banner716
banner401
banner422

GÜNEŞ YANIĞINA DİKKAT!
 

Bilecik Devlet Hastanesi Cildiye Uzmanı Uzman Dr. Abdurrahman Aslan, yazın sıcaklarda oluşabilecek cilt hastalıklarına karşı uyardı. Yaz mevsimin sıcaklığın ve nem oranının artması ile ciltte çeşitli alerjilerin ve egzama hastalığının ortaya çıktığını söyleyen Aslan, Bilecik’te hastaların en çok güneş yanığı şikayeti ile hastanelere gittiklerini kaydetti. Havuzlarda güneş altında fazla kalınması sonucunda ciltte yanık izlerinin oluştuğunu belirterek, ‘Bilecik su kültürü çok fazla olan bir şehir değil ve insanlar güneşin tek başına bir zarar vermeyeceğini düşünüyorlar. Fakat güneşin pek çok etkisi var’ dedi.

Güneş altında fazla kalındıktan sonra oluşan yanıklara karşı öncelikle soğuk duşun alınmasını öneren Aslan, B vitamini içeren nemlendirici ve yatıştırıcı kremlerinde yanıklara iyi gelebileceğini söyledi. Yanıkların ileri derecede olduğu zamanlarda vatandaşların mutlaka doktora gitmesini ya da eczanelerden konu ile ilgili bilgi almasını önerdi. Cildiye Uzmanı Uzman Dr. Abdurrahman Aslan, konu ile ilgili verdiği bilgilerde şunları aktardı:

En fazla oluşan sorun, güneş yanığı

“Yaz gelince doğal olarak güneş artıyor ve hava kuruyor. Aynı zamanda nem oranı da artıyor. Dolayısıyla güneş yanıklarına, güneş lekelerine neden oluyor. Sıcak ortamlarda haşereler çoğalıyor. Özellikle sinekler, sivrisinekler, örümcekler ve böcekler gibi canlılar çoğalmaya başlıyor. Dolayısıyla cilt alerjileri ve böcek ısırıklıkları ve buna bağlı çeşitli alerjik ekzamalar artıyor. Yaz aylarında cildimize yaptığımız uygulamalarla kış aylarında yaptığımız uygulamalar birbirinden farklılıklar gösteriyor.

Güneş yanıkları yazın en fazla oluşan sorunlarından. Özellikle açık havuzlara gidip de cildinde yanık izleri oluşan hastalarım oluyor. Bazen güneşin altında fazla kalıyorlar ve sonrasında da ikinci derece güneş yanıklarıyla gelebiliyorlar. Genel anlamda Bilecik’teki hastalara öncelikle şu bilinci kazandırmamız gerekiyor; Bilecik su kültürü çok fazla olan bir şehir değil ve insanlar güneşin tek başına bir zarar vermeyeceğini düşünüyorlar. Fakat güneşin pek çok etkisi var.  D vitamini sentezi, kemiklerimizin güçlenmesi için gerekli hormonların sentezlenmesi gibi iyi özellikleri olduğu gibi aynı zamanda yanıklar gibi çeşitli yan etkileri de var.

Güneş kremlerimizi 2 saatte bir yenileyin

Çocukluk çağındaki yanıkların, özellikle 15 yaş altında şiddetli güneş yanıklarına maruz kalmış çocuklar ileriki yaşlardan sonra cilt kanserlerine yatkınlığını artırıyor. Eğer çocukken bir kere bile yansanız daha ileriki yaşlarda deri kanseriyle ilgili bir hastalığınız olmasına neden olabiliyor. Dolayısıyla sıkı bir şekilde güneşten korunmamız gerekiyor. Özellikle açık havaya gideceksek, bağa, havuza, tarlaya gideceksek mutlaka güneş koruyucu kremlerimizi kullanmamız gerekiyor. Açık havaya gittiğimizde güneş kremini bir kere sürmemiz yine yeteli olmayacaktır. Açık havada, güneşin altında, tam da dik saatlerde çıkmamaya çalışmalıyız. Özellikle dik saatlerde şezlong altında, güneşin görmediği alanlarda bulunmamız gerekiyor. Buna rağmen güneş kremlerimizi 2 saatte bir yenilememiz gerekiyor. Bazı güneş kremleri günde 1 kez sürülse yeterli deniyor ama aslında güneş kremlerinin de bir ömrü var. Örneğin eğer havuz altındaysak, kıyafetimiz olmadan açık havada duruyorsak  2 saatte bir mutlaka güneş kremimizi yenilememiz gerekiyor.

