banner716
banner401
banner422

“İŞ GÜVENCEMİZ, VAZGEÇİLMEZİMİZDİR”


Türk Büro Sen Bilecik İl Temsilcisi Cüneyt Taşkesen, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da memurun hakları için mücadele etmeye devam edeceklerini belirtti. Kimsenin karşısında hele ki söz konusu memurun iş güvencesi olduğu zaman asla eğilmeyeceklerini belirten Taşkesen, “Memurların iş güvencesinin Türkiye Kamu-Sen için “Kırmızı Çizgi” olduğunu kamuoyu ile bir kez daha paylaşırken, iş güvencemize yönelik en ufak bir tehditte iş bırakma eylemlerine kadar her türlü hakkımızı kullanacağımızı Hükümet yetkililerine bir kez daha hatırlatmak isteriz” dedi.

                Taşkesen, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:             

“YAZDIK OLMADI.

SÖYLEDİK OLMADI.

BELGELEDİK OLMADI.

50 BİN KİŞİ İLE MİTİNG YAPTIK OLMADI.

BİR KEZ DAHA UYARIYORUZ.!

İŞ GÜVENCEMİZ KALDIRILIYOR..

İŞİNE,AŞINA,GELECEĞİNE SAHİP ÇIK..

DAHA NE KADAR TAHAMMÜL EDECEKSİNİZ...

İŞ GÜVENCEMİZ, VAZGEÇİLMEZİMİZDİR

Bilindiği üzere AKPARTİ hükümeti iktidara geldiği günden bugüne memurların iş güvencelerini ellerinden alacağını her fırsatta dile getirmiştir.

Geçtiğimiz yıl Torba Yasa tasarısına eklenen bir madde ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının üçüncü ve dördüncü cümleleri değiştirilmiş, daire başkanı, genel müdür gibi üst düzey görevlerde bulunan memurlar ile kolluk güçleri olan polis ve jandarmanın haklarında verilen görevden alma, yer değiştirme, unvan değişikliği kararlarına karşı dava açsalar bile eski görevlerine dönmelerini engellenmişti.

Yapılan bu değişiklikle görevden alınan memur, açtığı davayı kazansa bile yeniden eski görevine değil başka bir kadroya atanacak, mahkeme kararları 2 yıl içinde uygulanacak, kararı dikkate almayan yöneticilerle ilgili de hiçbir cezai işlem yapılamayacaktı. Ancak Anayasa Mahkemesi bu değişikliği kanunlara aykırı bularak iptal etmişti.

İptalin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden işçi-memur ayrımının kaldırılması gerektiğini, çalışanlar kavramının getirilmesi gerektiğini ve dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir ayrım olmadığını ifade etmişti.

Halbuki Devlet Personel Başkanlığı’nın resmi internet sitesine bakılırsa birçok gelişmiş ülkede aynen kamu çalışanları gibi hayat boyu iş garantisi olan devlet memurlarının var olduğunu görürler. Örneğin Hollanda’da süreli sözleşmeli çalışanların oranı yüzde bir bile değil. Amerika’da da çalışanların %90’ı hayat boyu çalışanlar, yani güvenceli çalışanlar Hepsi iş garantili ancak nedense Türkiye’de devlet memurların iş garantisi birilerini rahatsız ediyor.

Türkiye’de memurun iş güvencesi sınırsız değildir. Memurun nasıl işten çıkarılacağı yasalarımızda açıkça belirtilmiştir. Her yıl çeşitli disiplin suçlarından 500’ün üzerinde memurun işten atıldığını ve 20 binden fazla memura ceza verildiğini her halde biliyorlardır.

Üstelik bizde Türkiye Kamu-Sen olarak, memuriyete uygun hareket etmeyen, devleti zarara uğratan ve akçeli işlere bulaşan memurlar işten atılmalıdır diyoruz. Bunun için memurun iş güvencesinin kaldırılmasına ger yoktur. Mevcut yasalar bunu sağlamaya yetiyor.

