çıkarıldı. (1808-1839)

Nizam-ı Cedid gibi geniş bir program, 3. Selim gibi aydın bir hükümdar Ulema ile Yeniçeri’lerin işbirliğine ezilmişlerdi. Bir kere daha, bir ıslahat  teşebbüsü bir irtica hareketiyle bastırılmıştı. Üstelik buna İngiltere ve Fransa gibi batılı ülkelerde  bizzat yardım etmişti.***

Bundan sonraki ıslahat çalışmaları 2. Mahmut tarafından devam ettirilecektir.

(*): Prof.Dr. Bernard Lewis / Modern Türkiye’nin Doğuşu/ Arkadaş Yay.                                   

(**): Prof.Dr. Bilal Eryılmaz/ Tanzimat ve Yönetimde Modernleşme /İşaret Yay.

(***): Prof.Dr. Tarık Zafer Tunaya / Türkiye’nin Siyasi Hayatında  Batılılaşma Hareketleri

      İstanbul Bilgi Ün.Yay.                                                                                                                        SEZAİ BALTA

    

                                                                                                             

                                                                                                  

                       

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Semih Dindar 3 hafta önce

Tebrik ederim. Özellikle yaşadığımız toplumsal iklim dikkate alındığında çok yararlı bir yazı dizisi. Saygın referanslara dayanıyor. Tabii buradan herkes bastığı zemine göre farklı sonuçlar çıkaracaktır. Bana göre bu yazı dizisi bize iki temel konuyu anlatıyor:
1- Din kurumundaki yozlaşmanın Osmanlı İmparatorluğunu nasıl çürüttüğünü,
2- Türkiye Cumhuriyetinin neden laik ve demokratik temeller üzerine kurulduğunu.
Eğer bugün yaşadığımız sosyopolitik süreç gelecekte; evrensel hukuk normlarının egemen olduğu o güzel günlerde bir yazı dizisine konu olur ise, o da bize "laiklik ve demokrasinin din karşıtlığı değil, bilakis dinsel yozlaşmanın panzehiri olduğunu" anlatacaktır.

banner524

banner92

banner504

banner503

banner402

banner406

banner520

banner390

banner510