Beyaz bir ti-shirtin güneş koruma faktörü SPF 5’tir. Bizim güneş kremlerimizin ise ortalama SPF 30’DUR. Hatta bizim önerdiğimiz güneş kremlerinin SPF’si 50’dir. Bunları tercih ederken de cildimize uygun olanları kullanmamız gerekiyor. Cildi kuru olan bir hasta yağlı ciltler için üretilmiş bir güneş kremini kullandığı zaman aksine kaşınma ve kızarıklık yaşayabiliyor. Yağlı cildi olan bir hastamız yağlı bir güneş kremi kullandığı zaman bu da vücutta sivilcelere ve siyah noktalara neden olabiliyor. Cildin aşırı yağlanması mantar enfeksiyonlarını kolaylaştırabiliyor. Dolayısıyla cilde uygun bir güneş koruyucusu kullanmamamız gerekiyor. Ayrıca güneş kremimizi eczacımıza, doktorumuza danışarak kullanmamız gerekiyor.

Yanıklara karşı ne yapılmalı?

Peki cildimizde yanıklar oluştu, o zaman ne yapacağız? Evde uygulayabileceğimiz bir takım çözümler var bu konuyla ilgili. Soğuk duş almalıyız. Bu sırada vücudumuza duş jeli değmemeli. Duşun sade suyla alınması gerekir. Hemen sonrasında bepanten gibi B vitamini içeren nemlendirici ve yatıştırıcı kremler sürülebilir. Eğer baş edilemezse doktorunuza veya eczacınıza danışmanız gerekir, daha üst basamak tedaviler için.

Güneş lekeleri özellikle bayanlarda, gebelik sonrası ya da yaz aylarından sonra birçoğu yüzde güneş lekeleri veya çillenme lekelerinden yakınmalar oluyor. Burada birinci basamakta her sabah ve öğlen güneş kremini öneriyorum. Evin içerisinde dahi güneş kremlerimizi kullanmamız gerekir. Çünkü UVA dediğimiz bir ışık var. Bu UVA dediğimiz ışık camdan dahi geçiyor. Bu UVA ışığı da cilt lekelerinin artmasına neden olan faktörlerden bir tanesi. Yaz aylarında güneşten korunmak için güneş koruyucular, yaz bittikten sonra da cildiye uzmanlarına geliyorlar ve leke tedavilerine başlıyorlar. Yazın leke tedavisi yapılmasını be önermiyorum, özellikle sonbahar aylarında, Eylül ayından sonra öneriyoruz.

Cilt alerjileri

 Vatandaşlarımız yaz ayarında daha çok açık havada bulunuyor. Burada haşereler, küçük polenler, tozcuklar, sinekler, keneler dolaşabiliyor. Dolayısıyla eğer açık havada örneğin bağa, bahçeye gideceksek uzun eşyaları tercih etmeliyiz. Eğer uzun süre güneş altında çalışacaksak haşerelerden korunmak için pantolonumuzu çorabımızın içine sokmalıyız. Buna rağmen herhangi bir kızarıklıkları olduğu zaman yine bu bölgeye soğuk uygulamak gerekir. Bir pet şişe içerisinde konulan soğuk suyu o kızarıklıkların üzerine bir 15 dakika, günde 4-5 sefer uygulama şeklinde yapabilirler. Hastalarımızda bu kaşıntı ve kızarıklıklar devamlılık gösterirse yine bir eczacıya ve bir doktora başvurmaları uygun olacaktır.

 Evlerin içerisinde de yine böceklere bağlı kızarıklık ve kaşınmalar olabiliyor. Küçük yaşlardaki çocuklarda görülüyor bunlar daha çok. Kollarında veya bacaklarında küçük kızarıklıklar olabiliyor. Böyle bir durumda evlerini 3 gün boyunca arka arkaya, herhangi bir böceksavar araçla ilaçlamalarını öneriyorum.

Yazın cilt bakımı nasıl yapılır?

Cilt bakımlarımızı cilt tipimize göre yapmalıyız. Genelde bizim genç hastalarımızın cilt yapıları biraz daha yağlı veya karma ciltler oluyor. Bu hastalara ben özellikle akşam 18.00’dan sonra şekerli, unlu yiyecekler ve yağlı yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durmalarını tavsiye ediyorum. Bu şekilde hormonel dengemiz düzene girer ve yağlanma azalır. Cildin yağını azaltıcı çeşitli sabunları eczanelerden temin edebilirler. Yine sabahları ciltlerine uygun bir güneş kremiyle dışarı çıksınlar.

Biz 3 nedenden dolayı yaşlanıyoruz. Bunlardan birisi güneş ışınlarına bağlı foto aging, ışığa bağlı yaşlanma dediğimiz neden. O güneş koruyucuyla durdurulabiliyor. Bir diğeri, de yaşlılığa bağlı hücre yıpranması sonucu oluşan radikallere bağlı yaşlanma. Bu radikallerin oluşmasının tetikleyicilerinden birisi de güneş ışığı.

Yaz aylarında kuru ciltler daha da kuruyor

Güneşin bu kadar yan etkileri olmasına rağmen yaralı etkilerini de göz ardı etmemesi gerekir. D vitamini sentezi için güneşin büyük bir yararı vardır. Onun için de saat 10-11.00 gibi güneşin tam tepede olduğu saatler değil, akşamüzeri kolların güneş görmesi, yeterli D vitamini salgılanmasını sağlar. Dolayısıyla saatlerce güneşin altında durunca daha fazla D vitaminimiz olması anlamına gelmez. Belli bir aşamadan sonrası artık zarar vermeye başlıyor.