Ancak Kamu kurumlarında başlatılan “paralel yapı” furyası ile birçok memur görevden alınmış, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tabiri ile “kurunun yanında yaşta yakılmıştır.” Yapılan operasyonlar yeterli görülmemiş olacak ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan 657 sayılı DMK’nın değiştirilmesi isteğini 1 Kasım seçimlerinden 2 gün önce tekrar dile getirmiş “Ne yazık ki bu paralel yapı ülkemizde birçok bizim devletin içerisine sızmış virüs gibi. İstihbaratta da var, milli istihbarat, emniyet teşkilatı, TSK bütün bunların hepsinde bunlar var. Ve buralarda çok ciddi iletişim sağlamaya devam ediyorlar. Bakanlıkların içerisinde hemen hemen hepsinde var. A'dan Z'ye temizlemek mümkün değil. Her şeyden önce 657 değiştirilmediği sürece bu iş çözülmez. Bu kanun değiştiği andan itibaren farklı bir sistem oturtulabilir. Bu sistemde bir defa bu dünyanın her yerinde işçi memur ayrımı yoktur. Çalışanlar vardır. Hakkını veriyor çalışıyorsa tabi ki orada tutulacaktır. Ama bir insan ihanet içinde ise bu zırhı kullanamayacaktır" demiştir.

                Bu açıklamasından sadece 1 gün sonra, Başbakan Ahmet Davutoğlu da "Memurluk. Emekliliğine kadar korunak altında, çalışmasa dahi devlet ödeme yapmak zorunda. Bu çalışma performansını etkilememeli. Devlette şunu diyebilmeli, "çalışmıyorsun ya da yanlış çalışıyorsun." 2 Kasım’da yeni hükümeti kurduğumda şunu desem, "sizi gözlüyorum, şu bürokratları başarılı görüyorum, şunları başarısız görüyorum" desem bütün o bürokratlar giderler Danıştay'a. Benim görevim ayrımcılığa tabi tutmamamız. Beni tek ilgilendiren bu memur vazifesini yapıyor mu? Ama bu liyakat kriterlerini koyduktan sonra, elimizin serbest olması lazım. Hiç ehil olmayan bir memurumuzu yerinden oynattığımızda hesabını biz veriyoruz. Bürokrasinin kendi iç hiyerarşisini koruması lazım. Bizim daha etkin bir değerlendirme sistemi içinde düşünmemiz lazım" demiştir.

 YANDAŞ SENDİKA İŞ GÜVENCESİNİN KALDIRILMASINA SESSİZ KALIYOR

                AKPARTİ iktidarının destekçisi olan, bulduğu her fırsatta memura hezimet yaşatan Memur-Sen’in bir toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı bu sendikanın üyeleri olan katılımcı memurların gözlerinin içine baka baka, “memurların güvencelerinin kaldırılması gerektiğini” söylemişti. Maalesef ki, o memurlar da Cumhurbaşkanı’nı alkışlamışlardı.

                Bilinmelidir ki, devletteki memurlar, devletin hafızasıdır. Devleti somutlaştıran insanlardır. Devletten memurları çıkardığınızda geriye “Duvarlar ve Kurallar” kalır. Devlet memurları, devletin varlığının birliğinin ve dirliğinin teminatıdır.

                AKPARTİ iktidarı boyunca memurlar arasında “bizden olanlar ve olmayanlar” ayrımı yapıldı. İstisnai memur kadrolarında doldur boşalt yöntemiyle 20 binin üzerinde yandaş memur yapıldı. Kamuda liyakat, birikim ve ehliyet ayaklar altına alında. Çalışma barışı bozuldu. Bunların hepsi iktidara yandaş olan memur konfederasyonu aracılığıyla yapıldı. Yaşanan hukuksuzluklara memur sendikası olduklarını unutarak ortak oldular.

                Türkiye Kamu-Sen ve Türk Büro-Sen olarak, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da memurun hakları için mücadele etmeye devam edeceğiz. Kimsenin karşısında hele ki söz konusu memurun iş güvencesi olduğu zaman asla eğilmeyeceğiz. Memurların iş güvencesinin Türkiye Kamu-Sen için “Kırmızı Çizgi” olduğunu kamuoyu ile bir kez daha paylaşırken, iş güvencemize yönelik en ufak bir tehditte iş bırakma eylemlerine kadar her türlü hakkımızı kullanacağımızı Hükümet yetkililerine bir kez daha hatırlatmak isteriz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner524

banner92

banner714

banner679

banner620

banner390

banner510

banner503