banner566
banner401
banner422

Çalışan ve çalan gazeteciler

Geçtiğimiz günlerde Belediye Meclisi toplantısında CHP Grup Sözcüsü Soner Olgun’un  gazetecilerin gününü kutlamasının ardından Belediye Başkanı Semih Şahin, Meclis toplantısındaki emektar gazetecilere dönerek hep merak ettiğini çalışan gazetecileri anladığını ama  çalışmayan gazetecilerin nasıl olduğunu sorması ve oradaki gazetecilerin onların çalan ve hazırcı gazeteciler cevabı ile karşılaşmasının ardından 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında sahada çalışan ve emektar bir gazeteci olarak bu yazıyı kaleme alıyorum.

Siz değerli okuyucular sabahları elinize aldığınız gazeteye şöyle bir bakarsınız, dikkatinizi çeken bir haber varsa okursunuz, yoksa başlıklara bakar bırakırsınız, fakat o haber gazetede yazılana kadar birçok aşama ve araştırmadan geçer, gazetecinin emeği söz konusudur.  

Son yıllarda gazetecilik yapmak ülkemizde hayli zorlaştı, yandaş ve candaş olarak ayrılan gazete ve gazeteciler ikiye bölündü.

Yerele bakıldığında gazetecilerin Bilecik gibi küçük illerde çalışmaları da gerçekten daha zor. Sahada olan, diğer anlamı ile çalışan gazetecilerin yaşadıkları zorlukları okuyucu pek fazla bilmez. Sahada olan gazeteciler bir habere gittiklerinde o haber önce tören yada bir konferans ise ses kaydına alır bir yandan da notlar alıp ardından çalıştığı gazeteye gelerek ses kaydını çözer, haberleştirir, ardından o haber Genel Yayın Yönetmeni ya da Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrol edilerek gazete ve internet sitesinde servis edilir.

Diğer yandan, bir kazaya veyahut bir olaya giden sahadaki gazetecilerin ise vay haline…

Olay yada kaza yerinde fotoğraf çekerken engelleyen mi istersiniz, ya da bilgilere ulaşana kadar karınları çatlar. Bir yaralının dahi ismini almakta akla karayı seçen gazeteciler kendi marifetleri ve çevresi ile topladıkları bilgileri düzenleyerek haber yazmaya çalışırlar.

Çünkü bilgi ile beyanı bir türlü ayıramayan Kurum yetkilileri ve çalışanları, orada apaçık olan şeyi aklı sıra gizlediklerini zannederler. Resimleri ortada olan çekilmiş kişilerin isimlerini vermekten sakınan bazı kurum yetkilileri, doğru ve gerçek bilgiyi sakaladıkları için gazetecileri yanlışa ve bilgi kirliliğine sürüklediklerinin farkında bile değillerdir. Bu konuda kamuoyu adına en hassas olması gereken Jandarma ve Polis olmalıdır, çünkü asayiş olayları hem çok önemli, hem de çok ciddidir, birde bunlara İtfaiye’yi ekleyebiliriz.

Yoksa bazı internet sitelerinin yaptığı ve yazdığı gibi kolaya kaçarak, araştırıp gerçek bilgiye ulaşmadan “cep telefonu patlamasını doğalgaz patladı” diye haber yapabiliyorlar.     

Bir de olaya giden sahadaki gazeteciler vatandaşların tepkisi ve hatta saldırısı ile karşılaşır. Bu da yetmiyormuş gibi bir de devletin polisi tarafından sözlü ve fili saldırıya uğrarlar.

Gazeteciler yaptıkları işle sorumlu olmalarının yanında gerçek bilgiye ulaşamamanın sonucu oradan buradan duydukları ile haberi “iddia edildi”şeklinde verme kolaylığına kaçabilirler.

Gazetecilerin en kolay başvurdukları cümle “iddia ediliyor”dur. Halbuki yetkililer tarafından verilecek bilgilerin vatandaşa doğru ulaştırılması hem o kurumu, hem de gazeteciyi zor durumda bırakmayacaktır.

Sahada çalışan gazetecilerin yanısıra bir de çalan gazeteciler son zamanlarda çok türedi. Son yıllarda yaygınlaşan internet gazeteciliği kapsamında 300-400 TL’ye bir site kuran, elindeki cep telefonu ile ortalıkta “gazeteciyim” diye gezmeye başlıyor.Tabiki bunun yanı sıra vergi dairesinde kaydı olan ve internet gazeteciliği yapanlar var. Gazetesi olmayıp “gazetem var” diye ortalıkta gezinen, “gazetemizden şuna buna ziyaret” diye poz vererek haber yapanlar ve kendilerine yer edinmeye çalışan bu tatlı su kurnazı gazeteciler halbuki hiçbir toplantıda ve etkinlikte, kazada ya da olaylarda ortalıkta görünmezler.