Yaz aylarında kuru ciltler daha da kuruyor. Dolayısıyla kuru ciltli vatandaşlara nem maskesi öneriyorum. Nem maskelerini eczanelerden temin edebilirler. Ya da basit bir şekilde evlerinde de yapabilirler bu nem maskelerini.

1 yemek kaşığı ev yapımı yoğurt,  1 tatlı kaşığı bal, birkaç damla da limon suyunu karıştırarak gece, haftada bir sefer 10-15 dakika yüzümüzde bekletiyoruz. Özellikle kuru ciltler için bu nem maskesi olarak kullanılabilir. Bunlara rağmen yeterli hale gelmezse profesyonel ürünler için eczanelere ya da doktorlarına başvurabilirler.

10.00-16.00 arası dışarı çıkmayın

Saat 10.30 dan 15.30-16.00’a kadar olan saatlerde çok fazla dışarıda kalmamaya özen göstermeliyiz. Kapalı alanlarda da bu kez klima etkisi cildimizi etkileyebiliyor. Hava kurutucu vantilatörler bu kez kuruluğa bağlı egzamalar, sedef hastalığının alevlenmesi, kuruluğa bağlı alerjik dökülmeler artış gösterebiliyor. Dolayısıyla klimalı ortamda çalışan vatandaşlarımızın vücutlarını biraz daha sık nemlendirmeleri gerekir. Örneğin klimalı ortamdan çıktıktan sonra vücudunu havalandırmalıdır.

Güneşten korunma adına vatandaşlarımızı en az ve en etkili güneş koruyucularını öneriyorum. Bunların haricinde diğer krem ve losyonları karıştırmaları vücutta tepkimelere neden olabilir.  Bir çok ürün içerisinde kimyasallar, boyalar, koruyucular var. Neticede bunları karıştırarak fazladan kullandığımız zaman vücutta alerjiler, egzamalar, döküntüler meydana geliyor. Minimal nemlendirme ve güneşten korunma yeterli olacaktır. Özellikle yaz aylarında çok sıcak suyla duş alınmamalı ve duş jelleri çok sık kullanılmamalı. 3 veya 4 duşta bir duş jelleri kullanılırsa bu da kuruluğu azaltır. Çünkü duş jellerinin de kuruluğu artırıcı etkileri var. Çok sıcak suyun da kuruluğu artırıcı etkinliği var. Özellikle kuru ciltli hastalar bebek yağıyla da ciltlerini nemlendirebilirler.

Enzimlerine zarar verebilen ilaçlar var

Sağlıkla ilgili olan ilaçların reklamının yapılmasını çok doğru bulmuyorum. Bakanlığımızca da keza ilaçların reklamlarının yapılması uygun değil. Çok fazla farklı reklamları ilaç prosedürü altında göstermeden, Tarım Bakanlığı onayıyla ya da başka bir ek destek göstererek pazarlanabiliyor. Bazılarının faydası olabiliyor ama bazılarına da aksine zararı oluyor. Hastalara burada önerim, doktorlarına veya eczacılarına danışmadan mümkün olduğunca çok ilaç kullanmayalım. Her ilaç bitkisel dahi olsa karaciğere, böbreğe, cildimize ve diğer organlarımıza zararı olma potansiyeli taşıyan ilaçlar. En basitinden ilaçlara bağlı alerjiler ve karaciğer fonksiyonlarına, enzimlerine zarar verebilen ilaçlar var. Basit bir yeşil çay, ya da basit bir sinameki çayı dahi eğer uzun süre kullanılırsa karaciğere veya kalbe zarar verebiliyor. Dolayısıyla mutlaka eczacılarına veya doktorlarına danışmadan ilaç kullanmamsınlar. Ne keselerine zarar gelsin, ne de vücutlarına zarar gelsin.

Cilt, vücudun en büyük organı

Şu anda hastanede cildiye alanına bakan tek hekim benim. Mutlaka yoğunluk oluyor ve bunu azaltamıyoruz ama mümkün olduğunca çok hastayla ilgilenmeye çalışıyoruz. Bir cildiye uzmanımız daha işe başlayacak. Onunla birlikte yoğunluk biraz daha rahatlayacaktır ama ben şu ana kadar geriye hiç hasta çevirmedim. Gelen her hastaya bakmaya gayret ediyorum. Herkesin ciltle ilgili bir şikayeti var. Cilt, vücudun en büyük organı. Cilt, 10-15 kilogram toplam vücut ağırlığının yüzde 15’i. Karaciğerimiz vücudun ikinci en büyük organıdır. 2 kilogram civarındadır. Dolayısıyla dışarıyla en çok temas eden en büyük organımız, dışarıdaki toksinlerden, mikroplardan bizi koruyan organımız deri. Dolayısıyla en çok ona bakmamız gerekiyor." 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner524

banner92

banner714

banner679

banner620

banner390

banner510

banner503