Kurumların web sitelerinde yayınladıkları ve herkese gönderdikleri haberleri kullanmanın yanı sıra, emek sarfeden, gece gündüz demeden, mesela sabahın 5.30’un da bir kazaya, yangına ya da bir olaya giden emektar gazetecilerin emeğini çalanlar, evde yatan, dışarı bile çıkmayan, hazıra konan bu gazeteci olarak geçinenler, emekçi gazetecilerin haberlerini çalarak, sabah kalkıp haberi gazeteci deyimiyle ‘takla attırıp’,  internetten, ulusaldan buldukları resimler ile haberleri yayınlarlar. Üç beş günde bir, olumsuz birkaç haber yaparak kendilerini muhalefet gazeteci ilan edenler mi istersiniz,  birileri ile yazışmalarını birilerine yaranmak için ekran alıntısı alarak gösteren mi istersiniz, bir de ulusalda çıkan dergi ve gazetelerin köşe yazılarını alıp kendi yazılarıymış gibi internet sitelerinde yayınlayanlar mı istersiniz. Hatta yazılarda öyle bazı kelimeler var ki, anlamı dahi bilinmeyecek kadar enterasan, o yazar tarafından kaleme alınmış cümleler mevcut. Bu ne demek diye sorsanız, bilirlerse ne olayım.

İlimizde çıkan 3 resmi gazete mevcut, bunların kendilerine ait hepsinin bir de  resmi internet siteleri var. Bir de  DHA, AA ve İHA olmak üzere 3 ajans temsilcileri. Bu ajans temsilcileri yaptıkları ve ulusala geçtikleri haberlerde, doğru, tamamıyla gerçekleri objektif geçmek zorundadırlar. İyi haberlerin yanı sıra, olumsuz haberler de olacak yoksa yapılan yanlışlıklar, ilimizin tanıtımına olumlu ya da olumsuz etki edebilmektedir.

Gazete yayınlayanların işleri daha zordur, hem gazete hem de internet siteleri ile kamuoyuna haber duyurma arzusundadırlar. Birde haber atlatmak vardır gazeteci deyimi ile, kim önceden haberi ilk duyurursa o gün Bilecik kamuoyu tarafından konuşulur, internet sitesi tıklanır, gazetesi elden ele dolaşır.

Bir de değinmeden geçemeyeceğim evde oturup ev hanımı olupta gazetelerin kadrolarını doldurmak için gösterilen gazetecilikle alakası olmayan gazeteciler var. 

Eline makinayı alıp, “bir internet sitesinde çalışmaya başladım, ben gazeteciyim” diyerek ortalıkta gezinen daha sonra da birkaç hafta kaybolan gazeteciler de türüyor. Bir de gazete olarak gerekli prosedürleri tam yerine getirmeden, resmi ilan alan gazeteler de mevcut ilimizde. 

Sonuçta gazetecilik zor bir meslek, iyi yazarsın severler, kötü yazarsın eleştirirler,  söverler, bir de Bilecik gibi küçük illerde bu daha zordur. Ben 17 yıldır gazetemiz sahibinden aldığım güç ve cesaretle kimseden korkmadan, çekinmeden doğru bildiğimi gerçekliği ile yazmaya çalışarak kimilerini kızdırıp, kimilerini sevindirdik ama çizgimizden hiç ödün vermedik. Kamu görevi yapan gazeteciler olarak hep sahada olduk, oturduğumuz yerden gazetecilik yapmadık, çalan değil çalışan gazeteci olduk. Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbrahim Öztosun 2 hafta önce

Adamsın Cafer

Avatar
Tebrikler 2 hafta önce

Noktası virgülüne kadar doğru ve içten bir yazı yazmışsınız.

Avatar
haberci 2 hafta önce

doğru söze bir şey denmez tebrik ederim

Avatar
Misafir 1 hafta önce

Bilecik ilinin acik ara en iyisi Gazeticisi Cafer bey.Tarafsiz,objektif her olay yerinde kendisi mutlaka olur.Sizin ve sizin gibi namuslu gazeticiletin günü kutlu olsun.

banner524

banner92

banner503

banner520

banner390

banner510

banner563